AÇ KAPIYI BEN GELDİM
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

AÇ KAPIYI BEN GELDİM

27 Ekim 2021 - 09:55

Saner başkanlığındaki  azınlık hükümetinin istifası bile bir alem. Cumhurbaşkanı Tatar’ın makamında bulunduğu anı tespit ederek  istifasını sunma fırsatı yakaladı ve istifasını sundu.  Teamül gereği de yeni hükümet kuruluncaya kadar  Saner Hükümeti’nin görevde kalması gerekirdi. Öyle de oldu.

Bundan sonra Tatar diğer partilerle ayrı ayrı görüştü. Bu görüşmenin amacı hükümeti kurabilecek bir formülün olup olmadığını araştırmaktı. Olmadı. Tüm muhalefet partileri erken seçime odaklanmışlardı. Kısa dönemde bir macera istemiyorlardı.

Tatar  bu görüşmelerden sonra  Pazartesi günü bağımsız milletvekillerini, daha doğrusu partilerinin listesinden seçilip kendilerine özel sebeplerle partilerinden istifa ederek Saner hükümetine payandalık yapanlarla  da görüştü.

Görüşme sonrası  Tatar’ın yaptığı açıklama  şaşkınlık yarattı. Tatar: Ben tarafsız bir cumhurbaşkanıyım ” dedi. Oysa Cumhurbaşkanı  Tatar bal gibi de taraflı bir cumhurbaşkanıdır.

 Federal çözüm isteyenlerin  tarafında olmadığını bunun için mikrofonlarda .” Federal çözüm  öldü” dediğinden anlıyoruz.

 Ankara’nın iki devletli çözüm önerisine kendi yurttaşlarının ne dediğine bakmadan kabul etmesi de tarafsız olmadığını göstermektedir.

On binlerce  Kıbrıslı Türk, Kıbrıslı olmakla övünürken: ” Kıbrıs'ta ya Türk ya Rum vardır” diyerek de taraflı olduğunu göstermiştir.

Kıbrıs sorununun çözümünü bekleyen yüzbinlerce insanı yok sayarak çözümün önünde en büyük engel olmayı ve bunu da Türkiye’nin çıkarları için yapma görev üstlenen biri olarak tarafsız değildir.

UBP kurultayının sonucunu bekleyip hükümet kurma görevini.” Kurultayda seçilen adaya

vereceğim “  diye açıklama yapması da taraflı olduğunu göstermektedir.

Çok demokrat biri olduğu imajını vermek için meclisteki partilerinden istifa eden  vekillerle de görüştü. Bu da yetmedi : “ Benim kapım herkese açıktır” diyerek katılımcı ve herkesin düşüncesine değer verdiğini anlatmak istedi. Yemedim. Yemezler.

Ben onun gibi tarafsız değilim elbette. Ben Kıbrıslı Türklerin bu topraklarda başı dik, alnı açık ve onurlu yaşaması, kendi kendini yönetmesini isterim. Bunun için adada iki toplumun da Kabul edeceği insan haklarına dayalı bir çözümün tarafındayım.

Bunları söylemekten ve yazmaktan her zamana onur  duyarım. Madem kapısı herkese açıktır ben de Tatar’a sesleniyorum. Düşüncelerimi söylemek için aç kapıyı ben geldim.

***

Atatürk'ü anlamayan günümüz "Atatürkçüleri" bunu biliyorlar mı?

 Bugünkü sözde Atatürkçüler her  zaman  Kürt sorunundan bahsedebilirler ancak "Kürdistan" diye bir  toprak parçası olduğunu kabul etmiyorlar. Atatürk Kürdistan ve Kürt vurgusunu yapıyordu.

Atatürk'ün TBMM'de yaptığı bir konuşmadan bir bölüm aşağıya aktarıyorum.

Bu bölümü Sevgili İsmail Ayçiçek'in paylaşımından alıntıladım.

 "Milletlerin kendi mukadderatlarını bizzat idare etmeleri hakkı bütün dünyada kabul olunmuş bir prensiptir. Biz de bu prensibi kabul etmişizdir. Tahmin olunduğuna göre Kürtlerin bu zamana kadar idarei mahalliyeye ait teşkilatlarını ikmal etmiş ve rüesa ve müteneffizanı bu gaye namına bizim tarafımızdan kazanılmış olması ve reylerini izhar ettikleri zaman kendi mukadderatlarına zaten sahip olduklarını Türkiye Büyük Millet Meclisi idaresinde yaşamaya talib olduklarını ilan etmelidir. Kürdistan’daki bütün mesainin bu gayeye mestenit siyasete tevcihi Elcezire Cepesi kumandanlığına aittir"

TBMM Gizli Celse Zabıtları. Cilt 3. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. 1985. Sayfa 551.)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar