Yalnızca eleştirmek yetmez. Ben, biz meydanlardayız
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yalnızca eleştirmek yetmez. Ben, biz meydanlardayız

15 Ağustos 2020 - 07:47

Kıbrıs'ta, Suriye'de,Irak'ta, Libya'da işgalin adını barış koydular. Yine savaş çığlıkları yükseliyor.

Ezel Demir Demir cevap veriyor yorumunda, Kazım bey bırakın Erdoğan'ı severseniz sevmesiniz o başka mesele Türkiye cumhuriyeti mesela menfaatler savaşı başlatacak olan Türkiye değil sömürgeci Fransa, İsrail doğu Akdeniz'e savaş gemilerini neden gönderdi birazda onları yazın eleştirin tutturmuşsunuz Türkiye düşmanlığı gidiyorsunuz gittiğiniz yol yol değil bana göre yine de siz bilirsiniz.

Ben de cevap hakkımı kullandım yorumumda, Kazım Denizci Bütün dünya hatalı ama Erdoğan diktatörlüğü haklı hadi canım sende. Barış diline dönülüp dünya ile medeni bir şekilde diyalog kurulmalı ve her şey konuşulmalı. Dünya bizi kıskanıyor diyorum adam hala bana Türkiye düşmanı demeye devam ediyor.

Yine yerinde duramayan Ezel Demir Demir cevap veriyor, Kazim Denizci bey hadi gözünüz aydın Fransa ile Yunanistan ortak tatbikata başladılar savaş çığlıkları atan nerdesiniz Fransa Yunanistan için bireyler yazın kınayın nerdesiniz uyumayın uyuyorsanız kalkın doğu Akdeniz'de Fransa ile yunanistan askeri tatbikat başlattılar kazım bey bunun için bir şeyler yazacak misiniz.

Yazarım Ezel ama sen okumadın diye yazılmıyor sanıyorsun. Beni tanıyanlar zaten bilir bir kez daha hatırlatmama gerek yoktur ve zaman kaybıdır. Seninle memleketim hakkında tartışacak değilim. Bu memleket benimdir ve kimse ile pazarlık yapmam, senin memleketin hakkında da sakın sen yapma.

***

Hem sınıf bilincinizi yitirdiniz hem de çıkar ve menfaat uğruna kitlenizi pazarladınız, işbirlikçi kuklalar.                                                                                                                        İşgal harekatının ikinci etabının yıl dönümü olan 14 Ağustos günü işgale karşı Lefkoşa’da üç ayrı yerde olmak üzere ayrı ayrı eylemler yapıldı Bağımsızlık Yolu tarafından.

Her üçü de daha yığınsal katılımla olabilirdi ama geçmekte olduğumuz bu salgın nedeniyle daha yığınsal olamazdı, yine de katılanları kutluyorum. Küçük çıkar ve menfaat uğruna üyelerini rejime ve hükümete gelen partilere ilkesizce pazarlayanlar katılım göstermese de amaç hasıl oldu.                             

Sınıf bilinci, siyasal ve toplumsal bir öğreti olarak Marksizm'de kilit kavramlardan birisidir. Bunun ardında hem bir sınıf teorisi hem bir İdeoloji teorisi ve hem de bir Tarih perspektifi sözkonusu edilmektedir.

Küçük bir toplum olduğumuz bir gerçek ama bu küçük toplum da diğer büyük halklar gibi sınıflardan oluşuyor. İşçi sınıfı, Emekçi kesimleri, küçük Burjuvazi ve Burjuvazi olarak.

Bu gün geldiğimiz nokta bazı örgütler ki kendilerini sol kanatta görüp sosyalist değerleri ve prensipleri savunduklarını ve bu Halkın geleceği üzerine kararlar alınmasına katkı yapmak istediklerini veya katkıda bulunduklarını savunuyorlar.

Yapılmak istenen katkı veya kararları alırken bu Halkın sınıflardan oluştuğunu kabul etmiyorlar veya edemiyorlar. Sınıf mücadelesinin olmadığını söyleyebiliyorlar. Ancak tüm sol kanatta bulunan örgütler gibi sınıfların ancak sosyalist bir düzen de ortadan kalktığını biliyorlar.

 Burada soruyorum bazı örgütler komünist bir sistemde mi yaşadığını sanıyor ki sınıf bilincinin ve sınıfların ortadan kalktığını söyleye biliyorlar?  Bu iddiadan benim kişi olarak anladığım bazı örgütler sosyalizmi ve komünizmi kendine göre yorumluyor veya örgütlerde, partilerde sınıf bilinci yitirilen bir değer haline getirilmiştir.

Bunları söylerken amacım tüm sol bilinci taşıyan örgüt ve partilere mal etmek değildir. Ama emeğin sömürüldüğü ve artı değerin 12-14 saat çalıştırılan işçinin sırtından elde edilen katmerli paralarla zengin olan sözde solcular bu küçük ülkede hepiniz tanıyor ve biliyoruz.

Halklar arasında sınıf mücadelesi hiçbir zaman bitmemiştir ve sömürü devam ettiği sürece de bitmeyecektir. Kendini merkez sol olarak nitelendiren oportünist parti bugün sosyalist olduğunu ama işçi ve sınıf partisi olmadığını söyleyip buna rağmen siyaset yapabiliyor.

Memlekette sömürünün odak noktası olan özel sektörü savunabiliyorsa, özel sektörde Sendika olmasının savunuculuğunu sol ve ya Sosyal Demokrat partiler yapıyorsa sosyalist patilerin kendilerini sorgulama zamanı gelmiş demektir.

Sınıf bilinci Marksist felsefenin temel taşıdır diye inanıyorum ki öyledir. Bu anlamda emeğin sömürülmesine karşı sınıf bilincinin her örgüt ve parti tarafından ortaya konması gerektiğine inanmaktayım.

Bu ülkede bunun için güçlü bir sol cephe için tüm örgütlerin bir araya gelmesi temennisi içindeyim ve bunun gerçekleşmesi için uğraş vermekteyim. İnanıyorum ki İşgale, Emperyalizme, Kapitalizme,  Faşizme ve her türlü sömürü düzenine karşı bu GÜÇLÜ SOL CEPHE elbet bir gün kurulacaktır.  Tüm engellememelere ve bu dağınıklığa rağmen kurulacak.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar