YAŞADIĞIMIZ BU COĞRAFYADA HAYAT GERÇEKTEN İLGİNÇ
Kazım Denizci

Kazım Denizci

YAŞADIĞIMIZ BU COĞRAFYADA HAYAT GERÇEKTEN İLGİNÇ

19 Aralık 2019 - 08:10

Karşı çıkmak, desteklenmeyecek bir gerçeklik karşısında, dayanılmaz bir baskı düzeni altında gösterilebilecek tepkilerden yalnızca bir tanesi ve tabii olarak en etkili olanıdır. Yalnız bu olumlu tepki tüm anlamlı gücünü, ondan önceki pek çok hayırlı karakterin mümkün olabilecek en tutarlı dışavurumuna borçlu.
Öncekinin varlığı sonrakinin değerini, öncekinin yokluğu da sonrakinin boşluğunu gösterir. Yüreklilikle yüreksizlik, direniş ile boyun eğiş belirli koşullarda niteliği bakımından bazen aynı sonuçları üretir. Hakim sınıfın kaba yararcılığına, karanlık işlerle uğraşmasına karşı çıkan, öncesinde kaba yararcılığa düşmemiş ve karanlık işlerle uğraşmamış olduğundan emin olmalıdır. 
Aksi halde her şey birbirine karışır ve sahtelik gerçeğinin yerini alır, baskı düzenini geriletecek olan son sahici direnç kaynağını da bu içi boş gösteriş kurutur.  Darağacında can verenlerin son çırpınışlarını kayıtsızlıkla izlemeye alışık çağının soylularından biri giyotine giderken gururlu başıyla çirkin aleti işaret ederek, “Ne aşağılık bir icat!” demekten kendini alamamış. 
***
“Çok garip, öncekilerin hepsi de aynı şeyi söylemişti” diye mırıldanmış cellat, “Demek ki uzaktan o kadar da fena görünmüyormuş”. Doğru, hiçbir şey olduğu gibi görünmez, esas mesele mesafede, önceki ve sonraki hallerde. 
Olay ve nesnelere çok uzaktan ya da çok yakından bakınca böyle olur. Yağlı urgan kullanışlı bir araç, sehpa bir kamelya gibi görünebilir uzaktan mesela. Boynuna yakın durmadığı müddetçe ip o kadar boğucu, bıçak da o kadar da keskin durmayabilir. Soyluluğun yarısı kafadaysa diğer yarısı da yürektedir.  Düşüncede kötü olanı yeterince kötü bulmak yetmez, ona karşı duracak yürek de ister. Soyluluk, felaket senin lehine fırsatlar doğurduğunda bundan faydalanmayı reddetmekti, yoksa kendisini çarpıverdiğinde acımasızlığı incitici bulmayan çıkmaz. En soğukkanlı katil, en azılı haydut bile karanlığın bu özel biçimine öteden beri çok, ama çok karşı olagelmiştir hep!
***
Bir ayağı sakat. Bir gözü yok. Yaşlı, üstelik zenci. Neden kaçmak gibi aptalca bir şeye yeltenir ki! Silahlı atlılar, köpekli avcılar peşinde. O ise çıktığı ağaçta mahsur. Kuşatılmış. Alay ve aşağılama. Derken sinirler geriliyor, sabırlar taşıyor. Uzatmaya ne gerek, artık inse de azmış köpeklerin çıldırasıya beklediği ziyafet çekilse. 
Ama korku işte, bazen bir kölede de bulunabilir, aksak ayağıyla bir ağaca çıkarabilir, yaşama arzusu da onu orada ölünceye tutabilir. Efendi akıllı, efendi kurnaz, efendi şaşkına çevirecek kadar kibar. Konuşulabilir, pazarlık yapılabilir, dert dinletilebilir. Tacirlerin en ilgilisi, efendilerin en tatlı dillisi. Kör ve topal yaşlı köle Dartanyan, artık ağaçtan inebilir.  Ne kaçacak yeri ne de dövüşecek gücü kalmamışsa da. Nihayet efendiye borcunu denkleştirecek beceriden mahrumsa da. “Bitti” demeden, geri çekilemez köle. Son bir vefa sunumu, efendinin gözlerini doyuracak son bir şölen. Hayır, hayır! Yalvarmak yok, efendiye acındırmak da.
***
İlk önüne çıkanı, olayların gücüyle dolduran. Ulayan toprağın ve kavuran alevlerin derinliklerine, acımasızlığın ve korkunun üstüne, aşkın, özgürlüğün ve cesaretin içine doğru yürüyen. Öyle bir ışık artışıdır ki bu, sahne tutuşur, gelenek dökülür ve artık yalnızca  karşı durmak suç olur. Sömürgede, başka da bir kanun yoktur.
Yaşadığımız bu coğrafyada hayat gerçekten ilginç. Gün gelir ayaklar baş, başlar ayak olur.Gün gelir hiç olanlar padişah olur. Bu günlerde yine en çok konuşulan konu liyakat, hak etme. Koltuğa göre adam bulma değil, adama göre koltuk bulma. Ancak siyasi partiler de bu vasıflara uygun adam bulmakta zorlanıyor. Çünkü artık devir ‘görev alınır, verilmez’ devri. Herkes her göreve saldırıyor. Dönüp aynada kendisine bakmıyor.
Ben bu göreve layık mıyım? Bu görevi yapabilir miyim? Yeterli derecede donanıma ve alt yapıya sahip miyim? Nasıl olsa mecliste abilerim var. Onlar halleder. Hak etmesem de layık olmasam da beni kırmazlar. Ben partinin başında kalmalıyım. Ben milletvekili olmalıyım, Yapabilir misin? Elbette yaparım. Yapanlardan neyim eksik? Hatta fazlalığım var. Arkamda şu kadar destek var, bu kadar hatırı sayılı dostlarım var. Olamaz mı yani? Yaşadığımız bu coğrafyada hayat gerçekten ilginç.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar