Cenevre görüşmeleri yeni bir başlangıçtır. Görüşmeler BM...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Cenevre görüşmeleri yeni bir başlangıçtır. Görüşmeler BM bitti demeden bitmez

03 Mayıs 2021 - 10:01

Bir işe başlamadan önce olanaklarımızı bilmek ve buna göre plan yapmak başarı şansımızı artırır. Belki günlük işlerimizde fark etmeden yapılan bu  durum tespiti ve planlama pek göze batmaz. Ancak özellikle ticari şirketler rakipleriyle rekabet güçlerini artırmak ve kendi şirketlerinin gelişmeleri için  mutlaka bir plan yaparlar.

Bunun için de bazı verilere ve bilgilere ihtiyaç duyarlar. Karmaşık gibi görünen bu sürecin yapılması gerektiği biçimsel olarak da kanıtlanmıştır. Siyaset alanında , uluslararası ilişkilerde de devletler aynı mantıkla hareket ederler. Rakiplerini izlerler, onlar hakkında bilgi edinirler ve kendi durumlarına göre bir startejik plan hazırlarlar.

Son Cenevre görüşmeleri öncesi de taraflar karşı taraflar hakkında bilgi edinip pozisyonlarını ona gore belirlemişlerdir.  Bu konferansta amaç kazanımlar elde ederek oradan ayrılmaktı.

Türk tarafı Ankara’da alınan kararlarını ve pozisyonun Cenevre’ye gitmeden açıklamıştı. Bu da rakibi için iyi bir fırsattı. İstedikleri bilgiler ellerine altın tepside sunulmuştu. Bunu  konferansa katılan tüm diğer görüşmeci devletler de biliyordu. Türk tarafını “iki devletli çözüm” önerisi aslında yeni bir öneri değildi.

Denktaş zamanında da  bu tip öneriler çok yapılmış ve karşılık bulmamıştı. Bunu bilerek gitmek görüşmeleri çıkmaza sokmaktı. İstedikleriydi ve oldu. Bunu bir zafer edasıyla açıklamaları  kendilerinden başka kimseyi inandırmadı.

Önemle vurguladıkları :” Görüşlerimiz BM kayıtlarına geçti”  söylemi sadece bir aldatmadan ibarettir. Denktaş’ın önerileri de  BM arşivlerinde duruyor. Bu da onların yanına konacak. Sadece arşivde yer kaplayacak.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres,  konferans öncesi özel temsilcisini  görüşmeler yapıp bilgi almak için görevlendirdi. Elde edilen bilgiler ışığında  genel sekreter de bir pozisyon belirledi. Ben, bu pozisyonun belirlenmesinde Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin  de etkin görev alıp  Türkiye’ye baskı yapmalarını bekliyordum.

O nedenle  görüşmenin sonucunı daha olumlu olacağına inanırdım . Bu konuda fazla iyimser olduğumu anladım. Rum tarafı belki de şimdiye kadar en rahat bir şekilde görüşmelere katıldı.  BM parametrelerini kabul eden taraf olarak gitti ve bunu teyit etti.

Rum lider iç politikada kendisine yöneltilen baskılardan bir kez daha Türk tezi nedeniyle rahatladı. Bu anlamda Türklere bir teşekkür borcu vardır.  Konferans sonrası Antonio Guterres’in kararlılıkla birkaç ay sonra görüşmeleri tekrar deneyeceğini açıklaması aslında benim olumlu düşüncelerine temel oluşturmaya devam edecektir.

İşte bu süreçte Güvenlik Konseyi Daimi üyeleri devreye girecekler. Özellikle ABD ve AB  yen konferansın olusuz sonuçlanmamsı için Türkiye üzerinde büyük bir baskı oluşturacaklar. Bunu nereden anlıyorum? Bir kere bu kadar zıt görüşlerin olduğu bir konferanstan sonra yeni bir konferansın mesajını vermek için şartların değişmesini sağlamak gerekir.

Aksi  halde  görüşmeleri sonlandırdı. Demek Cenevre  konferansı  yeni stratejinin oluşturulması için BM tarafından bir durum tespiti yapılmak içindi. Bu yapıldıktan sonra  yeni bir stratejik planla görüşmeler sürdürülecek.

Bu zaman içerisinde özellikle Türkiye’ye çok baskılar gelecektir. Türkiye mevcut durumu nedeniyle bunları göğüsleyebilir mi? Bu çok zayıf bir ihtimal. Erdoğan iktidarının elinden alınacağını anlarsa taviz vermekten çekinmeyecektir. Bu da bir gerçektir.

Tüm Kıbrıslı federalistlerin görevi bu süreci iyi takip etmek ve yeni bir konferans öncesi etkin eylemlerle sesimizi dünyaya duyurmaya devam etmektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar