TUTSAĞIZ BU ADA YARISINDA
Kazım Denizci

Kazım Denizci

TUTSAĞIZ BU ADA YARISINDA

21 Mayıs 2020 - 02:00

Ateş sizin ocağınıza düşmediği için acısını bilemezsiniz ama bu salgın dönemi alışkanlıklarımız kadar duygularımızı da etkiledi. Gördüğünüz gibi bu günlerde sevdiklerini kaybedenler Covid-19 salgını nedeniyle acele bir veda ile yetinmek zorunda kalıyor.

Kırıslıtürk toplumu olarak 1974 savaşı ile kurtarıldıktan sonra, yani 45 yıldır bizim başımıza gelenler pişmiş tavuğun başına gelmedi. Tüm yaşananlara rağmen bize taşınan toplumsal sorunlarımıza kendi gücümüzle çözümlerimizi üretmekten hep uzak tutulduk. 

Türkiye'den dayatılan krizler ve yaşanan acı olaylar karşısında tedbir almamak için kendi iradesizliğimizi de göz ardı etmiyorum. 

Bu günümüzü beceremedik, geleceği planlama adına sorumluluk üstlenmekten korkuyoruz. İşte gerçek ortada,  Covid-19 pandemisi sürecinde geleceği daha iyi kılmak adına tek bir tedbir almadık, hiçbir hazırlık yapmadık. 

***

Karşımızdaki gerçek bir düşman, bilinçli olarak yaratılan ama çok da gerçek olmayan "Türkiye'den geleceği beklenen paralar". Halbuki 1960 Kıbrıs cumhuriyeti anlaşmalarından kaynaklanan kendi yasal yükümlülüğünü dahi yerine getirmeyen bir yönetim var Türkiye'de.

Toplum olarak hakkımız olan tüm dış katkı ve yardımların zemini bizim kendi geleceğimizi daha iyi yönlendirme irademizden başka bir şey değil. Ancak yine karşımıza Ankara faktörü çıkmaktadır. Yönetimdeki irade yokluğu nedeniyle de oluşan zeminsizlik her şeyi hızla tüketiyor. 

Tutsağız bu ada yarısında, her yanımıza zincir vurulmuş gibiyiz, bizler bu adada özgür değiliz. Kendi plan ve programlarımızı yapabilmek için gerekli olan hayallere, düşünceye, bilince ama en önemlisi iradeye sahip olmanın anlamını bilmediğimiz için özgür değiliz.

Özgür değiliz çünkü ortak değerlerin, ortak yaşamın, ortak paylaşımın, etrafımızdaki olanakları geliştirmenin gayretinden engelleniyoruz. Özgür değiliz çünkü daldığımız uykuda gördüğümüz rüyanın rehavetinden kurtulamıyoruz. Özgür değilsek eğer, köle olmaya devam edeceğimizi öğrenene kadar köleyiz.

***

Benim yurdumun bir yarısı değil, adanın bütünü çok güzeldi bir zamanlar ama Ankara'nın stratejik çıkarları gereği her yanı talan edilmemiş, soyulmadık bir dağ eteği, kıyı şeridi bırakmadılar.

 Bizim işbirlikçi siyasi kuklalar burada şov yaparak toplumu uyutmaya devam ediyorlar. Kendi yurdunu, yurttaşını düşünen yok, son günlerde üst üste çıkan bu yangınlara ben biraz şüpheli bakıyorum.

Olmayacak bir şey mi, bende oluşan şüphe ? Bana göre organize bir suç örgütü, çete işi dahi olma ihtimali vardır. Yıllardır ben bu adada yaşıyorum 1994 beşparmak dağları yangını ve şimdi de son günlerde yaşanan yangınlar doğal gelmiyor bana, hiç bu kadar şüpheli yangın görmedim, duymadım nedir bu olaylar? 

Gelmiş geçmiş tüm hükümetler yıllardır her yaz girişinde yandaşlarını, yakınlarını partidaşlarını, örgütten gelen isim listesine göre istihdam yapılır. 

Plansız programsız Orman Dairesi'ne geçici statüde sanırım 8-9 ay süreyle geçici olarak alınan bu mevsimlik işçiler olası yangınları gözlemek için alınır. 

Peki, görevlerini yapıyorlar mı? Tarım bakanlığı geçici statüde işçi alana kadar yangın söndürme helikopteri alamaz mıydı? Bal gibi de alırdı ama maksat hep Türkiye'ye muhtaç olalım diye alınmadı. Nasıl mı bizlerin özgür ve bağımsız olmasını istemezler de ondan.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar