Yine kapris ve büyüklenme havası içine girdiler
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yine kapris ve büyüklenme havası içine girdiler

22 Mayıs 2018 - 07:37

Bu düzen, statüko ya da Özker hocamın yazılarında sürekli olarak vurgulayıp kullandığı (sürer durum) ya da kimilerine göre bu düzen (sistem) değişmedikçe bencil ve büyüklenme havası içinde olmaya devam edecek olanlar azımsanamayacak kadar çoktur. Be efendiler, büyüklenmeyin, mütevazi olun, havalara girmeyin ayaklarınız yere bassın. O kadar.

Büyüklenme duygusu içinde olanlar verilen mücadeleci alan içerisinde, yarınını garantiye almak için, daha fazla yararlanma ve çıkar sağlamaya sahip olma amacını güderler.                                       Bu noktada daha fazla yarar ve menfaat elde etme savaşı içerisinde, bencilce davranışlar sergileyip, kendi türüne yaşam alanlarına ve yaşamlarına zarar veren eylemlerde bulunmaktadırlar.

Bencilliğin psikolojik boyutu olan “gelecek kaygısı” ve bunun sonucunda daha fazla yarar değere bencilce sahip olma güdüsü ile, (aslında masum olan insanın) doğal hayatta kalma savaşını kazanma güdüsünün birleşmesi, dünyanın giderek kötü sonsuza doğru yol almasına neden olmuştur ve olmaktadır.                                                                                                                   

Dedem bazı kişiler için "burnu kıllı"  lafcığını çok kullanırdı. Bencillik ,  egoizm ya da kendini beğenmişlik, yalnız kendini düşünen, kendini bulunmaz Hint kumaşı zannedenlerin muzdarip olduğu bir kişilik bozukluğu hastalığıdır. 

Bana göre bu bir hastalıktır ve tıpkı kanser hastalığı gibi ölene kadar sizinle birlikte yaşar. Tedavisi yoktur. Bencillik hastalığı hakkında Antik çağlardan beri dini, felsefi, psikolojik, ekonomik ve biyolojik açıdan çeşitli sorgulamalar yapılmış ve bencillik, ben’in önemi, bencil olmamak konularında çeşitli görüşler dile getirilmiştir. Bilimsel araştırmalara konu olan bir hastalık kabul edilir.

Aslında bu hastalıklar, düşüncelerimizin, kendi benlik algımızla savaşımından, hala evrimsel sürecin bizi düşüncelerimize rağmen kontrol eden argümanlarının eseridir. Çünkü bu argümanlar, bizi başkalarından farklı kılarak bu savaşa ve anlaşmazlıklara iten gelenek, görenek, örf, adet, din gibi kavramların korunmasına dolayısıyla bu olguları savunmaya itmektedir. 

Şu küçük ada üzerinde yaşayan halkların ilericileri olarak kavgasız, savaşsız, sömürüsüz bir yurt ve dünya özlemine kavuşmak  için insanlığın ortak çıkarlarını gözeten değerler etrafında büyüklenmeden kollektif bir mücadele ortaya koyup mücadeleyi kazanmak daha kolay olmaz mı? olur elbet ancak teslim oluyoruz bu hastalıklara ve rejimin bize sunduğu baş döndürücü olanaklar içinde yaşamaya.  

Özgürlük ve kurtuluş mücadelesi veren önderlerin zafiyetlerini tespit   eden sürer durum savunucuları "irademize rağmen" Özgür ve bağımsız bir KIBRIS” ve  dünya için bilinçli düşünmemize engel olmakta, düşünce biçimimize, bilincimizden bağımsız olarak "egemen" olmaktadır. Daha açık söylemek gerekirse, evrimsel süreç, hala günümüzde de irademize hakim olup bizi yönlendirir görünmektedir. 

O yüzden ülkemize ve dünyamıza egemen olan liderlikler, yönetim kadrolarında olanlar  bencil ve çıkarcı tutumlarını sürdürdükçe hayal etmeye gerek yok. Gideceğimiz yer bellidir.  Teslimiyetçilerin parçalayıp böldükleri, anavatanlarına benzetilen, korsan bir ada yarısında yaşamaya mahkum durumuna getirilen asalak bir toplum yarattık .

Yaşadığımız bu toprak parçası üzerinde oluşturulan ve adında devlet dedikleri bu karmaşık yapı içinde bu gün yaşadıklarımızın suçlusu ve sorumlusu olarak hep başkalarını suçlama hastalığımızı tedavi edip gerçekleri görmek bize ters geliyor, kabullenmesek de gerçektir.

İç dinamikler dediğimiz siyasi partiler, sendikalar ve bilumum örgütlere umut bağlayarak sorunlarımızın anası olan KIBRIS sorununun çözümünü onlara havale ettik. Hâlbuki bunların başında oturanlar değil mi yıllardır toplumun başında ceviz kıranlar? KANDIRANLAR.

Sizler, dün muhalefette olanlar,  bu gün koltukta oturanlar ve çevrenizdeki dalkavuklar ile birlikte sağladıklarınız çıkar ve menfaatlerle küplerinizi doldururken insanlara aptal gözü ile bakarak utanmadan bir de aşağılayıp küçük görüyorsunuz. 

Bu gün büyüklenen, bencilce davranan, havalarda uçan sizler, halktan koptunuz.                                                                                            Ama yarın seçim günü yine halkın kapısını çalacak olanların tümüne de kırmızı kart gösterip kapınızı yüzlerine kapatın bu yüzsüzlerin.


YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar