Üstümüze üstümüze geliyorlar
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Üstümüze üstümüze geliyorlar

16 Eylül 2020 - 07:36

Mel Gibson’un meşhur Braveheart (Cesur Yürek) filminde bir sahne vardı. Unutulmaz. İşgalci İngilizlerin devasa ordusuna karşı savaşmak üzere bir araya gelen İskoçlar, William Wallace’ın at üstünde “Burada zorbalığa meydan okuyan ülkemin büyük ordusunu görüyorum” sözlerini sarf ettiği etkileyici konuşmadan sonra cesaretini toplar ve savaşmaya karar verir. Bir süre sonra ön sıradaki İskoçlar arkalarını dönüp, eteklerini kaldırarak görkemli İngiliz ordusuna pololarını gösterir. Koskaca İngiliz Krallığı’nı temsil eden komutanın yüzün aldığı ifade görülmeye değerdir.

 ANLADINIZ MI?

Artık üstümüze üstümüze geliyorlar. Millet açlığa işsizliğe  mahkum, asgari ücreti belirleme gibi bir niye ortada yok, zaten ücretler yerinde bile saymıyor; enflasyon uçuşta, çarşı çıldırdı; elektrik, su, gaz kısaca kullanmaktan kaçınamayacağımız temel tüketim kaynaklarına zam üstüne zam yapılarak halk ezilirken yandaşları avantalara boğuluyor.

YALAN MI?

Krizlerde yük, gelir durumuna bakılmaksızın her zaman sayıca çok olanın üstüne yıkılmak durumundaymış, başka çare yokmuş demeye getiren işçi, emekçi, esnaf, dar gelirli, halk düşmanı UBP-HP kukla hükümeti. Hiç bir derde deva olamadıkları bir yana halk sağlığına da zarlıdırlar...

Ersin ve Özersay İkisi de neredeyse bütün seçim çalışmasını sadece Kıbrıslıtürk toplumunun varlığı, bu topraklarda varoluşu için değil Erdoğan'a biat edecekler, diye önünde bir takla atmadıkları kaldı. Sizler Kıbrıslı değil, her ağzınızı açtığınızda Akıncı'ya yüklenmek, suçlamak ona Erdoğan ağzı cevap vermek üzerine kurulmuş oyuncak gibisiniz!

Ama Mustafa Akıncı da kolay lokma değil, her seferinde pişman ediyor ikisini de. Her ikisine de verdiği cevaplarla sessizliğe bürünüyorlar, çünkü söyleyecek tek bir kelimeleri yoktur. Bu pandemi ilk başladığı günlerde uygulamaya koymaları için ciddi ve toplumun iyiliğine önerilerde bulunmuştu. DİNLEMEDİLER! 

Bu illet salgın hastalık nedeniyle sağlık, afiyet diliyorum, toplum olarak yada bu ülkede yaşayanlar olarak kendi sağlığımız için ne kadar önlem aldık? Defalarca evde kal çağrılarına uymamız gerektiği sayın Akıncı sosyal medya üzerinden, kendi evinde yaptığı çağrılarla basında çıkan haberleri ile hükümeti ve toplumu uyarmadı mı, öneriler yapmadı mı? DİNLEMEDİLER!

Anlı şanlı köşe yazarları sosyal medya kahramanları yaşadığımız günleri anlatabilmek için Nâzım Hikmet’in ünlü şiirinden bir dizeyi sık sık kullanır oldular, çok soğuk havalarda söylenir “Hava kurşun gibi ağır” Öyle gerçekten de çok sıcaktan bunalım geçirenler de var baksanıza, bizim milletvekillerimiz isyanda, mecliste (tiyatrohanede) adeta hükümeti topa tuttular ve istifa etmesini istediler.

İstifa başarısızlık karşısında kullanılırsa bir erdem sayılır ama bunların tümünde öyle bir erdem var mı? Gerçekten de hava kurşun gibi ağır. Ama Nâzım’ın şiiri köşe yazarlarının hatırladığından biraz daha kapsamlıdır, başka dizeleri de var. Romantik bir hava raporu değildir kısacası, şöyledir: “Hava kurşun gibi ağır / hava toprak gibi gebe / bağır / bağır / bağırıyorum / koşun/ kurşun / eritmeye çağırıyorum.” Gerçeği daha iyi anlattığı kesindir.

 Yakındır, bu salgın günlerinde yaşadığımız korku ve panik havalarını unutarak, gelmekte olan baharın renklerini ve tadını doyasıya yaşamaya az kaldığını biliyorsunuz değil mi? Mangallarımızı da yakarak yanında da rakı ve ya bira ile keyfe geleceğiz, mutlu ve umutlu yaşama kayıtsız inancımla sevgi ve hürmetlerimi sunuyorum. İnsanlık galip gelecek, Toplumumuz bu zorlukları, acıları bertaraf edecektir!”

Karamsarlık, yılgınlık yok, olmamalı, gelecek umut dolu, gelecek Işık dolu, yeter ki sizler ona inanın ve geleceğe ilerlerken barışa,sevgiye kardeşliğe, özgürlüğe ve ışığa odaklanın... Olduğunuz her noktada ışık yakındır. Sonrası ne mi olur? yürürüz herhalde, yanlış anlamayın, sizi değil, ülkemizi ve kendimizi, yurdumuzu kurtarmak için, değiştirmek için kader dedikler gerçeğimizi...

Yürürüz eğer becerebilirsek sap ile samanı ayırmayı, sistemin eski dostları liberallerin kazmaya başladıkları yeni çukurları görmeyi, başarabilirsek dostu dost görünenden ayırmayı... Yürürüz... Neden yürümeyelim... 

Yazının başında bir sahnesini hatırlattığımız film vardı ya; İskoçların, ‘Uzun Bacaklı’ Edward’a karşı mücadelesi o filmde zaferle sonuçlanamadı. Ama kimse ‘Sonunda İngilizler, İskoçları yeniyor’ diye anlatmaz o filmi...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar