Ah şu ulusal güvenlik sorunu
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Ah şu ulusal güvenlik sorunu

10 Temmuz 2021 - 08:52

Çocukluğum 60’lı yıllarda geçti. O yıllardan çok şey hatırlamam ancak aklımda kalanlar o günlerde oldukça sık konuşulan konulardı.  Köylerimizde evlerde televizyon yoktu. Bazı evlerde bataryalı ve lambalı radyolar vardı. Kahvelerde hem televizyon hem de radyo mutlaka vardı.

Kahvedekiler o günlerde haber almak için haber saatinde radyoyu açar ve haberleri dikkatle dinlerlerdi. O zamanlar Bayrak Radyosunu ve Anamur’dan yayanı yapan Kıbrıs’ın Sesi radyosu dinlenirdi. Bu istasyon genellikle parazitli olurdu ve halk arasında “Rumlar parazit koyaralar” diye bir inanış vardı.

Haberler dinlenince dinleyenler kendi yorumlarını yaparlardı. Tabi ki haber dinleyenlerin en büyük endişesi güvenlik endişesiydi. 1963 olaylarından sonra Kıbrıslı Türkler kapandılar. Rumların Türk köylerine ve kasabalardaki bölgeler girmemesi için belli noktalarda nöbet tutmaya başlamışlardı.

 Rumlar da köylerden kasabalara giderken köy otobüslerini girişlerde durdurulur. Yolcular otobüslerden indirilip tek tek yoklanırlardı. Biz çocuklar ise otobüste kalır yoklamaları izlerdik. Bu da Rumların endişeleriydi.

Yıllar sonra bunu bir Rum arkadaşımla konuşurken onlara da Türkiye’nin burada gizli gizli silahlı güç oluşturduğuna inandıklarını ve saldırı yapabileceklerinden çekindiklerini söylemişti. Onlar da bu söylenti ile inandırılmışlardı demek. Onlar da kendilerini güvende görmüyordu demek.

Türkler, Rumlardan mal almayı ve Rumlara taşınmaz mal satmayı da yasaklamışlardı.  Rumlar da kendilerine göre stratejik olduğuna inandıkları çimento gibi malzemelerin satışında sıkıntı çıkarırlardı. Akaryakıt için de durum aynıydı.

Türklerin uyguladığı “Türk’ten Türk’e” kampanyası nedeniyle Rumlardan bir bağ maydanoz alınması bile yasaktı. Alanların elinden alınır ve yerlere  atarak  ayaklarla parçalanırdı. Böylede gözdağı verilmiş olurdu. Bunun gerekçesi ise “Rumlara verilen paralarla kurşun alıp Türkleri öldürecekleri” gibi sebepler anlatırlardı

Köy otobüsleri Lefkoşa’nın Türk kesimine geçtiklerinde bir akaryakıt istasyonuna gider ve otobüsün mazot tankından lastikle çekilen birkaç galon mazotu istasyon sahibine satardı. Bu mazot da Lefkoşa’daki müşterilere satılırdı. Yokluk için çare üretilmişti.

İnsanların güvende yaşamalarını sağlamak her zaman silahlanmayla olmaz. Ne ilginçtir ki devletler her zaman güvenlik endişeleri ile silahlanma yarışına girerler. Yapılan modern silahların tanıtımında ise “güvenlik” için gerekli olarak açıklanır. Oysa tüm dünya ülkeleri kendi güvenlikleri kadar başka ülkelerin güvenliklerini de düşünceler ne silahlara ne de savaşlara gerek olur?

Bu güvenlik bazı zamanlarda devletlerin yasadışı işlerine de kalkan olur. Birinin bir yerde fotoğraf çekmesi, belki de güvenlik gerekçesiyle tutuklanmasına sebep olur. Ya da Suriye’ye Türkiye üzerinden giden MİT Tırlarında olduğu gibi bunu ifşa etmek de “güvenlik” nedeniyle tutuklanabilir. 

Kutu Adalı cinayeti, Uğur Mumcu cinayeti ve bugüne kadar “faili meçhul” tüm cinayetler “güvenlik nedeniyle” işlendiği ortaya çıkacaktır. Ne garip değil mi? İnsanların düşüncelerini yazmaları ve açıklamaları bir devlet için güvenlik sorunu oluyormuş. Yargısız infaz da “güvenlik endişesiyle “ oluyor demek ki?

Ülkelerin istihbarat servisleri birbirlerinin “güvenlik” bilgilerini ele geçirmek için canla başla çalışıyorlar. Ne ilginçtir ki bunlar da hep “güvenlik” için yapılıyormuş.

İnsanlık bir gün kendi güvenliği için bir araya gelebilecek mi? Bence hayır. Zaten bunu Covid 19 salgını döneminde gördük. Her devlet kendini düşündü. Bu da gösteriyor ki Uzay savaşlarında bile insanlık bir araya gelemeyecek. O zaman güvendiğimiz tüm dağlara kar yağacak.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar