ABD'NİN FRANKESTAIN'I İSLAM TERÖRİZMÜ VE ERDOĞN'IN...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

ABD'NİN FRANKESTAIN'I İSLAM TERÖRİZMÜ VE ERDOĞN'IN SURİYE YENİLGİSİ

19 Ağustos 2022 - 09:19

Victor Frankenstein İngiliz yazar Mary Shelley’in roman kahramanıdır . Bu romanda  deneyler sonucu yarattığı akıllı yaratık yaptıklarıyla Dr. Victor Frankenstein’ı dehşete düşürür.

Nereden mi aklıma geldi?

ABD’nin komünizm korkusuyla yarattığı projesinin bir gün kendisine dönecek korkunç bir düşman olacağına benzettim de ondan.

İkinci Dünya Savaşı’nda Sovyetlerin faşizmin yenilmesine olan katkısı savaşı bitirmiş fakat emperyalizmin kalesi olan ABD’yi de endişelendirmişti.  Sovyetler Birliğine karşı NATO’yu oluşturması da bu sebeptendir.

2. Dünya Savaşı’ndan Sonra ABD Başkanı Truman tarafından  “Komünizmi Çevreleme Stratejisi”  ve ardından 1970’li yıllarda Başkan Carter zamanında yürürlüğe konulan “Yeşil Kuşak “projesi de aynı amaçla  yani Anti-Komünizm düşüncesiyle oluşturuldu. Bu projenin ana eksenini oluşturmak içim Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a girmesi projenin yürülğe konulmasını sağladı. Afganlarıui İslam kimliği üzerinden örgütleyip silah yardımı yaptığı ve eğittiği El –Kaide gibi kökten dinci terör örgütlerini desteklemeye başlamıştı.

Daha sonraki yıllarda birçok kökten dinci İslami terör örgütleri kurucusuna yani ABD’ye  başkaldırmıştı.  Bu konuda en büyük ve en acı  veren eylemini 11 Eylül 2001 tarihinde  İkiz kulelere yapılan saldırıdır.

Artık ABD kontrolünden çıkan bu tür örgütler dünyanın her yerinde büyük bir tehdit oluşturmaya başlamıştı.

Büyük Ortadoğu  Projesi olarak bilinen  projede  bir ABD projesidir. Bu projeye göre  Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki İslam ülkeleri “ılımlı İslam” modeline dönüştürülecek ve ABD kontrolünü bu ülkelerde sağlamak amaçlanıyordu.

Projenin bir parçası olan Türkiye’de ABD’nin kurdurduğu AKP ve onun büyük destekçisi “Ilımlı İslam’ın sembolü” “kabul edilen Fetullah Gülen Cemaati bu amaçla desteklendi ve görevlendirildi. Bu konuda AKP başkanı Erdoğan’ın övünerek söylediği:” BOP’un eş başkanıyım” sözleri bilinmektedir.

Gülen Cemaati ile AKP’nin çıkar ilişkileri bozulunca ABD ile AKP’nin arası bozulmuş fakat Gülen Cemaatine olan destek devam etmiştir. Halen de devam etmektedir.

AKP iktidarının ilk yıllarında Erdoğan’ın ABD’ye olan görevi nedeniyle Suriye’ye askeri müdahale yapılmasında önemli rol oynamıştır. Sözde İŞİD ile mücadele adı altında Suriye topraklarına girilmiş buradaki Esad karşıtı güçleri örgütleyerek eğitim ve donanımlarına katkı sağlamıştır. Güvenli bölge oluşturma stratejisi ile kuzey Suriye’de bulunan  Kürt silahlı güçleri ile çatışmalara girilmiştir. Türkmenler silah gönderiyoruz diyerek İslami Terör örgütlerine silah ve askeri mühimmat gönderdiği ortaya çıkmıştır. Cihatçı terör örgütlerinin Türkiye’de sağlık  hizmeti  aldığı da iddia edilmektedir.

AKP iktidarının Suriye’ye girişi ile hedef gösterilen  ve Erdoğam’ın söylediği:” “Emevi Camiisinde namaz kılacağız” sözü gerçekleşmemiştir.

Bugün Erdoğan rejimi bu bataklıktan nasıl çıkarız düşüncesi içinde çareler aramaktadır. Bunun anlamı Erdoğan rejimi Suriye’de istediğini yapamamış büyük bedeller ödemiş ve yenilmiştir.

Erdoğan’ın Suriye bataklığından kurtulma çırpınışları ne yazık ki muhalefet tarafından doğru tespit edilmemiş ve Erdoğan’ı destekleyen açıklamalar yapılmaktadır. Oysa tüm uyarıları dikkate almayarak  insanların ölmesine sebep olan  karar bu kadar basit görülmemelidir. Tıpkı 15 Temmuz darbe girişimi sonrası gibi Erdoğan muhalefeti yine  kandırmaktadır. Bu konuda artı puan toplamasına da  yardım etmektedirler.

Oysa milyonlarca Suriyelinin göç etmesini, binlerce insanın ölmesine yol açan bu savaşta Türkiye’deki Erdoğan rejiminin de payı vardır ve bu sorgulanmalıdır.

Erdoğan 2023 Seçimlerine giderken uygulayacağı 2 strateji vardır:

Bunlardan birincisi savaş ve kaos yaratmaktır. Bu nedenle yakın geçmişte Suriye’ye yeni bir operasyon planladıklarını alçılamıştı. Bu konuda İran ve Rusya’nın olumlu  olmaması nedeniyle bundan vazgeçmek zorunda kaldı.

İkinci stratejisi ise  insanları ekonomik olarak bir miktar rahatlatmaktır. Rusya ile yapılan pazarlıkta  bu konuda verdiği tavizlerin karşılığı olarak Türkiye ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi yolu ile döviz dar boğazından çıkmayı hedeflemektedir.

Muhalefet Suriye’den geri çekilmeyi ve Esad ile ilişki kurulmasını olumlu görebilir ama geçmişte yapılanların üzerine bir sünger çekilesime asla müsaade etmemeli ve gelinen olumsuz durumdan Erdoğan ve AKP’nin sorumlum olduğunu unutturmamalıdır. Aksi halde bir kez daha Erdoğan’ın tuzağına düşecekler.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar