Umutları ben Tüketmedim
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Umutları ben Tüketmedim

27 Aralık 2021 - 12:39

Geçen hafta gazete ve web TV de bazı yönleriyle değinmiştik, küresel koşulları bir yana koyarak Türkiye kaynaklı ekonomik şartlar elvermese de sadece durumu idare etme ve konjonktürel dengeleri sağlamakla yetinmenin bizim için çıkış yolu olmadığına dikkat çekmeye uğraştık.

Aslında bizim toplumun genetik kodlarında işimizi zorlaştıran bir kültürel altyapının gerçeği de var. Evrensel düzeyde başarı hikayelerine kayıtsızlık, ender de olsa bu tür örneklerin dışlanması, toplumsal rol modellerinde yaratıcılık ve yeteneğin değil, kurnazlık ve göz boyamanın öne çıkması var.

Hemen akla gelen bazıları. Zaten “devlet malı deniz yemeyen domuz” ya da “bal tutan parmağını yalar” gibi özdeyişleri üreten bir toplumun öncelikle bir zihniyet reformundan geçmesi gerekiyor...

***

Elimizde bir bomba gibi patlayan “EKONOMİK”kriz, belki de epeydir ortada olduğu halde siyasilerin görmezden gelmeye çalıştıkları bir gerçeği bir kez daha gözümüzün içine soktu. Bu durum bizim çıtamızın sandığımız kadar yüksekte durmadığını da bir kez daha açığa çıkardı.

Diyorlar ki umudu kesme yurdundan, çok doğru “umutla yaşamaya çalışın”. Umut etmek, bir alışkanlık haline geldiğinde, mutlu bir ruh haline sahip olmayı başarabilirsiniz.                                                                                                           Der, Normun Vincent Peale

Birileri alaycı bir anlatımla, ‘’Umut fakirin ekmeği, ye Memet ye!’’ demişse de, onun hemen karşısında, “İnsan, hayal ettiği müddetçe yaşar’’ sözü yükseliyor.  Ve bir gün daha Güneş, umuttan yana doğar diyerek dayanmaya çalışıyoruz.

***

Hayat denen bu yolculukta yitirmemeye çalıştığımız belki de elimizde kalan son sermayemizdir umut. Büyük küçük, kadın, erkek her insan kendi içinde bir umut barındırır. Umut; ummaktan doğan güven duygusu ya da bu duyguyu veren olgudur.

Yaşam, bize ne denli dar edildiyse de umut da o denli geniş bir yerde duruyor içimizde. Her şeyin yok edildiği bir yerde yine de umut vardır. Umutlu olanlar, benim gibi, kendilerini yaşlı hissetmezler, ihtiyarlamazlar. Umutsuz gençlere bakıyorum, içleri kararmış kurumuş ağaca benzerler.

Umut bilinç ya da bilinçaltının yönlendirmesiyle, kimi zaman çaresizlikler içindeyken çıkış noktaları bulabilme arayışları, kimi zaman da insanın olumsuz olaylar karşısındaki güçsüzlüğünden kaçış mekanizması olur.

***

Umudun karşıtı; umudun yokluğu, yani umutsuzluktur.

Umutların tükendiği noktada bile insan umudunu kaybetmek istemez.

Umut varsa hayat ta vardır; umut yoksa hayat ta da yoktur.

 Nice zorluklar, küçük görülen, basite alınan küçücük umutların yeşermesiyle aşılabilmişler ve inanılması zor mükemmel sonuçları alınmıştır. Dünden öğren, bugün için yaşa, yarın için umut et. Yaşamda umut varsa, iyilikler ve güzellikler de vardır.

Hiçbir şey imkânsız değildir. Her şeyin bir çözümü var. Her şeyin bittiğini sandığımız o son nokta da hep yeni başlangıçlar çıkar karşımıza. Umutla denemek zorundayız. Bir kapı açılmaz, diğeri açılmaz, ama mutlaka açılan bir kapı olacaktır. Asla tüm kapılar kapalı değildir.

Nâzım Hikmet, umudun düşmanlarına karşı uyanık durulmasını ister: “Onlar, ümidin düşmanıdır sevgilim/ Akarsuyun, meyve çağındaki ağacın/Serip gelişen hayatın düşmanı.’’

Son söz, gelecekte arkasından koşacaklar adına “Umut koyun çocukların adını.’’

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar