Ve hakikaten bir kırılma yaratmak zorundayız
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Ve hakikaten bir kırılma yaratmak zorundayız

10 Eylül 2020 - 07:20

İlk söyleyeceğim şey sizin başka gezegende yaşadığınızı sandığınızdan daha başka bir ülkede yaşadığımızı anladığınız zaman dilerim çok geç kalınmaz. Gençlerden beklediğimiz, bıkkınlık, bezginlik, yılgınlık olmamalıdır. Şimdi görüp tanık olduklarımız? Teslim mi olduk, yıldık yani.

Bu ülkede de belirli bir  yaşın üzerine gelmeden insanların değeri anlaşılmıyor. Ben de bunu kendime yediremiyorum. Bu ortamda esas işimizi yani gazeteciliği yapalım diyoruz yetmiyor toplumu özellikle de gençliği uyarmak adına Web Televizyonunda da program yapıyoruz ama oralarda ,şler sanırım farklı yürüyor, nasıl yürüdüğünü de bilmek istemiyorum.

Mutlak hakikati elinde tuttuğunu sanan demokratik bir düzende olduğumuzu iddia eden bir hükümetle karşı karşıyadır. İktidar demiyorum, bunlar kukla memurlarıdır Ankara'daki zorba diktatörlüğün. Bunlar uygulamaları ile en iyi, en doğru, en insani, en millî, en vatansever olduğunu düşünüyorlar. 

Ersin ve hükümeti, kendisine muhalefet edenleri de en olumsuz, en hain, en bölücü kavramlarla tarif ediyor. Resmen 'gerçek benim, ben gerçeğim, doğru benden ibarettir' duygusu yaratmaya çalışıyor. Hiç biri hangi makam ve kariyere sahip olursa olsun 'doğru benim, ben doğruyum, bana karşı çıkan herkes yanlıştır' haindir diyemez!

Bütün bu yaşananlara rağmen çok garip bir muhalefet anlayışımız var. Onlardaki bu tuhaflık, hiç bir zaman kurulamayan ve çok övünülen demokrasimize de yansıyor ve sittin senedir muhalefet tarafından övgülerle anılan bu garabet demokrasimiz bir türlü kıvama ermiyor, olgunlaşamıyor.

***

Bu salgın günlerinde yaşanan korku ve panik gerçekten çok önemli, önlemlerin alınması ile üstesinden gelinebileceğini anlamazlıktan gelenlere çok kızıyorum. Hele de hükümet koltuklarını işgal edenleri. Çevremden, beni tanıyan insanlar da benzer konular sürekli olarak ikaz edip söylüyor ancak dinleyen takan yok.

Fakat eleştirilerin dozunu azaltmak ve beklemeyi uygun gördüm, bu yoğun dalga biraz dinsin istedim. Tabii çok riskli bir salgın yaşıyoruz, çoğu bu işi ciddiye almıyor. Ben de korktum. Beni korkuttular. Memleket arena gibidir, görmüyor musun dediler. Hayır, buna inanmıyorum, bu kadar beceriksiz olamazlar dedim, ben tıp uzmanı değilim.

Mücadeleci bir insan olduğuma inanıyorum. Hiperaktifim, hazır cevabım, belli bir altyapım var. 40 yılın üzerinde gazetecilik deneyimim var. Bunu anlı şanlı gazeteci örgütlerimiz farketmese de kendileri ile de her konuda tartışmaya hazırım, hem de en muhalif geçinenleri ile.

Ben bir sokak adamıyım, sokaklarda yaşarım. İyi bir gözlemciyim, insanların yaşamları beni ilgilendiriyor, ne hale getirildiğimizi merak ediyorum. Tüm arkadaşlarımın Kazım abisiyim. Beni tanıyan insanların da. Bu bağlamda yola yılmadan devam edeceğim.

***

İstifa edecek olanın yerine ne koyacaksınız? Tut ki mevcut hükümet istifa etti, siz size göre iktidar oldunuz, bize göre de kukla olacaksınız. Hükümet aşkı ile yanıp tutuşan muhalefete söylüyorum, öylesine, ortaya karışık, isteyen üstüne alınsın. Tut ki siz cumhurbaşkanı oldunuz; hayali bile güzel. Sandık konuldu ortaya, siz bir adaysınız, karşı taraf da adaylar var . Varsaydık ki siz onları yenerek seçimi de kazandınız ne olacak?

Bu ülke insanı kurtulacak mı yoksa bir hayal kırıklığı daha mı yaşayacak? MAT 2006 da cumhurbaşkanı seçildi, Meclis başkanlığı, başbakanlık ve hükümette nerede ise tek başınızasınız, neyi başardınız? Hayal kırıklığı yaratarak gittiniz. Sonraki yıllarda da hükümette kaldınız soruyorum size ey erenler, demokrasi kahramanları, halk için hangi icraata imza attınız?

Bu soruları çoğaltabilirim ama gerek yok, toplum sizi bildiği gibi değerlendirecek, yakındır, 11 Ekim geliyor, toplumlar kendilerine en uygun olanı seçecek, biz de istemesek de kabulleneceğiz. Ve hayat devam edecek. Bir süre sonra şikayetler de başlar ve didişme devam eder, nereye kadar bilemem.

Ve hakikaten bir kırılma yaratmak zorundayız.  Umutsuzluğa gerek yok, yeter ki bizler toplum olarak doğruyu birlikte bulalım.  Bu süreçte bir kırılma olabilir mi? Elbette hayır! Bugün sağlık hizmeti isteyenler, süreci baştan görmediler mi? Niye şimdiye kadar sustular, hiçbir şey yapmadılar? Yaşamlarımızın her alanı bir bir yıkılıp tahrip edilirken, talan edilirken onlar sonu başından belli “şaibeli” bu korsan adanın Ankara icazeti hükümetlerine güvendiler, sokağı meydanı boş bıraktılar. Ne oldu da daha güzel bir yaşam ister oldular?

Mecburuz bir kırılma yaratmak zorundayız. Çünkü işgal ve istila politikaları bu adada gayri yasal ya da fiili olarak devam edecek, en azından bir süre daha bu halde yaşamaya çalışacağız. Binlercemiz bu adalı olsun olmasın açlık sınırında yaşıyoruz. İşsiz kalanı ile açlığa mahkum edileni ile, bunca yalan dolan, baskı ve zulmün ortasında barışa, adalete ve özgürlüğe duyduğumuz açlıkla, yaşamaya çalışacağız.

Ancak bu kabusu sona erdirmek de bizim dilimizde, elimizde, sıkılı yumruğumuzda…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar