Yok mudur kurtaracak olan bu Türkiye'yi?
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Yok mudur kurtaracak olan bu Türkiye'yi?

05 Ağustos 2020 - 08:00

Laik Türkiye cumhuriyeti yerel, bölgesel ve küresel krizlerin tam ortasına gömülmüş duruma getirilirken, tarihinin belki de en kritik dönemecine doğru ilerliyor. 18 yıllık siyasal İslamcı AKP iktidarı Türkiye'yi parti devletine dönüştürerek tek adam rejimini inşaasını tamamladı.

Erdoğan tek adam rejiminde muhalefet partilerinin gözü önünde OHAL koşulları altında, bu baskı döneminde TBMM fiilen lağvedildi, milletvekilleri, belediye başkanları, gazeteciler, akademisyenler, öğrenciler muhalif oldukları için tutuklandı.

Yüz binlerce kamu emekçisi kamudan ihraç edildi, yargı bağımsızlığını yitirdi, basın ve sanat sansürlendi, doğal varlıklar tahrip edildi, eğitimden sağlığa tüm toplumsal yaşam dinselleştirildi. Türk Lirası eritildi, iç ve dış borç katlanarak arttı, Atatürk döneminden de kalan tüm kamu kurumları özelleştirildi, yok pahasına yandaş sermayeye peşkeş çekildi, tarım ve hayvancılık bitirildi.

Yıllarca ayni coğrafyada birlikte yaşayan Türklerle Aleviler, Kürtler arasında düşmanlığı körükleyen şovenist şiddet politikaları uygulandı, azgınlaşarak uygulanmaya devam ediyorlar. Türkiye ile komşu devletlerin iç işlerine karışıldı, savaşlara direk taraf olundu.

Erdoğan rejimi talimatı ile sınır ötesine asker gönderildi, cihatçı terör örgütleri desteklendi. Hala daha destekleniyor. Bölgede emperyalist hayaller peşinde koşuldu. 18yıllık AKP iktidarıyla geldiğimiz noktada Türkiye halkları ile birlikte bizim de Kıbrıs'ın kuzeyinde bu baskılardan nasibimizi alarak işimiz, aşımız, huzurumuz elimizden alındı.

***

Bugün gelinen eşikte artık, işçiler, emekçiler fabrikalarda, inşaatlarda güvencesiz, tarım alanlarında ve diğer tüm üretim merkezlerinde güvencesiz çalıştırılıyor, alınteri döküyor ama emeğinin karşılığını alamıyor, geçinemiyor. Türkiye mazlum halkları elektriğe, suya, doğalgaza, kiraya, gıdaya, sağlığa servet harcıyor. Vergi ve borç yükü altında eziliyor.

Kadınlar evde, iş yerinde, sokakta taciz ediliyor, tecavüze, şiddete maruz kalıyor, öldürülüyor. Ayrımcılığa uğruyor, işten, siyasetten, toplumsal yaşamdan dışlanıyor. Gençler, çocuklar nitelikli, bilimsel, laik eğitime ulaşamıyor. Üniversiteyi bitirseler de iş bulamıyor. Çocuklar küçük yaşta ağır iş koşullarında çalışmaya zorlanıyor.

Türkiye'de sömürülen, hakkı yenen, özgürlükleri elinden alınan, susturulan, geleceği çalınan milyonlar artık kendine bir çıkış yolu arıyor. Bu çıkış yolunu CHP Türkiye halkalına gösterebilir mi? çok zor.                      Tüm bu sorunların temel nedeni, işsizliğin, yoksulluğun, savaş- ların, eşitsizliğin ve adaletsizliğin kaynağı kapitalizmdir.

Bu düzen, yüzde birlik ayrıcalıklı Erdoğan- AKP yandaşı sermayedarın, işçileri, emekçileri, yüzde 99’nu sömürdüğü düzendir. Bu düzen toplumun ortak çıkarını değil, yalnızca patronların kârını gözeten düzendir. Halkın aradığı çıkış yolu, kapitalizmi yıkmaktan geçmektedir.

İşte bu yüzden; İşçilerin haklarını savunmak, sömürülenlerin sesini yükseltmek için ayağa kalkmaktan başka çare yoktur. Param parça bir halde kendi kendi ile uğraşan, didişen Türkiye solu, demokratları kendilerini toparlayarak halkları kucaklayan bir alternatif yaratamazlarsa artık çok geç kalacaklar.

Yasama, yürütme ve yargının tek bir kişinin elinde toplanmasına, adaletsizliklere, insanların yaşam tercihlerine müdahale edilmesine, düşünce ve ifadenin baskı altına alınmasına, hak aramanın suç sayılmasına, sansüre, siyasi yasaklara, gazetecilerin, gençlerin, siyasetçilerin tutuklanmasına karşıysanız mücadele ediniz, örgütlenin…

Türkiye halklarının kurtuluşu ve bunun Kıbrıs'a,  Kıbrıslılara da yansıması kendi içinde barış ve demokratik bir Türkiye inşa etmeleri ile mümkündür. Bu da bana göre HDP ile mümkündür.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar