Tarihten bazı kısa hatırlatmalar
Nazan Gözdağ

Nazan Gözdağ

Tarihten bazı kısa hatırlatmalar

03 Temmuz 2020 - 08:00

Aslına bakarsanız anlatacağım hikâyeyi hepimiz ezberledik ve biliyoruz da,...

Annan Planı’nı, 2004’teki referandumunu unutmamıza imkan yok.

O yüzden burada detaylara fazla yer vermeden o dönemde olan bir kaç önemli olayı da hatırlatmaya çalışacağım.

AB, kendi insiyatifi ile, ilk başlardan itibaren desteklediği Annan Planı’nı, 2004’te oylamaya sunarak referanduma "hayır" oyu kullanarak reddeden Güney Kıbrısı günün sonunda alkışlayarak ödüllendirdi.

Bu ödülün hemen arkadından da Annan planına "evet" oylaması ile onay veren Kuzey Kıbrıs'ı’ nisbet yaparcasına tam aksine bile bile cezalandırdı.

Nasıl mı?

AB tam anlamıyla ahlaksızca bir siyasi perde sergileyerek, Güney Kıbrıs'ı tam üyeliğe kabul etti.

Böylece Annan Planı’nı, 2004’teki referandumda reddeden Güney Kıbrıs'ı yukarıdada bahsettiğim gibi ödüllendirerek show yaptı.

Diğer tarafta Annan planına destek veren Kuzey Kıbrıs'ı ise küçük düşürmek ve çökertmek için gözümüze baka baka  büyük bir zevkle bizi cezalandırdı.

Bununlada kalmayıp, tüm Kıbrıs'ı ve tüm Türkleri'in varlığını ve haklarını hiçe sayarak diğer bir siyasi ahlaksızlığa bir yenisini daha ekleyerek imzaladı.

Bu olanların hemen ardından Dışişleri Bakanı Mevlût Çavuşoğlu’nun yaptığı bir açıklamada,...

AB’nin böyle değersizce aldığı kararlarla, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’deki kendi haklarını ve Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin haklarını koruma politikasından asla vazgeçilemeyeceğini,...

Bu yapılan entrikaların ve tam tersi olarak bu tür atılan yanlış adımların  Türkiye’yi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini, daha çok güçlendireceğini açıklamıştı.

Çok geçmeden hemen yeni bir adım atan Türkiye, Kıbrıs Adası’nın etrafında görev yapan üç sondaj ve sismik araştırma gemisinin yanına, dördüncüsünü de yollayarak bunu ıspatlamış oldu.

Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan, her zamanki gibi  AB ve ABD’nin koynuna sığınarak her ne kadarda boy göstermeye çalışıyor olsada,...

Kıbrıs Türkleri'nin, haklarını hiçbir şekilde gasp edilemeyeceğini bilmeleri ve öğrenmeleri gerekiyordu.

Türkiye bu konuda her ne sebeple olursa olsun,...

Kuzey Kıbrıs'ın, yanında yer alarak uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde ve barışçı bir anlayışla hareket etmiştir.

Fakat Rum Yönetimi ve Yunanistan, AB üyeliğini fırsat bilerek sonuna kadar kendilerinin haklılığını savunarak ,hukuka aykırı tutumularında ısrar ediyor,...

Her zaman olduğu gibi Kıbrıs Türkleri'nin, haklarını tanımaz tavırlarını takınarak, şımarık ve tutarsız davranışlar sergiliyordu,...

ABD de ise çıkarları uğruna bu üç korsanın  çirkin tavırlarına alkış tutarak, 1987 yılından beri uyguladığı silah ambargosunu kaldırma kararı alımıştı…

Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sisteminide, Türkiye’ye karşı, sergileyerek gözdağı vermeye ve kendini göstermeye çalışıyordu.

Fakat bundan bişey elde edemeyeceğini fark ederek,...

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hemen ardından aldığı ambargo kararlarını ön plana çıkararak,...

Aslında bu ambargolarının hiçbir zaman sona ermediğinide bize tekrar hatırlatır olmuştu.

Kısacası burada dikkat çekmek istediğim gereken bir konu daha var,...

Hatırlarsanız,...

Türkiye, Doğu Akdeniz’deki münhasır olan ekonomik bölge (MEB) ilanında hayli gecikmiş bulunuyordu.

Fakat Rum Yönetimi, 2003’te Mısır, 2007’de Lübnan ve 2011’de İsrail ile MEB anlaşmaları yaparak o tarihlerden beri bu alanda çalışmalar yapıyordu.

Türkiye ise sadece 2011’de, KKTC ile kıta sahanlığını sınırlandırma anlaşması imzalayarak,...

KKTC hükûmeti Türkiye Petrollerine, Karpaz bölgesinde petrol ve doğalgaz arama ruhsatı vermişti.

Halen 2011'den bu yana  Yavuz gemisi bu sularda o  tarihte aldığı ruhsatla sondaj çalışmaları yapmaya devam ediyor…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar