BAK ŞU KONUŞANA !
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

BAK ŞU KONUŞANA !

02 Şubat 2021 - 07:35

Yıllardır ticaretle uğraşan bir aile şirketinin ortağıdır  sayın Ali Başman. Şirket olarak siyasi polimiklere pek girmedilerdi. Siyasetten uzak kalmayı yeğlediler. Sayın Ali Başman Ticaret Odası yönetim kurulu üyesi olunca belki birilerinin teşviki ile belki kendi düşüncesiyle bir açıklama yaparak gündeme geldi.

Söyledikleri içinde öne çıkan düşüncesi devletin kamu görevlilerinden maaş kesintisi yaparak özel sektör çalışanlarına verilmesiydi. Savunmasında da devletin kasasının boş olduğu iddiası idi.

Uluslararası ticarette dış alım ve dış satım yani ithalat ve ihracattan bahsedebilir. Sayın Ali Başman’ın ortağı olduğu Başman Grup ithalatla uğraşan bir ticari şirkettir. Vatandaşların ihtiyacı olan malları tedarik ederek ülkemize getirip kâr ilavesiyle satarlar.

Hiçbir ülke sadece İthalat yaparak zenginleşmez. Zenginleşenler kişilerdir, şirketi ortaklarıdır. Bunu kısaca anlatmak isterim. Şirket ithal edeceği malın fiyatını döviz olarak öder. Bu döviz ihracatla veya hizmet satımı nedeniyle ülkemizden hizmet alan kişilerden elde edilir. 

Şirket, aldığı dövizin kuruna göre, taşımacılık giderlerini, vergileri, işletme giderlerini hesaplayarak bir maliyet fiyatı çıkarır. Malın satış fiyatını belirlerken malın satış süresince döviz kurunu tahmini olarak belirler. Fiyatlandırmayı yaparken döviz olarak kârını da ekler.

Malın satış fiyatını bu şekilde belirledikten sonra döviz düşse bile fiyat değişmez ancak döviz yükselmeye başlayınca kur hemen yine tahmini olarak yukarıya çekilir ve yeni fiyatlama yapılır.

Görüleceği gibi ithalatçılar hiçbir zaman ithal ettikleri malı zararına satmazlar. Ülkenin döviz rezervine hiç katkıları olmadığı halde en çok kullanalar da onlardır.

İthalatçı ve dağıtım şirketleri kazandıklarından vergi vermeye gelince en az vergiyi nasıl veririm düşüncesiyle hareket ederler. Vergi vermemek için çeşitli yollar denerler. Bunlar içinde birincisi zarar göstermektir. Şirketi zarar göstereme konusunda muhasebe şirketleri büyük baskı altına alınırlar. İkinci başvurdukları yol ise şirketi harcamalarını oldukça yüksek göstermektir.

Bunun için şirketi ortaklarının kişisel giderleri örneğin tatil için yaptıkları harcamalar  iş seyahati olarak gösterilmekte, özel araçlarının akaryakıt giderleri şirketi araçlarının akaryakıt giderlerine eklemektedirler.

Eşe dosta verdikleri ziyafetleri ve izaz ikram şirketin gider  hesabına yazmaktadırlar. Bu şekilde de vergi kaçırmayı becermektedirler. Üçüncü yol bankalardan borçlanarak şirketi borçlu göstermek ve yatırım yapmaktır.

Bu yatırım şube aşma, depo yapma, emlak alma şeklinde olur. Bu şekilde muhasebede banka borcu da gösterilir. Tabi ben bu kadarını gözlemleyebildim. Bunun bilemediğim birçok yolu da vardır. Belki bunlardan biri de rüşvettir. Bu rüşvet siyasi rüşvet olabileceği gibi kişisel de olabilir.

Hiç mi faydası yok? Elbette var. Hakkını yemeyelim. İstihdam sağlayarak yüzlerce çalışana ekmek kapısı olurlar. Burada bile ücreti ve çalışma koşullarını kendileri belirlerler. Düşük ücret göstererek sigorta primlerini az ödemenin yolunu seçerler.

Sayın Ali Başman bu yollara başvurur mu bilemem. Ancak bu yola başvuran birçok şirket olduğu da bir gerçektir. Devlete vergi vermeyerek vergi kaçırmak devlet kasasının boş kalmasının bir sebebi değil mi?

Yine Sayın Ali Başman seçim sürecinde siyasi kazanç uğruna yüzlerce kişinin istihdam edilmesine niçin ses çıkarmadı? Devletin kasası bu pandemi döneminde boş kalmışken Cumhurbaşkanı’nın makam aracının yenilenmesi çok mu gerekliydi.

Bu konuda da sayın Ali Başman’ın hiç sesini duymadık. Sayın  Ali Başman kendi şirketi çalışanlarının mutlu olduklarını söylerken onları daha da mutlu etmek için sendika  kurmaya da teşvik ediyor mu?

Son olarak Sayın Ali Başman’a sormak isterim. Bu devlet Forbes Dergisinin en zenginler listesine giren vatandaş çıkarıyorsa niçin hâlâ  kasası boş? İlginç değil mi?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar