BU GEMİ BU KAPTANLA BİR YERE GİDEMEZ. ORTAK AKILLA GEMİ...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

BU GEMİ BU KAPTANLA BİR YERE GİDEMEZ. ORTAK AKILLA GEMİ YÜZDÜRÜLMELİDİR

07 Ekim 2021 - 10:18

Uzun süre limanda bekletilen barış ve iki bölgeli federal çözüm gemisi  dış  dinamiklerin harekete geçmesiyle  çalıştırıldı. 2003 yılından sonra bu gemiye doluşturulan federal çözüm yanlısı Kıbrıslılara yeni rota çizildi. İki toplumu temsilcileri olan kaptanların eline tutuşturulan rota ile gemi harekete geçirildi.

Ne yazık ki  limandan ayrıldıktan sonra kaptanların beceriksizliği veya iradesizliği nedeniyle gemi istenilen rota ile istenilen limana yüzdürülemedi. Kaptanlar değiştirilse bile sonuç değişmedi.  Denizin ortasında öylece kalakaldı.  Gemiye doldurulan barış ve çözüm yanlıları her geçen gün umutsuzluğa kapıldılar.

Erdoğan başkanlığındaki Türkiye   zaman geçtikçe  gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya başladı. Türkiye’de teokratik  bir rejim kurarak faşist bir yönetim anlayışını benimsedi. Hem içeride hem de komşularıyla  hırçınlaşan bir siyaset izlemeye başladı. Osmanlı imparatorluğunu yeniden diriltme hayaliyle başlatılan bu politika ile dünyaya meydan okumaya kalktı.

Kıbrıslılar da bu politik yaklaşımdan olumsuz etkilendiler.  Denizin ortasında bekleyen gemiyi yeni bir limana götürmek için yeni rota çizdiler. Bu liman çözümsüzlüğün ve bölünmenin kalıcılaşacağı “egeme eşitliğe dayanan iki devletli çözüm” limanıydı.

Rota çizildi çizilmesine de gemiyi kaptan köşküne oturtulacak kaptanı da bulmak gerekirdi. Balıkçı teknesini bile yüzdüremeyen bir  kişiye  kuruz gemisi kaptanlık ehliyeti vererek onu dümene koydular. Bu kişi Ersin Tatardı. Tatar sünnet kıyafeti giyercesine kaptanlık üniformasını giydi ve aynaya bakarak  nasıl kaptan olduğunu düşündü.

O da şaştı bu işe. Zaten amaç gemiyi hareket ettirmek değil motorları çalışmayan bir geminin güvertesinde dümeni tutup fotoğrafçılara poz vermekti diye düşündü. Egemenliğe dayalı çözüm modeli hiçbir devlet tarafından ciddiye alınmadı. Buna rağmen bu inat uğruna insanların hayatlarını çalmaya devam ediliyor.

Eşit egemenlikten bahseden KKTC ne yazık ki aynı eşit egemenliği Türkiye’den talep edemiyorlardı. Bu nedenle dünyaya egemenlik konusunda pek inandırıcı olamıyorlardı. Tüm stratejik kararlar Ankara’da alınıyor. Önemli makamlara atamalar orada yapılıyordu. Kendi silahlı gücü Türkiye’nin genelkurmayına bağlı  komuta kademesinde  Kıbrıslı Türk olmamasına büyük önem veriyorlardı.

Devletlerin egemenliğinin sembolü bayraklarıyla gösterilir. KKTC’nin sembolü olan bayrak Türkiye cumhuriyeti bayrağının sağına asılıyordu. Bu protokolde ve askeri  törenlerde kıdem sarasıdır. Bunun anlamı Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenliği altında olan bir devlet görüntüsü vermektir. BU nedenle AB ve diğer dünya ülkeleri KKTC’yi Türkiye’nin bir alt yönetimi olarak görmektedirler.

Gemideki federasyon ve çözüm yanlılara ortak akılla hareket ederek gemiyi doğru rota ile doğru limana gördürebilmekle karşı karşıya kaldılar. Bunun  için geçmişle hesaplaşmayı bırakıp bir araya gelinmeli ve gemini dümenine geçerek hedefe bir an önce ulaşmanın yollarını aramalıdırlar Bu,  iki toplumun da ortak görevi ve sorumluluğudur. Bundan kaçış çözüme ve barışa  ihanettir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar