Yalan da Olsa Hoşuma Gidiyor Söyle!
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yalan da Olsa Hoşuma Gidiyor Söyle!

02 Ekim 2021 - 10:37

Siyasetin ayarları da namusu da çoktan beri kaçmıştı, hiç olmamıştı zaten, rezildi rüsva oldu. Bu pandemi döneminde bıçak kemiği delip geçse de yalnızca bir kara delilik olarak geçti tarihlere. İnsanlık kendini savunmaya çalıştı, yalanlarla.

Kış,  bu yıl da intikam için geliyor. Bu ada yarısında etkili bir ses olmak için çalışıyoruz desek de içimizde bizim olmayan engerekler, yılanlar çıyanlar ve dahası içimizde kendine şu bu diyen, karanlık hesaplar peşinde birtakım yalaka insanlar.

***

İçimizde hırstan köpürmüş birileri ortak bir kötülükte birleşiyorlar. Yalan, talan, hırsızlık, soygun ve her türlü ranta dayalı kaçakçılık,  sahtekarlığa karışmış, büyük sözler havada uçuşuyor.

Hep birlikte duruyor ve ırgat gibi bakıyoruz. Amele, yaşama, pratiğe. Oradan okuyoruz hayatı.                          İnsanın dinine değil, ne kadar 'insan' olduğuna, komşusuna, ülkesine, medeniyetine, merhamete nereden bağlandığına bakıyoruz.

***

Yürek sızısına, iç döküşüne, gözde tomurcuklanan yaşa ve insaflı bir hayat sürüp sürmediğimize.                  Akıllı telefona bir göz atıyorum, galeyana gelmiş siyasi garezin elinde çivili bir sopa. Dost bildiğin bile bile kırbaç sallıyor sosyal medyalarda.

Bırak bunları bana İstanbul'u anlat, diyen kulaklığımdaki Cem Karaca söylüyor, "Hep kahır hep kahır, bıktım be..." ve “Medya yalnızca doğruları yazacak” de, Yalan da Olsa Hoşuma Gidiyor Söyle!

 “İnsanlar gülüyordu de / trende, vapurda, otobüste / yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle” diyor Hep Kahır şarkısında Cem Karaca. Buradaki “yalan da olsa hoşuma gidiyor” vurgusu, bir noktada herkesin ama iyi ama kötü niyetle yalana ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor.

***

Aynı şarkının devamında “Dur! Bırak! / kalsın açma televizyonu” gibi bir temenni var ki, muhtemelen gerçeklerden kaçma korkusuyla söyleniyor. Şarkının ya da sözlerin internetten ve dahi sosyal medyadan çok önce yazıldığını anımsarsak insanın aklına ilk önce televizyonu (veya radyoyu) kapatarak gerçeklerden kaçmanın mümkün olduğu eski devirler geliyor.

Dahası televizyonun gerçekleri haykıracağının düşünüldüğü o eski çağlar, babalarımızın saatlerini bile ana haber bülteninin saatine göre ayarladığı o zamanlar. Akla bunlar düşüyor düşmesine de hemen ardından başka bir gerçekle yüzleşiyoruz.

***

Acaba, Cem Karaca’nın şarkıda geçen “yalan da olsa hoşuma gidiyor” temennisi herkes için mi geçerlidir?. Sosyal medyada insanların kendi hayallerini kurma eğiliminde olması ve çoğunluğun sadece kendisi gibi düşünenleri takibe alması, içimizdeki “yalan da olsa hoşuma gidiyor” temennisinin hep diri olduğunu akla getiriyor.

Bu elbette “herkes kendi kampının yalanlarına inanıyor” gibi düz bir çıkarıma yol açmamalı. Ancak herkesin yalana ihtiyaç duyduğu anlar var. Kimisi için sadece ihtiyaç olarak kalıyor, kimisi medyayı da araç ederek yalanını dolaşıma sokuyor.

***

Gazetecilerin gerek demokrasilerde dördüncü güç olma iddiasından gelen, gerekse de varlık sebebi olan “halka gerçekleri aktarma” misyonu var. Varlık sebebi böyle olunca yalanı sadece yapılan şeyler üzerinden incelemek yetersiz kalır.

Görüldüğü halde saklanan, üstü örtülen her şey aslında yalanın bir parçasıdır. Zira bu kez varlığını yalanlar hale gelmiştir.  Ülkenin bir bölgesinde olanlara tamamen gözlerinizi kapatıyor ve sadece size servis edilen doğrultuda haber yapıyorsanız aynı şekilde kendi varlığınızı yalanlar hale gelmişsiniz demektir. 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar