Yarına dair umudunuzu yitirmediyseniz
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yarına dair umudunuzu yitirmediyseniz

22 Ağustos 2018 - 15:23

Erdoğan, batıya ve ABD’ye meydan okudukça ekonomik kriz derinleşiyor. Bunun da bedelini Türkiye ve Kıbrıs emekçi halkları ödüyor.Halka yaptığı “yastık altındaki altın ve dövizinizi bozun” çağrısı ateşi düşüreceğine, krizin “yapısal boyutlarını” daha da açığa çıkarıyor. Ve artık “kral çıplak!” Gerçeğini herkes biliyor. 

“Yastık altındaki altın ve dövizle” krizin önlenebileceğine kimse inanamıyor. Bu beyhude çağrılar halkın daha fazla yoksullaşmasını önleyemeyeceği, gibi elindeki varlıklarında erimesine yol açacak, yoksullaşma ve işsizlik giderek artacaktır. Her ekonomik krizin faturası nasılsa halka ödetiliyor. Varsın Türkiye’ye ekonomik “savaş” ilan edenlere “yastık altı ile” cevap versin..!

Aslında krizi fazla da abartmamak gerekir. Çünkü bu kriz normal bir kriz değil Erdoğan tarafından bilinçli olarak yaratıldı. Her krizde kaybeden kadar kazanan da vardır. Krizlerde bütün yük halkın sırtına yıkılırken yukarıda sermeye el değiştirir. Zaten Katar ve bazı sermayedarların hemen can çekişen-batan gruplara göz diktiği anlaşılıyor.

Yani sırf kriz var diye sistem yıkılmaz. Ezilen sınıflarla ezenler arasında krizin yükünü taşımama kavgası sürerken ezenler arasında da kurulan kurtlar sofrasında parsa toplama kavgası büyür.

Erdoğan ve besleme-yandaş sermaye grupları memleketi talan ediyor. Doğan medya grubunun Ziraat Bankası kredisiyle Demirören grubuna nasıl devredildiğini gördük. Diğer medya grupları zaten ele geçirilmişti. Ana akım medyada AKP’yi eleştirecek gazete ve yazar kalmadı. Amiral de, amiral gemisi de battı.                                                                                                                                                 

Giderek derinleşen ve saklanamaz hale gelen Türkiye'den ithal edilen ekonomik kriz bu kez de müsamereler ve mehter marşları eşliğinde kökü dışarıya bağlanarak maskelenmeye çalışılıyor. Her zamanki senaryoyu biliyorsunuz.

Rahip Brunson serbest bırakılmadığı için Trump Türkiye’ye çok kırılmışmış da, bu yüzden doların değeri yükseltilmişmiş de. Tayyip ve bu ülke için yastık altındaki dolarlarını bozdurmaya hazır yiğitler izin verir miymiş de…

Dolar yükselince yastık altında doları olanlar akın akın döviz bürolarına koştu, sonra kimi sermaye grupları falan filan aynı şeyi yaptı ve en yüksek fiyattan bozdurdular dolarlarını. Bire alıp beşe sattılar, yüksek kazanç elde ettiler ama lafa bakarsanız, bunu Amerika’ya karşı yüksek milli değerler adına yaptılar.

Doların değeri düşünce ellerindeki dolarları bozdurmak hevesi de kayboluvermseydi belki biraz daha inandırıcı olacaklardı. Bu işi memleket sevdasına yaptıkları konusunda, ama malum tekrar yükselinceye kadar yastık altına dönecek dolarcıklar.

Bir kısım gruplar ise işi müsamereye vardırıp, basının karşısına geçerek milliyetçi söylemler eşliğinde ellerinde salladıkları sahte dolarları yırttılar.

Bu arada içerde askeri operasyonlarda her gün onlarca kişi öldürülüyor, dışarıda savaş içindeyiz. İşsizlik, yoksulluk tavan yapmış, toplumda ciddi bir umutsuzluk durumu ortaya çıkmış ama sahte dolarları yırtıp Türk Lirasını öpüp koklayarak ekonominin düzeleceğine inanmaya zorlanıyor insanlar.

İktidar, anasıyla danasıyla muhalefet söz birliği etmiş durumda. İktidar akıllı, meseleyi milli değerlere bağlıyor ve alıyor tam desteği. Parlamentodaki umut olarak tanımlanabilecek Halkların Demokratik Partisi (HDP) ise bu günlerde sessiz.

Ve maalesef, toplumsal mücadele dinamiklerinin ve yoğunlaşan emek sömürüsü ve büyüyen işsizliğe rağmen sendikaların durumu da farklı değil. Ne etkin etkili bir muhalefet, ne topluma umut olabilecek bir söylem, bir önerme, bir politika yok.

Oysa muhalefet ne kadar susarsa iktidar o kadar çok konuşuyor. O kadar çok yandaş buluyor. O kadar çok işsizlik, yoksulluk ve savaş oluyor.

1 Eylül Dünya Barış Gününe sayılı günler kala, barış için bile bir önerme yok. Ne istek, azim, ne coşkun bir çaba. Herkes zevahiri kurtarma derdinde.

Hani bir yerden tutmak gerekir zaman zaman. İşte 1 Eylül Dünya Barış Gününden tutabiliriz mesela. Bir yandan ağır ekonomik baskılar öte yandan kansız soy kırım ve asimilasyon uygulanıyor benim insanıma. İşgal ve savaş yanı başımızdayken söyleyecek çok şey olmalı çünkü. Tabii yarına dair inancınızı yitirmediyseniz.  

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar