YİNE DE UMUDU KESMEYELİM
Kazım Denizci

Kazım Denizci

YİNE DE UMUDU KESMEYELİM

06 Kasım 2019 - 08:05

Bize karşı yapılan psikolojik ve siyasi baskılar sonucunda içine düştüğümüz, Siyasi, Kültürel  ve Ekonomik sıkıntıları geliniz el ele tutuşarak geri püskürtelim. Bu talep yalızca benden değil tüm toplum kesimlerinden yükselmektedir. 
Bilimsel yapılan bir araştırmaya göre çiftlerin el ele tutuşarak birbirlerinin fiziksel acılarını azaltabildiğini ortaya koydu.  Birbirini seven insanlar kucaklaştığı ve ya el ele tutuşması halinde ortaya çıkaracağı sıcaklık sayesinde acılarını unutuyor, peki bu olay nasıl oluyor? 
İşte böyle.
Yapılan bu araştırmaya göre sevdiğimiz kişinin elini tutmak, deriye bastırılan sıcak bir metal parçasının vereceği acıyı uyuşturabilecek kadar etkili. Bu durumun empatiden kaynaklandığını düşünen bilim insanları, eşlerin birbirlerine duydukları empatiyi dokunarak karşı tarafa hissettirebildiklerini ve beyin dalgalarının aynı frekansta "dans etmeye başladığını" söylüyor. 
Dokunmayla geçen empati duygusunun acı hisseden kişinin stresini frenlediği ve beynin acıyı azaltan kimyasallar salgılamasını sağladığı tahmin ediliyor” hal böyle ise o zaman sarılın birbirinize. Empati yaparak düşünün, biz bu ada yarısında bu yaşam biçimini hak edermiyiz.
***
Daha güzel bir Kıbrıs ve dünya elbette mümkün! 
Benim ülkem tarih boyunca hep kuşatma altında tutuldu, fetihleri yaşadı. Yıllar boyu zulümler acılar yaşadı, hala daha da yaşamaktadır ama hiçbir zaman kucaklaşmayı ve birbirimize sarılarak kurtulmayı başaramadık. Engelleyen misyonerler de zaten hep vardı.
Bu gün içinde yaşadığımız dünya köleliği gördü, orta çağı yaşadı! Her seferinde insanlar bir çıkış yolu buldu, yine bulacaklar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Sorunlar ağırlaştıkça çözümler de kendini gösterir.Kim dost, kim düşman daha net ortaya çıkar, saflar belirginleşir...
Ben yaşadıklarımız karşısında Umudumu nasıl koruyorum? Özgürlük ve kurtuluş yolunda belki bir dayanışma ve ya birliktelik yaratma sıkıntıları karşısında çözüm yönünde bir yola varırız diye kendimce çabalıyorum. Suç mu? 
Belki bir mucize olur ve bizim köşe başlarını tutan siyasi liderlikler şapkayı öne alıp bir adım atma isteğine bürünür, kendi toplumunun çıkarlarını düşünür. Benimkisi yalnızca, istek  bir ütopya ve hayalden öte gitmese de toplumla bağımı koparmıyorum. Bütün kirlenmişlik ve yaşanan yozlaşmalara rağmen birileri duysun diye, kendimce ikaz ve uyarılarımı yaparım.
***
Edebiyat, şiir ve sanatı hayatın ilham kaynağı görür  birbirinden ayırmıyorum. İkisi birbirini besliyor, beni bir şeyler yapmaya, üretime, mücadeleye zorluyor, hoş ve beni hem özgür kılıyor hem de diri tutuyor diyerek, dahası yapacak bir sürü iş var, mücadele edilmesi gereken birçok konu var ve zaman çok az. İçine kapatıldığımız işgal çemberi daralıyor.
Geldiğimiz nokta hiç tekin değil. Yaşadığımız bu ada yarısı üzerinde, çok yakınlarımızda, Anadolu coğrafyasında, Ortadoğu'da ve yakın temas halinde olduğumuz dünyanın diğer ülkelerinde çok ciddi sorunlar var, bunları anlamamız, anlatmamız gerek, çünkü bizleri de derinden etkilemektedir. 
Bütün olumsuzluklara rağmen Umutsuz olacak kadar zamanımız yok ki, o bir lüks!                                  Bütün bunlardan ve eklenecek daha birçok olgu, etken ve nedenden dolayı Türkiye’de ve haliyle bize de uzanan kirli elleri ile ülkemizde toplumsal barometre patlamalara doğru yükselişe geçmiştir. 
Dinci Burjuva tekelci hükümetler sayesinde patlamaları körüklemekle kalmıyor, toplumsal yaşamı kötürümleştiren politikaları yoğunlaştırıyor ve militarist zorbalığı daha fazla sokağa dökerek toplumun muhalif-ilerici ve boyun eğmeyen kesimlerini suskun bireylere dönüştürmeye çalışıyor.  Hak talebinde bulunan, çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesini isteyenlere karşı militarist ve polisiye baskıların hiç yaşanmamasını, zorbalığına başvurulmamasından yana olan herkes, dozu artan şekilde ırkçılık, ayrımcılık ve saldırı hedefindedir.
 Bu gelişmeleri ve doğrultusunu görüp de buna karşı mücadeleci bir güçbirliği oluşturmada atıl duranlar ya da ağır davrananlar, siyasal tarihimizin ağır suçlarından birine fail olacaklardır.  Ortaya çıkan odur ki sermaye cephesinden söylediği üzere, “saflar artık daha belirgindir” ve sorumluluk daha da ağırlaşmıştır. Ülkemize sıklıkla kar yağmasa da galiba umduğumuz dağlara yağacağa benziyor. Yine de umudu kesmeyelim diyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar