Yandaşa kesenin ağzı açıldı ya garibana?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yandaşa kesenin ağzı açıldı ya garibana?

25 Eylül 2020 - 07:33

Hitler de, kitle psikolojisini çok iyi hissedebilme gücüne ve bu hislere uygun hitabeti sergileyebilme yeteneğine sahipti. Bazı tarihçiler, kitleleri ‘hipnotize edebilme’ gücü diyor. Alfons Heck, ‘Hitler Gençliği’ grubunun eski bir üyesi, Hitler’in kitlesel konuşmalarındaki psikolojilerini şu şekilde anlatıyor:

‘‘Histeri sınırında dolaşan bir ulusal gurur patlaması yaşıyorduk. Konuşma bittikten sonra gözümüzden yaşlar akarken dakikalarca ciğerimizi yırtarcasına Sieg Heil, Sieg Heil, Sieg Heil (Yaşasın liderimiz)!  diye bağırıyorduk. O andan itibaren ruhum ve bedenim artık Hitler’e aitti…’’

Hitler’den farklı olarak, konuşmalarının, samimi düşüncelerden çok propaganda amaçlı olduğunu açıktan kabul ediyordu. Yabancı düşmanlığı, ırkçılık, özgüvensizlik ve sınıfsal haset gibi Alman halkının en iptidai iç güdülerine hitap ediyordu. ‘Alman halkının iradesini, bir piyano çalar gibi yönlendirip, onları gitmelerini istediğimiz her yere götürebilirim’ diyordu.

Kitleleri bir cezbe haline sokup saatlerce ayakta kendisini dinleyebilir yapıyor, onlara marşlar söyletip, kollarını kaldırtıp kitlesel yeminler yaptırıyordu. Ve bütün bunları o anın coşkusuyla değil, kitle psikolojisi hesabıyla oldukça planlı yapıyordu. İnsanların eğitilmesi fikrine sıcak bakmıyordu.

İnsanları, belli politik amaçlar için sürekli psikolojik olarak hazır tutulması gereken araçlar olarak görüyordu.  Bu işgal topraklarında da Nazi propagandası da yapılıyor. Böylece propagandanın ulaşmadığı hiç kimsenin kalmaması için uğraşılıyor. "KKTC" de Türkiye iletişim başkanlığı adı altında oluşturulan propaganda ayni çizgide ayni amaçla kullanılıyor.

Bu kara ve kirli propagandayı geri püskürtmek için bizim anlı şanlı ve de keskin muhalefetimiz ne yapıyor derseniz yaptıkları zaten gözümüzün önündedir. MASTÜRBASYON YAPIP RAHATLIYORLAR

***

Devrimci Komünist Birlik’ten ortak mücadele çağrısı geldi, peki bu çağrıya yanıt geldi mi? ben görmedim. Devrimci Komünist Birlik (DKB), bölgedeki güç dengelerini değiştirebilmek için doğru bir şekilde örgütlenmek, bunu mümkün kılmak için de bölge halklarının ortak mücadelesinin tek yol olduğunu savundu.

DKB, konuyla ilgili açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Uluslararası burjuva iktidarlarını devirme ve her türlü sömürü ve baskı biçimlerini ortadan kaldırma ihtimalinin olup olmayacağı, uluslararası halk hareketlerinin ve devrimci güçlerin durumuna bağlı olacaktır. Bunun olabilmesi için tüm gücümüzle çalışmamız gerekmektedir”

Peki çağrı tamam, diğer bütün muhalif yapılar da benzer yönde açıklama ve çağrılar yapıyorlar, basın yolu ile ama bu yönde ciddi bir çalışma, uğraş ve gayret var mı? ben şahsen göremiyorum. Varsa birileri beni kör gözümün için soksun ve göreyim. Yanılırsam da bardon, özür dileyim derim. O yüzden ciddiyete davet ediyorum.

***

Yani bakıyorum da ; Koca koca adamlar yahu, halkı saf mı zannederler acaba?? Vaatler havada uçuşur. Havaya giren bazı kahraman adaylar desteksiz ve hedefsiz atıyor. Spor ambargosunu kaldıracaklar mış.                 46 Yıldır yılanlara farelere ve ganimetçilere terkedilen Maraş’ı açıp ekonomiye kazandıracaklar mış, hatta hızlarını alamayıp las vegas yapanlar mış.

5 yıl önce yapılan seçimde “Bu sistem değişecek, çalışır yaparız” diye slogan atıp hükümete gelenler ve sıfır icraatla hükümetten gönderilenler,  şimdilerde ise “ortak havaalanı, ortak hastane, ortak üniversite, dönüşümlü başhekimlik, dönüşümlü rektörlük”  vaadi de yaparlar mış. Mışmışlar havada uçuşuyor.

TC kökenli vatandaşlarımıza Kıbrıs’ta ,yani AB’de serbest dolaşım hakkını kazandıracaklar mış Cumhurbaşkanlığını, başkanlık sistemi yetkileri ile donatılmış algısını yaratarak, Ülkedeki her sorunu “proaktif politika “ ile çözeceğini iddia edenler mi istersiniz adanı yarısını yıldız yapanları mı?

Hepsi de bu günlerde desteksiz atmasyon cinsinden boş laf ve boş vaatler yarışı içine girdiler, sallama devam ediyor. Her seçim öncesi toplumu aptal yerine koyan söylemler sarfedenler de  bilmelidirler ki lafa bakılmaz.

Bu anlı şanlı rejim bekçisi adaylarımız ya hükümettedir, ya da hükümette görev almış ve büyük hayal kırıklığı yaratmış parti temsilcisi siyasilerimizdir. Toplumumuz artık kanmıyor, boş lafa karnı toktur.

Ancak bir aday var ki;

Daha öce hiç güvenilmeyen silihtar sarayını bu 5 yıllık görevi boyunca halkımızın en güven duyduğu bir kurum olmasını sağlamıştır, ekibi ile birlikte. Özü ve sözü ile bir, toplumuna asla yalan söylemeyen ve boş vaatlerde bulunmayan,  yalnızca toplumuna güven veren,  kararlı bir duruş ile toplumsal çıkarlarımızı en önde tutan, barışın ve topallayan demokrasinin savunucusudur. Bu toplumun lideridir.

Benim kararım nettir ve açıkça yazıyorum "AKINCI"  onu her şeye rağmen ilk turdan seçerek, Ankara tarafından ezik görülen Kıbrıslıtürk toplumunun bu adada varlığına sahip çıkmış olacağız. 

Onurumuza  ve  irademize  sahip çıkacağız, çözüm ve barış mücadelemizi her platformda ve çok daha etkili bir şekilde sürdüreceğiz. Bunun için de tüm insanlarımızın sandığa gidip oyunu vermesi ve yurduna sahip çıkması çok ama çok büyük öneme haizdir. Bu bir “Toplumsal Varoluş” seçimidir.

(Oyumuzu kullanalım, ancak mesafeye ve  hijyene dikkat, maske  ve eldivenlerimizi mutlaka takalım)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar