Yarın geç kalınmasın diye bu günden gereğini yapmalıyız
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yarın geç kalınmasın diye bu günden gereğini yapmalıyız

20 Nisan 2021 - 09:32

Kıbrıs'ın kuzeyinde de taşınan Erdoğan faşizmi ve baskılarını taşıdığı bu köşe bucak içinde burada felaket ve tutuklamaların beklentiye dönüşüp alışıldık bir duruma dönüştürülerek normalleştirilmeye çalışıldığı bu anormal süreç ve itilmeye çalışıldığımız yalnızlık sizlerin de midesini bulandırmıyor mu?

Hukukun üstün olmadığı yerde "devletin" ve hukukun temel ilkelerinin belirleneceği temel yasa hazırlamak, ülkeyi üstünlerin yasalarına terk etmek demek olduğunu biliyorum. Mevcut durumu yaratan konjonktürle topluma şırıngalanan anlayışları kurumsallaştırarak yasal çerçeveye oturtmak anlamında bir yasama işleminin bu ada yarısını var olandan daha fazla demokratikleştireceğini ileri sürmek safdillikten de öte olur.

Erdoğan rejiminin “FETO ile mücadele” ediyoruz diyerek kullandığı her kavramın yerini, Atatürkçü tanımlamasını hakaret olarak kabul eden anlayışa sahip olanların tırmanışlarına bakarak “Atatürkçülerle mücadele”ye bıraktığını ibretle izliyoruz.

 Kendinden olmayan kişilere, “terörist” damgası yapıştırarak tutuklamaktan daha ağır ceza veriyor. Üstelik, kim terörist, kim değil karışıklığı içine itilirken birçok insanın "FETO" terörü mağduru olduğunu da göremez oluyoruz.

Türkiye'deki sistemi tertipledikten ve defterini dürdükten sonra her geçen gün ağırlığını biraz daha fazla hissettiren Erdoğan faşist rejiminin ne zaman sona ereceği henüz daha netleşmemiş aksine eline geçirdiği tüm devlet gücünü kullanmayı çok iyi bildiği için gidişi de belirsizdir üstelik.

Türkiye fiilen tek parti diktatörlüğü ile yönetilen bir ülke ve artık ve (güya) seçimle oluşturulacak kurumların başına kimlerin geleceğinin hesabı da çok önceden "FETO"ile birlikte yapılan bir ülke.

İktidardaki Erdoğan-Bahçeli ortaklığının TC devletinin tepesinde iyice çöreklenmişken ve onların beyninde yer edinmiş üç-dört kişinin hangi kurumların başına geçeceğinin önceden yerleştirildiği bir ülkede, onların dışında hiç kimsenin şansının olmadığının da biz buradan görerek ortaya koyuyoruz.

Gerek Türkiye'de gerek "KKTC" vilayetinde seçim tüm rejimlerde varmış gibi görmek ve onun çizdiği daire içinde demokrasi oyununu tercih etme hakkını savunanlar sadece demokrasilerde: Kimin cumhurbaşkanı, kimin başbakan olacağını önceden belirleyenler seçimlerin göstermelik olduğunu da önceden kabul etmişlerken hangi demokrasiden söz edebiliriz?..

Bu ülkede artık tercih hakkı bitmiş, geriye göstermelik seçim kalmış olduğunu göremeyenlerin yaşadıkları demokrasi sancısı değil. Sancı, bu ülkenin kurumlarını ve o kurumların başındaki kişilerin kimler olacağını artık Ankara'da Ankaralı tarafından yapıldığını  görmezden gelerek doğru zeminde ve aktif bir mücadele ortaya konmadığı takdirde bu günleri de çok arayacak hale geleceğiz..

Kıbrıs'ın kuzeyinde Erdoğan talimatı ile paralar da insanlar da harcanarak kurumların el değiştirme suretiyle başkalaştırılma çabaları artık tamamlanmış olmakla birlikte, karşısındakini itibarsızlaştırmak, kimseye itibar kazandırmaz desek de sonuç ortadadır. İtibar dedikler olgu zaten kurumlarla da gelmez, kişiler onurlu duruşları ve tavırları ile kurumlara itibar kazandırır.

Demem odur ki be dostlar bu henüz daha ele geçirilemeyen ama ele geçirilmesi için büyük uğraşlar sergileyen TC diktatörlük rejimi yerele atadığı "KAYYUM" ve idare edilenler ile birlikte topluma ait olan bütün kurumları ele geçirme ve yöneticilerini  itibarsızlaştırma sürecinden, harekâtı yürütenlerin galip çıkması mümkün değildir.

 

Tam gaz ilerleyen faşist Erdoğan-Bahçeli ortaklığının çıkarları uğrunda parselledikleri Türkiye kamu yönetimini ve diğer olanaklarını paylaşarak kırıntılarını da süründürdükleri Türkiye insanına dağıtarak uzun süre daha iktidarlarını sürdüreceklerini sanıyorlar. Gerçekten bunu bize önümüzdeki süreç gösterecek.

Türkiye’de olup bitenlere kendi durduğu yer ve ne elde ettiğine bakarak değil, herkes için hukuk ve hiç kimsenin vicdanını sızlatmayacak adalet penceresinden bakması gerekiyor. Böyle bir gerçek var mı? TC'de Erdoğan ve tek adam rejim Adaletten çoktan uzaklaşırken hukukun üstünlüğü yerini yasa yapma ve uygulama keyfiyetini elinde tutanların üstünlüğüne bırakmış durumdadır.

Son söze gelince, Lefkoşa'da tarihi mahkemeler önünde dün yapılan eyleme ben de katıldım. Gördüğüm odur ki kısa sürede yargımıza karşı yapılan müdahale ve hakaretlere karşı toplumsal bir tepki oluşmuş ve bu tepkiyi orada kusmuştur. Oraya katılıp destek veren tüm siyasi yapıların da her konuda ortak mücadeleyi birlikte vermeleri halinde rejim gerileyecek aksi halde yarın çok geç kalınacak.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar