Yapılması gereken özgürlük mücadeledir
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yapılması gereken özgürlük mücadeledir

07 Mart 2021 - 11:28

Bu “yeter artık” feryadına, insanı, yabancılaştıran piyasa kanunları; bu piyasa kanunları çerçevesinde bir çaresi yokmuş gibi gösterilen ve adına hizaya getirme ve zapturapt altına alma taktikleri uyguluyorlar.

Acımasız piyasa kanunlarından muzdarip olan ezilenleri istismar etmek için baskı aracı olarak kullanılan milli ve dini değerler dayanak oluşturmaktadır.

***

Şikayetler ayyuka çıktı ama bu durum kimseyi isyana teşvik etmiyor. Neden? Çünkü alıştırıldık, ah vah edeceğiz, sosyal medyada ağlayacağız ama gerekeni de yapmaktan kaşınacağız. Dahası bu düzenden besleneceğiz...

Çok sayıda işletmecinin birikmiş kira, elektrik ve su borçları nedeniyle dükkanını bile açamadığı görülürken, açabilenler ise iş yok, para yok, borç çok diye sızlanmakta!

***

Bu gün da dükkanı açabildiğimiz için sadece psikolojik rahatlama hissediyoruz diyenler var ama kazın ayağı öyle değil gerçekten evinini ve işyerinin kirasını bile ödeyemediğini anlatan esnaf, geçinemiyorum, intihar mı edeyim diyor.

Eşimin yüzüne bakmaya utanıyorum, yeni doğan çocuğuma bez mama vs alabilmek için evden bir şeyler bulup satmak zorundayım  diyerek dert yanıyor.

***

Onursuzluğun içine düşürdüğü psikolojik açmazların sonucunda canına tak dedi ve hayatına son verdi haberleri düşer bütün haber sitelerine ve ben kilitleniyorum, yönleyecek yazacak bir kelime bulamıyorum

Hayat istemeden, bazen taammüden gidenlerin bıraktığı yokluğun üzerine kurulmaya mahkum olduğunda, ve bir ağacın yarılmasını anımsatan sesi işitirsin.

***

Ve o çatlamayı bir daha hiç unutmazsın çünkü bu dünyadaki her şeyin ondan kalanlarla ilişkilidir artık. Kurumuş sonbahar güllerine, seher vakti bulutlara, miskin denize bakıp artık olmayan birine sayıklarsın.

Açık kalan pencerelerden içeri sızıp saçlarına konan ak bir kuştüyünü, eve yeni geleni kıskandığı için küsen portakal ağacının tek mahcup meyvesini, rahim, tohum ve toprak arasındaki sağlam ilişkiyi, arzulamanın en sade halini sadece ona anlatmak istediğini bilirsin.

***

Yokluğun neden olduğu ‘büyük boşluk’ bazen böylesine saf ve çaresizdir ki şu yaşadığımız modern ve acımasız vahşi dünyanın tekinsiz çukurunda ‘onu’ neden ve nasıl kaybedeceğini de bilemezsin.

İş yapabilme, söylem kabiliyeti, siyaseti ve ekonomiyi takip eden kaç teşkilatınız vardır? Bu teşkilatların kişileri kimlerdir? Ne iş yaparlar, yeterlilikleri ne kadardır, temsil etme yetenekleri nedir?

Bir bomba, hedefini şaşırmış bir kurşun, ihmal edilmiş bir uyarı ya da zamanı, hatıraları, geleceği aniden paramparça eden bir öfke kıvılcımı düşer içinize…

***

Hayır demesini bilen, onun bunun etkisinde kalmayacak, kendi öz iradesini kullanma yetisine sahip kişiler var mı? Yoksa saygıdeğer vekillerimizin sözünden çıkmayacak bir patron yönetimi mi isteniyor? Siyasetten kıvıranları anlamam, fakat bir değerde çalışmak için yapılanmanın böyle olmaması gerektiğini bilirim.

Önce saygın ve değer görebilecek bir yönetimle işe başlanmalı. Bilgi donanımı yüklenmeli. Eğitim vermelisiniz. Halkın anlayacağı bir dil tercih edilmeli, insanları etkileyecek vücut diliyle bir hitap tarzı oluşturulmalı.

Ülkenin kaybını? Bayrak, vatan, millet nidaları ile, diğer partiyi karalama ile bu işlerin olmayacağını, son seçimde göstermiş olması gerekir. Bundan ders alınmadı mı? Yapılması gereken artık seçim değil özgürlük mücadeledir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar