Vallahi barışı özledik
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Vallahi barışı özledik

25 Nisan 2021 - 10:46

Benim kuşağım çok büyük savaşlar görmedi. Benden büyükleri evet gördü ama gördükleri ve yaşadıkları bir özgürlük ve kurtuluş savaşı değildi. Ankara ve Ankaralı siyasilere hizmetti, kullanıldılar ve bu dünyadan göçüp gittiler. Ben ve benden sonraki kuşaklar da kapkaranlık, geleceği belirsizlik içinde yaşarız, yaşatılırız.

İkinci Dünya Harbi’ndeki insan kıyımını, ancak uzaktan seyretti. Ha bugün, ha yarın diye korkularla yıllar geçirdi.İnsanlık, tarihin en kanlı kavgasından nasıl sıyrıldı? İngiltere’nin, Fransa’nın, Almanya’nın ve ötekilerin 1940-45 arasında kaç milyon insan yitirdiğini düşünmek bile acı veriyor. Bana da acı veriyor kendi yurdumun ve dünyanın karanlık geçmişi

***

Barışın adı ve milleti var mı, yoktur olmamalı da değil mi doğrusu. Varsa eğer milliyeti işte bu yüzden hep yalnızdır. Çünkü azdır, azınlıktır her toprakta. Gökyüzünde bile yırtıcı kuşların hedefindedir.

“Kafeste hazır güvercinimiz var, biraz insan öldürüp rahatlayalım, sonra bir iki taklayla işi çözeriz” diyenleri duymayın bugünlerde. Sizi korkmakla suçlayacaklar, aldırmayın. “Bütün devletler katildir” diyenlere kulak verin, savaşlara ortak olmayın.

Barışın adı ve milleti yoktur. Bu yüzden hep yalnızdır. Çünkü azdır, azınlıktır her toprakta. Gökyüzünde bile yırtıcı kuşların hedefindedir. Üstelik güvercinler gibidir kaderi; sevilir; ama taklalar atması için bir demir kafese de konulur. Zamanı geldiğinde çıkarılıp taklalar atar. Barış, bizim takla atan güvercinimizdir. O’nun özgürce uçuşuyla değil taklalarıyla övünürüz.

***

Şu güzelim adamızda ve dünyada yeniden kanlı savaşları özleyenler var mı? Halkın derdi artık savaş değil, barıştır istediği için yollara düşüyor, kimsi ona ulaşmak için hayatını tehlikeye atıyor, kimisi de rantını önüne çekiyor.

Evet ortaya çıkıp barış meleği kesilenler ve daha sonra barışın iradesini alıp Ankaralıya hediye eden öyleleri var ki, tam tersi düşünen kandırıldılar mı? Hayır İnandırıldılar ve onların gizli açık hesapları olanlar, işgalcinin işbirlikçileri, kuklaları olarak hatırlanacaklar...

***

İnsanları sıkıntıya, sıkıntıya sokan, çaresizliğe mecbur eden ve umutsuzluğa sevk eden her şey, “zor”olanlardır, yani daha anlaşılır olarak söyleyecek olursam, kolayın karşıtı olanlar.  Hepimizin bir zorluğu bir zorunluluğu olabilir. Gerçi, günümüzde kolay olan ne kaldı?

Yükün altında kalmak da, bir sorumluluğa muhatap olmak da çok zor şeydir. Evini dayayıp döşemeyi, kendini yaşama hazırlamak ve ekmeğini kazanacağın bir iş sahibi olmak da çok zordur çünkü işletmenin gereklerini yerine getirmek, gereçlerini tedarik etmek artık, zor!

***

Günümüzde değil ekmek; her şey, aslanın karnında, midesindedir ve o ekmeği bir şekilde almak lazım ama nasıl olacak?  Aklıselim bir kimse bütün bu sıkıntıların, mecburiyetlerin; bazen de çaresiz kalışın varlığı ve hayatın zorluğu karşısında pes ederek bir kuytuya çekilmez. Çünkü hareket ve faaliyetten ibaret olan hayat, uzun yolda bir basamak!

Zoru başarmak…!

Bana göre korkmamak, geri çekilmemek ve yılgınlığa düşmemektir hayata karşı direnmek ve bıkmadan yaşama kafa tutmak dahası kendini (allameicihan)bulunmaz Hint kumaşı zannedenlere inat insanları severek bu acımasız hayat karşısında ezilmemek. İşte insana direnç katan eylem.

***

Vallahi Apo'yu özledik

 

Kürdüz ölene kadar şarkısında Ahmet Kaya'nın söylediği bir cümle. Bu cümleyi söyleyince Kıbrıs'ta barışı özledik diye haykırmam geliyor.

"kürdüz ölene kadar
vallahi barışı özledik.
kürdüz ölene kadar
vallahi apo'yu özledik."

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar