Bizim Gibi Ülkelerde Hükümetler Sorunları Çözemez
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Bizim Gibi Ülkelerde Hükümetler Sorunları Çözemez

23 Kasım 2021 - 10:45

Erken seçimler yaklaşıyor. Bu süreçte ekonomik sıkıntılarımız da günden güne artıyor. Türkiye’de devleti yönetemeyenler doğal olarak ekonomiyi de yönetemiyorlar. Bunun sonucu olarak da Türk Lirası’nın yabancı paralar karşısında değeri hızla azalıyor.

Dövizin değerlenmesi  özellikle ithalata bağlı ekonomiyi  de olumsuz etkilemektedir. İnsanlarına alım gücü hızla azalmakta temel ihtiyaç maddelerini almakta sıkıntı çekmektedir. Bu sıkıntılar Türkiye’den kaynaklansa da burada katmerli oluyor.

Panik nedeniyle piyasadaki mallara da hızla talep artmaktadır. Raflar boşalmakta, tedarikçiler yenilerini ya daha pahalı koymak zorunda kalacaklar ya da mallar bulunmadığından raflar boş kalacaktır.

Tüm bu olumsuzlukların bedelini de son kullanıcı olanlar çekecektir. Üreticiden tüketiciye kadar olan süreçte her aracı kendi kârını malın fiyatına  ekleyerek en son kullanıcıya öyle sunmaktadır.

Yazımın başlığında yazdığım bizim gibi ülkelerde hükümetler sorunları çözemez iddiama gelelim.

Birincisi kendi paramızın olmamasıdır ki bu konuda yapabileceğimiz hiçbir şey yok. İkincisi bağımsız ve egemen bir devlet olamama nedeniyle  kağıt üstünde alınacak kararlar, yapılacak planlar uygulamaya geçemez. Tabi en önemlisi de tanınmamış bir devlet olmamızdır.

Faiz Sucuoğlu UBP genel Başkanı seçilince kendisine hükümet kurma görevi verildi.  İlk defa başbakanlık koltuğuna oturan Sucuoğlu heyecanla sorunların çözümü için kollarını sıvadı. İlk önce  “Kısa Vadeli Ekonomik Eylem Planı Hazırlık Toplantısı ” adı altında bir organizasyona imza attı.

Bu toplantıya katılanlara dikkatinizi çekmek istiyorum. Toplantıda Başbakan yanında katılan bakanlarla birlikte  ekonomik örgütler, akademisyenler ve bürokratların katıldı. Bu ekonomik örgütler katıldı. Başbakan’ın toplantı sonunda yaptığı açıklamalar çok ilginçtir fakat şaşılacak bir şey değildir.

Sucuoğlu üç sektörün desteklenmesi gereğine işaret etti. Bu sektörler, turizmi yüksek öğrenim ve emlak sektörü olarak belirledi.  Özellikle turizm ve Yüksek öğrenim sektörüne bugüne kadar yapılan katkılar, verilen muafiyet hakları dikkate alındığında boş işlerle uğraştıklarını bir kez daha görürüz.

Elektrik ve su borcunu ödemeyen, 2020 gelir vergisi listesinde adı olmayan veya listenin çok aşağılarda olan bu sektör temsilcileri  ya gerçek beyan vermiyorlar  ya da yapılan bunca katkıya rağmen başarılı olamıyorlar.

İşte burada çok ince düşünmek ve ona göre adım atmak gerekir. Halktan toplanan vergiler veya borçlanılan paralarla bu sektörlere katkı yapmak devlet üzerinde kambur olmaya devam ediyor demektir.

İşin bir başka boyutu ise toplantıya katılan tüm sektörler kendi örgütleri ile temsil edilirlerken bu sektörlerde çalışanların sendikaları ya yoktur ya da toplantıya çağırılmamışlardır. Ekonominin çarkını emeğiyle döndüren  emekçiler ve onların örgütleri bu toplantıda yok sayılmışlardır.

Bu toplantılar sadece göz boyamaktan ileriye gitmeyecektir. Alınan kararlarla ilgili sektör temsilcilerinin ceplerine daha çok para akıtacak ancak toplumun yaşam standardını artıracak tedbirler değildir ve olamaz.

Toplumun refah seviyesini artıracak sürdürülebilir bir ekonomi ancak çözüm ve birleşik bir Kıbrıs ile mümkündür. Bunun göstergelerini 23 Nisan 2003’te Güney’e geçişlerle gördük. O zaman da  ekonomi kötüydü. Bu şekilde insanlarımız biraz nefes almayı başardılar. 

Dar boğazdan çıkışı  kapıların açılmasında görenler bir çözüm ile bunu çok daha iyi olacağını  görmezler mi? Tabi ki görürler ancak bunu seslendirmeye cesaret edemezler. Buna güçleri ve yürekleri yetmez. İşte o nedenle bizim gibi ülkelerde hükümetler sorunları çözemez diyorum.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar