Ülkeyi bu kukla yönetimden kurtarmanın yolunu açmadılar
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Ülkeyi bu kukla yönetimden kurtarmanın yolunu açmadılar

06 Kasım 2021 - 10:34

Normal ülkelerde demokrasi, öncelikle vatandaşın temel hak ve özgürlüklerinin hiçbir koşul altında ve hiçbir biçimde çiğnenmediği, siyasal iktidarın gücünün hukuksal normlarla sınırlandırıldığı, kuvvetler ayrılığı ilkesinin tartışmasız gerçekleştiği, hukukun üstünlüğü ilkesinin titizlikle uygulandığı bir kurumlar bütünüdür.

Çağımızda sayısal çoğunluk yerine, katılımcı bir demokrasi anlayışı geçerlidir. Gerçek katılımcı ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokrasinin ülkemizde gerçekleşmesi için de, belli aralıklarla yapılan seçimlerin “hilesiz” ve “şaibesiz” gerçekleşmesi gerekir. Bu genel girişten sonra yakınlaşan seçimlerde karşı karşıya olduğumuz temel sorunlar üzerinde duracağız.

***

Şöyle ki:

1. Erdoğan yönetiminin seçimlerin temel felsefesinin yıkıma uğratılması girişimleri;

2. Seçmen sayısı ve seçmen kütükleri ile ilgili sorunlar;

3. Seçim isteminin eşitlik ve adaletini zedeleyen baraj konusu;

4. Parti yönetimlerinin kısır çekişmeler nedeniyle işbirliği yapma olanaklarını kaybetmeleri.

Solda olduğunu söyleyen partilerin seçimlerde güç birliği yapma olasılığı gerçekleşebilecek mi?

***

BÜYÜK balığın küçük balığı yediği devir hala devam ettiğini anlamak için yutulmak mı gerekiyor.     Birlik meselesi üzerine çokça yazıldı çizildi. Birlik ihtiyacı ya da ayrışma zorunluluğu üzerine defalarca ciddi girişimler oluşmuş ve sonuçsuz kalmış durumda.

Ama tüm bunlara rağmen ne birlik tartışmaları bir nihayete erdi ne de sağlıklı güç birlikleri konusunda elle tutulur bir pratikleşme yaşandı.

Neden ne için, kimlerle, hangi temelde nasıl bir birlik sorularının yanıtları ne kadar sağlıklı şekilde verilirse birlik sorun olmak yerine pratik bir süreç olarak işlerlik kazanır. Birlikte esas olan aynıların aynı, ayrıların ayrı yerde olması prensibidir.

***

Akrabalık bağı, barış, demokrasi, insan hakları birliklerde bu kıstas olmazsa olmazdır. Bunun dışındaki birlikler ise güçle ya da güçsüzlükle alakalı birliklerdir. Neden? Tek başına bir şeylere gücü yetmeyen her parti birleşeceği, gücüne güç katacağı arayışlara yönelir.  Bundan daha doğal ne olabilir?

Birlik ihtiyacının güçten ya da güçsüzlükten dolayı kaynaklı olması en yaygın olan birlik arayışıdır. Bunu bireylerden tutun da toplumdaki tüm organizasyonlarda görebiliriz. Normal koşullar altında hiç kimse tek başına yapabileceği bir şey için bir başkasından ya da başkalarından yardım istemez.

Zaten dönemsel güç birlikleri ki, en yaygın olan birlik türüdür temelinde güç yetersizliğinden kaynaklanır.

***

Aslında meselenin temelinde birlik ihtiyacının neden gündeme geldiği belirleyici olsa da birlik sürecinin yöntemsel yaklaşımı da istenen ya da oluşan birliklerin niteliği konusunda iyi kötü bir fikir veriyor. Soruyu, bu şekli ile mesela sol partilerin Genel Başkanlarına yöneltirseniz alacağınız yanıt daha çok politik olacaktır.

Belki de başkana göre böyle bir durum ancak seçimlerin başlamasına beş kala belirginleştiği için sıkıntı yaşanmaktadır.  Kendileri tüm hazırlıklarını artık tamamladıklarını ve geri dönüp de güçbirliği için harcanacak zamanlarının kalmadığını söylerler. Ama pişman olmak için de, partilerin sağlam bir seçim yenilgisi alması gerekmektedir. 

***                               

Bu nedenle bugünün gündeminin başında da o partinin tek başına güçlenmesinin gerekliliği gösteriliyor. Öyle anlaşılıyor ki, taraflar arasında sürdürülen görüşmeler, bir tür sözü edilen güçbirliğinden çok uzak olduğu için hezimet amaçlanıyor. Tıpkı aynı partinin başkanlarına gelen çağrılara, “Biz yerimizden memnunuz” yanıtını vermelerinde olduğu gibi.

Federal Kıbrıs Hareketinin gösterdiği hedef ülkenin ve insanımızın selameti içindi boşuna harcandı. Gailesi ülkeyi AKP’den ve yerli işbirlikçi kuklalarından kurtarmanın yolu

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar