Yılların pratiğinin öğrettikleri gerçekler
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yılların pratiğinin öğrettikleri gerçekler

19 Aralık 2021 - 10:29

Sayın Mustafa Akıncı'nın arada bir sosyal medya paylaşımları yaparak gündeme gelmek yerine güç birliğine katkı yapması toplumsal bir beklentiydi.  Kendisine iletilen bu yöndeki taleplere karşılık vermedi. İstenen barış ve federal çözüm yanlılarını toparlama yönünde katkı yapması.

Artık çok geç sayın başkan size destek verenleri yarı yolda bıraktınız. Şimdi bir seçime daha gidilirken barış güçleri darmadağınık,  Sandığa gitmeyiz bu karagözlüğe ortak olmayız, böyle seçimi eşek tepsin diyor insanımızın bir kısmı.   OLMASAYDI SONUMUZ BÖYLE-AHMET KAYA

Erdoğan diktatörlük rejimi ve buradaki işbirlikçi düzen partilerinin  Kıbrıslıtürk toplumunu getirdiği son nokta ekonomik olarak topl Üretmeyin diyorlar Siz de başüstüne efendim diyorsunuz.Sıra un fabrikalarımıza m geldi? Birazcık da dik durun yo siz kemiksizsiniumu diz çöktürüp iflasa sürükleyip, siyasi olarak da dünyaya sözde meydan okuyup rezil etmektir.                 Elinde rehine olarak kullanacağı başka bir oyuncağı kalmadığı için Türkiye ve Kıbrıslıtürk toplumunu tamamen bitirme görevini yerine getiriyor.

Halklara barış, demokrasi, hukuk ve ekonomik refahtan bahsedip oy bezirganlığı yapanlar biliniz ki yine yalan söylüyorlar. Bu yalanlarıyla sadece kendi saltanatlarını sürdürmek istiyorlar. Bu piyonlara en güzel cevap sandığa gitmeyip düzmece seçimleri boykot etmekten geçer. Bu kokuşmuş  rejim sorgulanmalı hatta yargılanmalıdır.

***

Yıllardır bu topluma siz üretmeyin diyorlar, biz size veririz, ama nasıl verdiklerini söylemiyorlar, dolar olarak faturaya yazıyorlar,  bizim kuklalar da baş üstüne efendim diyerek istediklerini yapıyoruz. Üreten birçok tesis bu yolla elden çıkarıldı şimdi sırada un fabrikalarımız var, kapatacaklar.                                            Birazcık da dik durun yo siz kemiksiz sini

Peki, ama giderek imkansızlaşan bu ekonomik dayatma modelden çıkış mümkün müdür? Bunun için ne yapılabilir? Türkiye ekonomisi büyük bir çöküş yaşıyor ve bu çöküşün sonuçlara ada yarısına ikiye katlanarak taşınıyor. İşte bunun bir örneği de un fabrikalarında yaşanıyor, Ankara talimat verdi kuklalar karar aldı, Un ithalatı serbest bırakıldı.

Bunun anlamı şudur, size ait ne varsa elinizden alınacak ve tamamen bağımlı hale getirileceksiniz. Peki, muhalefet, Sanayi, Ticaret örgütleri nerede? TC’ye uşaklaşmış, teslim olmuşlar, daha ne bekliyorsunuz? Bu toplumun daha da yokoluşunu seyretmeye devam edecek misiniz?

Çöktürecekler, yaşattıkları bu çöküşün nedenleriyle ilgili çok şey söylenebilir ama ben bizim siyasilerimiz ve ekonomistlerimiz bu gerçeği gözlerden kaçırarak bu yaşananlar kendi yarattığımız sorunlar olarak değerlendiriyorlar. Hiç de öyle değil Tayyip Erdoğan bizi çok seviyor ya ondandır.

Bütün bunları “Harun gibi gelip Karun gibi gitmek, Musa gibi gelip firavunlaşmak için mi yapıyorlar?” denebilir mi? Bilmiyorum, haksızlık yapmak istemem.  Gerçeklerimizi doğru okuyan, sorgulayan, gören, düşünen, farkındalıklı, duruşu, fikri... Olan ve bir hayli de, susmayanlar var ya uykularını kaçırıyor.

Bağımsız ve egemen ‘KKTC'nin getirildiği son durum!

Cuma günü bir vatandaş üzerinde ''Açım aç evde ekmek yok''  ve ''Açım aç evde hiçbir şey yok'' yazılı pankartlar ile Mağusa'da görüntülendi.  Siyasiler seçim derdinde, halk ise açlıkla savaşıyor! “Aç bırak, itaat etsin, cahil bırak biat etsin.” Aziz Nesin.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar