Türkiye'ye Nazi benzetmesi yapılması yanlış mı?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Türkiye'ye Nazi benzetmesi yapılması yanlış mı?

11 Temmuz 2020 - 07:43

Uzun yıllardır Türkiye AB ilişkileri iç ve dış kamuoyunda sıkça tartışılmaktadır. İlişkilerin sürecine paralel olarak bu tartışmalar Türkiye tarafından atılan ve ya atılmayan adımlara göre bazen olumlu bazen de olumsuz yönde olmaktadır.

Kamuoyunun konu ile ilgisi bazı dönemler de yoğunlaşmış ve gündemde yer almıştır. Bu dönemler, 1963 yılında taraflar arasında imzalan Ankara Antlaşması ve sonraki dönem, 1987 yılındaki Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) tam üyelik müracaatı, 1995 yılında taraflar arsında imzalanan Gümrük Birliği (GB), 1999 yılında Türkiye’nin tam aday ülke konumuna getirildiği Helsinki Zirvesi’dir.

Türkiye’nin 2004 yılında o zamanki AKP politikaları ile tam üyelik müzakereleri için bir tarih alması, 2005 Ekim’inde tam üyelik müzakerelerine başlaması ve sonrası kamuoyu için yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmuş olsa da bu durumu sürdüremediler.

Bu dönemlerde kamuoyunda yer alan Türkiye-AB ilişkileri günümüzde gelişen kitle iletişim araçları ile daha fazla tartışılmakta ve hemen her kesimin ilgisini çekmektedir. Türkiye'ni çözmesi gereken Kıbrıs sorunu, ermeni soykırımı iddiaları, ana dilde eğitim ve toplumun demokratik hakları gibi bazı konular

AB ile çetrefilli ilişkiler paralelinde daha bir çok gerekçeler ile Türkiye gündeminden hiç düşmemektedir. Evet, eli kanlı, gözü kanlı, dili kanlı, savaş suçları mahkemelerinde yargılanması gereken birisine bu kadar müsamaha, tolerans, hoşgörü gösterilmesinin nedenini biz elbette biliyoruz. Zaten isyanımız ve kızgınlığımız da bütün bunlardan kaynaklanıyor.

AB kurumlarına meydan okurcasına ortada duran bu gerçekler ışığında, başta Türkiye'nin iç ve dış politikasının bütün boyutlarıyla yeniden gözden geçirilmesinin zorunlu kılacak adımların atılmasını sağlamak AB ülke liderlerine düşmektedir. Bu güne kadar böyle bir çaba içinde olmadılar, bundan sonra olurlar mı bilemeyiz.

AB’nin nasıl bir birlik olmayı tasarlayacağı da bu noktada çok önemli. Türkiye’nin üyeliği konusunda en kritik mesele ise Kıbrıs Sorunu’nun çözülmesi ve Türk-Yunan ilişkilerinin geliştirilmesidir."

Daha bir çok nedenlerden dolayıdır ki Fransa ve Almanya (ve diğer birçok AB ülkesi) bu Türkiye'yi Avrupa Birliği’nde istemiyor. Neden istesinler ki? Halk sefalet içinde yaşatılırken göz göre göre kendini ve yandaş ve yalakalarını zenginleştiren bir diktatörün Türkiye'si asla almazlar.

Bu diktatörlüğün yaptıklarını ortaya döken gazetelere karşı her türlü komplo, tuzak ve gizli tanık adı altında yalancıların verdiği sahte ifadelerle yandaş yargıçları savcıları ile cezaevine atan bu anlayışın AB'ye alınması medeni ülkeler tarafından elbette kabul edilemez.

Muhalif siyasilere, sendikacılara, akademisyenlere, sanatçı ve yazarlara, Türkiye'nin aydınlık yüzlü tüm yurtseverlerine karşı sindirme, yıldırma ve korkutma kampanyaları yürüten bir diktatörlük rejimini neden AB masasının etrafında görmek istesinler?

Bakın AB müktesebatında içerisinde özellikle siyasi çekişmelerin olduğu ülkelerin birinci sırasında Türkiye var, başka bir konu daha var ki bu söylemlere AB ülkeleri gülüp geçiyor. Mesela AB’de ‘Kıbrıs’ diye bir isim geçiyor. Dünyada ‘Kıbrıs’ diye bir ülke yok. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi var diyen bir liderlik AB üyesi olabilir mi?

Evet dostlar, biz görmesek de bir gün Türkiye AB’ye girecek koşulları yakalayacak, Türkiye halkları Avrupalı olacak. Buna eminim. Ama o gün Türkiye’nin başında Erdoğan veya ona benzer birileri olmayacak.  Şu kesindir ki AB, Erdoğan’ın şantajlarına ve tehditlerine boyun eğmeyecek.

İşte yine şahit oluyoruz, AP’de Akdeniz için düzenlenen toplantıda, Türkiye’ye çok ağır eleştiriler yapılarak, bütün ilişkilerin derhal kesilmesi istendi. Fransız parlamenter Thierry Mariani de yaptığı konuşmada, Türkiye’ye uygulamaları ile Nazi benzetmesi yaparak sert tavır alınmasını talep etti.

Halbuki göstermelik olarak ortaya talep konmaz, o taleplerin hayata geçirilmesi için mücadele de verilmesi gerektiğini tüm AP üyeleri bilmiyorlar mı? Başta AİHM kararlarının uygulanmadığını bilmez ya da görmezden gelmiyorlar mı? AB kurumları Türkiye'de rejimi tek başına ele geçirip diktatörlük yönetiminin kurulduğunu görmüyor mu? Elbette görüyorlar ama bu konuları başka yazılarımızda ele almaya devam edeceğim.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar