Umut En Son Ölür
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Umut En Son Ölür

03 Aralık 2018 - 17:32

"KKTC" de hiç denenmemiş ve sorunları ancak onların çözeceğine dair büyük bir düşünce ve inanış vardı ama olmadı, birçok kesimin umut bağladığı UBP - CTP  koalisyonu da işe yaramayıp sorunları çözemeyince seçime gidildi ve sonrasında CTP, HP, TDP ve DP’den oluşan 4’lü koalisyon hükümeti kuruldu.

Son umut diyenler de oldu ama biz hep şunu dedik, fasulyenin yahnisi, gider gelir aynisi, ne oldu? Bir yıla yakındır iş başında olan dörtlü koalisyon hükümeti bir çok konuda olduğu gibi halkın belini büken ‘ekonomik kriz’ sınavından da başarılı çıkamadı. 

Hükümetle ilgili umutlar yerini karamsarlığa bıraktı. İşin ilginç yanı vatandaşlar muhalefete de güvenmiyor. Meclisin tümü güvensizlikten payını almış durumda. Bu dönemde sendikalar da toplumun güvenini kaybetti. Sonuç alıcı eylemler ortaya koyma iradesi göstermediklerinden olacak ki toplumsal moral bozukluğu yarattılar.   

***

En az güven duyulan kurumlar sıralamasında hükümet, sendikalar, meclis siyasi partiler var.                               En güvenilen dört kurum olduğu iddia edilen ki bana göre en güvenilmez ve şaibeli olan kurum GKK ya bağlı polis teşkilatı çıkıyor. Baksanıza ülkemiz suç merkezi haline geldi ve bunda polis teşkilatının büyük sorumluluğu ve suçu var.

Yine bende soru işaretleri olan yargı sistemi ve bazı yargıçların hala bu çağda çağdaş değil çağdışı yargılamalar yapmaları ve yanlışları ile yaşamaya çalışan  savcılık müessesesi ilk sıralarda gösterilen kurumlar arasında yer alıyor.                                                                                                                                           Zaman zaman eleştirilen benim de eleştirdiğim ama hala daha nazarımda güven duyduğum Cumhurbaşkanı ve Ombudsman vardır. Onların zaman zaman ortaya koydukları dik duruş da olmasaydı  halkta umutlar tamamen bitecekti.

*** 

“Geleceği, belirsiz ve tehlikelere açık bırakıp, gelecek kuşakların da yeni acılarla yüz yüze gelmesine mi neden olacağız, yoksa tarihi sorumluluklarımızın bilinci içerisinde mi davranacağız? Gelecekte yeni acıları paylaşmak yerine, yetkileri ve refahı paylaşmayı başarabilecek miyiz?  Bu söz ve sorular sayın başkan Akıncı'ya aittir.

Ben ve benim gibi adaylığı döneminde seçilmesi için çalıştığımız arkadaşlar bu gün Sayın Akıncı'ya eleştiri yapıyorsak inanın kötü niyetten değil. Yalnızca seçim kampanyası sırasında kullandığı dile yeniden dönmesini istediğimizdendir. Onun dostları olarak bizler, Doğruya, iyiye, güzele, çözüm ve barışa, adalete, insan haklarına, dünya hukukuna koşmalı dediğimiz için bunu yapıyoruz.

Sayın Akıncı'nın yaşadığı sıkıntı ve zorlukları elbette anlıyoruz ve düştüğü bu durumdan kurtulması içinde her türlü desteğe ve dayanışmaya hazırız, hazırız diyorum çünkü ben yalnız değilim. Ayni yolu birlikte yürüdüğümüz dostlarıyız bizler.

Son günlerde attığı doğru adımları da görüyor ve destekliyoruz. Peki, bu yolda bir adımı attı mı? Kuşkusuz ki cevap evettir. Bu yol çok dikenli ve çetrefillidir, belli ki uzun olacak. Ama tüm uzun ve zor yürüyüşler ilk adımı atmakla başlar. 

Atılması gereken bu adımlarla sürece tüm çözüm ve barış güçlerini de ortak etmeli ve gecikmeksizin ve ne istendiğini bilen biri olarak; iki kesimli, iki toplumlu, siyasi eşitliğe dayalı bir federasyon amacıyla sürece devam edilmelidir. 

Bu işin bir yönüdür. Diğer yönü ise daha da önemlidir. Sayın akıncı ile diyaloğa hazır ve katkı koyacak dostları bir kolektif çalışma masası kurulması halinde, bireyler, çözüm ve barış güçleri tam kadro görevde olacaktır. Arkalarındaki halk desteği de yadsınamaz derecede güçlü olacaktır. 

Şahsen bana, “Umutlu musun?” Diye sorarsanız, sizlere verecek tek bir cevabım olabilir: Dans için iki kişi gereklidir! Çifte telli ve ya sirto daha fazla oyuncu ile oynanır. Kaldı ki bu dans, ikiden çok daha fazla taraflıdır. 

Türkiye, Yunanistan, İngiltere, ABD, Rusya, Mısır, İsrail, AB ve daha niceleri bu oyunun mutlak tarafıdırlar. Kıbrıs görüşmeleri 3 Haziran 1968 yılında başlamıştır. Bugün, üzerinden 50 yıl geçmiştir. Yılsonuna kadar bir ÇÖZÜM masası yeniden dizayn edilir mi bilmem ama kurulması halinde halkımızda da yeni bir umut doğmasına vesile olur. Aksi halde UMUDUNU YİTİREN BU TOPLUM İÇİN hüsran neden olacaktır. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar