Zalimlerin değil halkının yanda ol
Kazım Denizci

Kazım Denizci

Zalimlerin değil halkının yanda ol

26 Nisan 2018 - 07:46

Zalimlerin değil halkının yanda ol.

Merhaba arayan soranlar, bir gülücük atanlar. Şeherden Sesliyorum sesinizi; sizlere içten, samimi, sevgi dolu merhabalar. Şeherin güneşi mi başka! Bir kızıllık, bir aydınlık, bir sıcaklık. Dışarı çıkıp dünyayı kucaklayansım var.  AYAKLARIMDA PRANGALAR OLMASA.

Benim 3 yaşındaki küçük torun Asi de yönetir bu kadarını. Yani böyle bir yönetimin daha fazla dayanması imkansızdır. Tamamen ciddiyim. Ciddi oluşum, böyle sürdürülmesi imkansız olduğunu ve bunu görmekten kaçınarak gayri ciddilikler içinde davranıldığından kaynaklanıyor. Bizimkiler bir savaş suçlusunun arkasına takılıp gitmeyi sürdürüyor ya suç ortağı oluyorlar ona, yoğun ve sistematik bir şekilde savaş suçları işlemeye devam eden Erdoğan, baskı, şiddet, bombardıman, katliam, zulüm ve soykırımı  “güvenlik” ve “barışın tesisi” gibi gerekçelerle ifade ederek suçlarını örtmeye çalışan birisi olarak görülmeye başladı dış dünya kamuoyunda. ZALİMLERİN ARKASINDAN GİTME.

***

Elleri bağlanmış bulduğum yurdumun her yanı işgal altında dediğimiz zaman kızıyorlar bize. Tecavüz kaçınılmaz ise sen de kafanı çalıştırıp zevkini çıkar, köşeyi dönmesini öğren demeyi de ihmal etmiyorlar. Çirkef yatağında gülistanlık olmaz. Ben ve benim gibiler bu kafa yapısı ile gittiği sürece sürünmeye devam edeceğiz. Bu tarz rahatsızlık vermeye de devam edeceğim ! Çirkef yatağı bir gün orman olabilir ! Ama bu Kıbrıslılara bağlı...                                                                                                                             Bize yıllardır dayatılan sorunlar bize aittir ve bu sorunu dışarıdan uzanan eller değil biz çözeceğiz. Ekonomiden tutun da bütün siyasi alanlara kadar yeniden birbirimizi kollamamız gerekir. Aksi takdirde ve en önemlisi ekonomik yönden bu şekilde devam etmemiz mümkün değildir. KAN EMİCİLERDEN UZAK DUR.

***

Dr. Zeki Beşiktepeli gazetemize verdiği mülakatında “Kıbrıs konusu sokakta çözülür” demişti.                                     9 buçuk aylık aranın ardından sonra nihayet istemeyerek de olsa her iki liderin de yemekte bir araya gelmelerinin oyalama taktiğinden başka bir şey olmadığını zaten biliyorduk. Yıllardır yazıp söylüyoruz, Kıbrıslı Türkler ve Rumların artık bu sorunun çözümü için meseleye el koyarak ayaklanmasının zamanının geldiğini hatta geçtiğini ve bunun içinde Kıbrıs’ta ortak mücadelenin şart olduğunu, başka ülkelerin Ada’ya huzur getireceğini beklemenin hayal olduğunu anlatmaya çalıştık ama esir kampında bu düşüncemizi anlayacak birini bulamadık. 

Toplum lideri kimliği ile Akıncı’nın kendi toplumuna söyledikleri dışında hareket etmeyi bırakıp ana görevinin Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları bir bütün olarak öne çıkararak savunması asli görevi olduğunu hatırlatmakta yarar var. Adadaki çözümün  şeklinde ve nasıl hareket edileceği noktasındaki "FEDERASYON" tezinin masada olduğunu parametrelerde bir değişikliğe gidilemeyeceğini hatırlatır bu saatten sonra toplumu başka mecralara çekmeye çalışılmamasını ve kafa karışıklığını bırakıp kendisi olduğunu, artık başkalarından talimat alarak ve ray değişikliğini telaffuz  dahi etmemesini öneririm. Panayır ve festivallere de katılınsın itirazım yok ama artık sivil toplumla birlikte örgütlü bir mücadele vererek, Kıbrıs konusunun çözülmesi gayreti içine yeniden girilmesini iyice düşünülmesini, çünkü bu toplum bu rehine yaşamından kurtularak insan gibi yaşama talebi içindedir, dayanacak güç artık kalmadı. 

SOKAĞIN NABZI BÖYLE DİYOR.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar