Yarın 1Eylül dünya barış günü
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yarın 1Eylül dünya barış günü

31 Ağustos 2021 - 10:08

Farkında mısınız; tükeniyoruz.

Kendimiz tükenmekle kalmıyor, bu ada yarısında çevreyi, doğayı, hem maddi, hem manevi değerlerimizi de birlikte tüketiyoruz.

Ve güneş eskisi gibi hepimiz cayır cayır yakıyorsa ve rüzgar eskisi gibi serinletmiyorsa, ve içtiğimiz su; susuzluğumuzu gideremiyorsa suç hepimizdedir.

Oysa eskiden olduğu gibi; versek sırtımızı serine , hafiften esse aşağı yeli, dalsak sevgilinin hayaline ve hatta tuttursak bir dokunaklı türkü ya da bir Kıbrıs havası….

Şimdi sanal ortamlarda aradığımız her ne varsa, bizi bizden eden, yok oluverse birden!

Her akşam ekranlardan bize parmak sallayanları görmez, her gün bir başka konuda söylenen yalanları duymaz olsak olmaz mı?.

Şairin dediği gibi “paylaşsak yârin yanağından gayrı ne varsa” birlikte söylesek Karacaoğlan türkülerini, halay çeksek el ele, yürüsek barış yolunda kardeşçe, dostça.

Hade ülkenin talimatla bir aşiret sistemi ile yönetilmesine, sömürgecimizin talimatlarına alıştık da üstüne bir de bu korona, artık çekilmez oldu. Kim suçlu, kim sorumlu belli değil. İkiyüzlülük, samimiyetsizlik, çıkar uğruna yalakalık alıp başını gitmiş.

İnsan ilişkilerine de yansıyor aynı olumsuzluklar. İnsanlar ötekini anlamaya çalışmaktan çok, ötekine üstün gelmeye, onu alt etmeye çalışmaktan yorgun düşmüş. Yalnızca siyasi ilişkilerde, toplumsal olaylarda değil, en basit insani değerlerimizde bile öylesine bir yıpranma oluşmuş ki, herkese kuşkuyla bakar olduk.

Ne bahçede açan bir gül, ne saksıdaki çiçek, ne talvardaki yasemin, beslemiyor artık ruhumuzu.                İnsani duygularımız köhnemiş “İnsanlar evine ekmek götüremez durumdayken, hangi duygudan, hangi insani duygulardan söz ediyorsun” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Yarın yine boynu bükük, kolu kanadı kırık 1 Eylül Dünya Barış Günü’ndeyiz... Barış diyenler ‘hain’likle suçlanıyor, savaş diyenler alkışlanıyor. Rumcu vatan hainliği ağızlarından düşmeyen suçlamalar.                         Ve ben çok kızıyorum ama işte yine boynu bükük, kolu kanadı kırık 1 Eylül Dünya Barış Günü’ndeyiz.

En yetkili ağızlardan başlayarak gazetelerde atılan başlıklardan TV'lerdeki , sosyal medyadaki yorumlara baktığımız zaman aç sefil insanlar kandırılarak galeyana gelmiş avazının çıktığı kadar koro halinde savaş naraları atılıyor.

Tayyip Erdoğan’ın buradaki emir erleri, sabit fikir peşinde gitmeyi, dini kullanarak zulmetmeyi yaşamın sanki bir gereği ve gerçeği olarak görmeye ve göstermeye çalışıyor. İşin insana en acı veren tarafı bu savaş politikalarının geniş kitlelerce benimsenmesi ve desteklenmesi.

Düşünmeyen, araştırmayan, biat kültürüyle şekillendirilmiş insanlar yalan-yanlış bilgi ve propagandalarla savaşın hem sebebi hem mağduru durumuna getirilmişler.  Ancak “Propagandayla zehirlenmedikleri sürece, kitleler asla savaş düşkünü değildir” der Albert Einstein.

Bilinen bir yöntemdir. Önce düşman tespit edilir. Onun ne kadar büyük bir tehdit oluşturduğu işlenir hafızalarda, sonra gerilim yaratılır ve bu durum ‘tutmayın beni lan’ noktasına evrilir. Bu savaş seviciler ellerindeki tüm imkan ve aygıtları devreye sokarak toplumun karın boşluğuna vurdukça vuruyor. Medya, bu aygıtların temel taşıdır ve hepsini de hizaya getiriler.

Bu gün 1 Eylül dünya barış gün ama benim yurdumda esir tutulan barış en ölümsüz aşklar, en tutkulu sevdalar savaş ortamlarında tutsak, ve bu felaketi yaşadığımız günlerde, en ölüme yakın olduğumuz anlarda bile boy vermedi mi?

Barıştan mahrum yaşamak yetmedi bir de üstünden hastalıklar, ayrılıklar, hasret daha da pekiştirmedi mi sevgilerimizi Peki şimdi hasret bırakıldığımız özgürlük ve niye yaşayamıyoruz o tutkulu sevdaları?

Cepheden yazılan aşk mektuplarına ne demeli? Ne savaş, ne açlık, ne yokluk, ne ayrılık, ne hasret yok edemedi sevdaları Nazım dizelerinde.

Çok mu zor, birbirimizi anlamaya çalışmak?

En azından dinlemeyi denesek!

Konuşsak önyargısız, yalansız, içten, hesapsız……

Dayatmasak fikirlerimizi karşımızdakilere.

Onlarında kendi özgür fikirleri olduğunu kabul etsek.

Eski bir şarkıya kulak versek

“Hayat Bayram Olsa”

Şarkı olmaktan çıkıp, gerçek olsa.

“Uyan artık rüyadan” dedirtmeseniz yine bana!.........

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar