Buğday camisini ibadete açmak ile Ayasofyayı ibadete açmak aynı...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Buğday camisini ibadete açmak ile Ayasofyayı ibadete açmak aynı zihniyetin ürünüdür

22 Mayıs 2021 - 07:24

Mağusalıların Buğday Camisi olarak tanımladığı i yapı  aslında  1358 -1369 yılları arasında Suriyeli tüccar Simon Nastrano tarafından yapıldığı biliniyor. Kilise olarak yapılan binanın adı da Saint Peter & Paul Katedrali idi.

1571 tarihinde cami olarak kullanılmaya başlandı. İngiliz döneminde hububat ve buğday ambarı olarak kullanılınca adı halk arasında Buğday Cami olarak söylenmeye başlandı.

Orta eğitimim Mağusa  Namık Kemal Lisesinde geçtiği .  O yıllarda sanatsal faaliyetler için açıldığını hatırlarım. Namık Kemal Lisesi’nin bir yıl sonu müsameresi de orada yapılmıştı.

Yıllara meydan okuyan bu yapı yine de yıpranmıştı. Ayakta kalmak için büyük direniş gösterirken  Amerikan Yardım Kurulusu USAID tarafından restore edildi. Kayalp’ın belediye başkanlığı zamanında  bu yapı kültür ve sanat için yeniden düzenlendi.

Burada amaç kentin kültürel faaliyetlerinin yapılmasına , sanatçıların eserlerini sergilemesine olanak sağlamaktı. Limasol Türk Kooperatif Bankası Ltd. de Mağusa Belediyesi ile yapılan protokolle buranın sponsorluğunu üstlendi. Bina bu anlamda sanatseverlere ve kültürel etkinliklere başarı ile ev sahipliği yaptı.

Türkiye’de siyasal İslam'ın yüzünü açıkça göstermesinin neticesi olarak bizde de rüzgâr ters yönden esmeye başladı. Bazı zaman  meydan okumak amacıyla bazı zaman da sanata ve sanatçıya düşman bir tavırla tüm yapılanlar ters yüz edilmeye başlandı.

İslam sanatları içinde resim ve heykelciliğin yerinin olmaması, bunun yerine İslami öğeler içeren yazı sanatı, minyatür sanatı görülebilir. Batılı anlamda çağdaş güzel sanatlar  İslamiyet'le hiçbir zaman uyuşmadı. Bu bakış açısıyla Erdoğan, başbakanlığı yıllarında Kars’ta yapılan heykeli “Ucube” diyerek kaldırılması da bu anlayışın ürünüdür.

İstanbul’da Ayasofya’yı müze olmaktan çıkarıp cami yapılması da bir meydan okumadır. Hıristiyan dünyasında bunun pek karşılığı olmadı. Bu meydan okuma karşılık bulmadı. Aynı şekilde Maraş’ın kapalı bölgesinin açılacağının duyurulması da dünyaya bir meydan okumaydı. Saman alevi gibi söndü gitti.

Mağusa’daki Buğday camisinin sessiz sedasız camiye çevrilmesi de Ersin Tatar’ın Erdoğan’a verdiği “izindeyim” mesajıdır. Bunun karşılığının bir “aferin” olacağını umut etmektedir.  

Bayram namazını TC Büyükelçisi ile kılması  güçlü mesaj vermek istemesindendir. Başta Erdoğan’ın övgüsüne mazhar olsa bile bu yapılanlar Kıbrıslı sanatseverler tarafından hoş karşılanmayacağını bilmelidir.

Bu sanat ve kültür merkezini camiye çevirme fikrini ona kim verdi ya da rüyasında mı gördü bilmiyorum ama bundan  Kıbrıslı Türkler içinde  siyasi rant sağlayacağına inanıyorsa çok yanıldığını görecek. 300 metre ilerideki Lala Mustafa paşa camisi sanki dolup taşmış gibi buraya cami açma fikri tıpkı Sultan Ahmet Camisi yanında Ayasofya’yı ibadete açma gibi  saçma olmaktadır.

***

VATANDAŞLIK DAĞITMADA “EN BAŞARILI “ İÇİŞLERİ BAKANINA

Nazım Hikmet’im Peyami Safa’ya yazdığı şiiri Kutlu Evren’e uyarladım.

 Kutlu Evren Paşa’ya  kızmak doğru hedefi gözden kaçırmaktır.

Aslında Nazım Hikmet’in de belirttiği gibi o sadece emir kuludur.

“Bir düşün oğlum,

bir düşün ey Kutlu Evren Paşa

bir düşün ki, son defa

anlayabilesin:

Sen bu kavgada

bir nokta bile değil,

bir küçük, eğri virgül,

bir zavallı vesilesin!..

Ben kızabilir miyim sana?

Sen de bilirsin ki, benim adetim değildir

bir posta tatarına

bir emir kuluna sövmek,

efendisine kızıp

uşağını dövmek!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar