ANASTASİADİS MEKTUBUNU ERSİN TATAR'A DEĞİL KIBRISLI...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

ANASTASİADİS MEKTUBUNU ERSİN TATAR'A DEĞİL KIBRISLI TÜRKLERE GÖNDERMELİYDİ

21 Haziran 2022 - 09:18

Türkiye’deki Erdoğan rejimi’nin ortaya attığı iki devletli çözüm projesi  dünyada kabul görmedi ve görmeyecek. Bu patojenin ana sebebi olarak ortaya sürdükleri gerekçe:” Biz 50 yıl daha Rumları bekleyemeyiz” Oysa KKTC’nin ilanından bu yana geçen süre de yaklaşık 40 yıla dayanıyor. Ufukta iki devletli çözümü kabul edeceklerine dair hiçbir işaret yok.

Erdoğan’ın iç politikaya yönelik olarak kullandığı Kıbrıs sorununa “Maraş Açılımı” ile üzerine tuz biber ekmişti. Büyük bir törenle duyurulan Maraş açılımı da tam bir fiyasko oldu.

Kıbrıs Cumhuriyeti dünya kamuoyunda kendilerini avantajlı konuma koyacak bir adım attı ve Ersin Tatar’a Güven Yaratıcı Önemleler konusunda 6 sayfalık mektup gönderdi. Tatar belki de bunu okumadan reddetti. Oysa iyi niyetli olsaydı bunların müzakere konusu yapılabileceğini ve karşılıklı görüşmelerde bir sonuca bağlanacağını düşünmeliydi.  Türkiye, iki devletli çözümü öne sürerek aslında çözümsüzlüğü savunmaktadır.

Türkiye’deki parlamentodaki siyasi partilerin Kıbrıs Sorunu konusundaki görüşleri üç aşağı beş yukarı aynıdır. Kıbrıs’ın kuzeyini Türkiye’nin bir parçası olarak görmektedirler.

Anastasiadis de bu mektubu bir siyasi manevra aracı olarak yazmasıysa ve bu konuda samimi ise mektubu  bunu kanıtlamalıdır. Kıbrıslı Türkler  Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarıdırlar. Bu nedenle mektubun içeriği ile de sivil toplum örgütlerinin temsilcilerini davet ederek içeriğini ve amacını açıkça açıklamalıdır. Bu şekilde hem samimiyeti ortaya çıkacak hem de konu ile ilgili Kıbrıslı Türkler bilgilendirilerek içeriğinin kabul edilmesi için uğraş vereceklerdi. Bu zor değildir.

Kıbrıslı Türkler  yıllardır dünyadan tecrit edilmiş şekilde yaşamaya zorlanmışlardır. Bunun tek sebebini Rumlara yüklemek doğru değildir. Türkiye’nin de Kıbrıslı Türklerin dünyayla bütünleşmesini istememektedir. Bu şekilde kontrolü elinde tutmayı ve muhtaç bir toplumu yönetmeyi doğru bulmaktadırlar.

Kıbrıs sorunu sadece liderler ve garantörler konusu değildir. Asıl  iki toplumun geleceğini güven içinde inşa etme sorunudur. Bu nedenle iki toplumun sivil toplum örgütleri doğrudan  sorunun çözümüne müdahil olmalıdır. Bunun dışında yapılanlar sorunu sürdürmektir. Çözümsüzlüğün devamıdır. Bu da Kıbrıslı Türklerin yok olma sürecinin devamı demektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar