Cenevre görüşmelerine giderken her duruma hazırlıklı...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Cenevre görüşmelerine giderken her duruma hazırlıklı olmalıyız

23 Nisan 2021 - 11:34

27-29 Nisan tarihlerinde BM gözetiminde yapılacak gayrı resmi görüşmelerde muhtemel sonuçlar şöyle olacak:

1. BM parametrelerine uymayan ve dünyada destek görmeyen Türkiye’nin iki  devletli çözüm önerisi  Tatar tarafından seslendirilirse ve bu konuda ısrarcı olunursa  Guterres  görüşmelerin devamının sürdürülemeyeceğini açıklayıp görüşmeleri noktalayacak.

Tabi ki bu aşamaya gelmeden önce  özellikle Türkiye üzerinde büyük  baskıların oluşacağı da bilinen bir gerçektir. Türkiye’nin dış politikasındaki tavırları ve eylemleri nedeniyle yalnızlaştırılmıştır ve destekçisi yoktur. 

İçinde bulunduğu ekonomik koşullar  nedeniyle de bir arayış içinde olduğu kesindir. Özellikle ABD başkanı Biden’e yaklaşmak ve onun desteğini alabilmek için Rusya’ya rağmen Ukrayna’nın yanında yer alması buna işarettir. Aynı yaklaşım AB için de geçerlidir. Bu zor durumda iki devletli çözüm konusunda ne kadar ısrarcı olabilir. Bence zor.

2. Türkiye yapılan baskıları göğüsleyemeyip taviz verebilir. Bu bence daha güçlü bir olasılıktır. En azından Türkiye’nin atacağı geri adımlarla Erdoğan’nın Türkiye’de sürdürdüğü tek adam rejimi bir süre daha devam edebilir. Kıbrıslı Türklerin   temsilcisi olarak orada bulunacak olan heyetin  Türkiye ile yapılan pazarlıkta söz hakkı olmayacak. Tabi ki  biz Kıbrıslı Türklerin de.

Bu pazarlıktan en iyi ihtimalle görüşmelere kaldığı yerden devam edilmesi kararı çıkacak. Bir hazırlık döneminden sonra Guterres tarafları tekrar uygun bir tarihte ve uygun bir yerde toplantıya çağıracak. Esas sonuç alıcı görüşmeler o zaman başlayacak.

     Federasyonist Kıbrıslıların her iki süreç için de planları olmalıdır. Görüşmelerin çıkmaza girip birinci seçeneğin oluşmaması için  görüşme öncesi kamuoyu oluşturarak, sesimizi dünyaya duyurarak, görüşmeciler üzerinde baslı yapma şimdi yapılmaktadır.  Uluslararası kurum ve kuruluşlarla temas kurarak bu sağlanmalıdır.  Sağlanıyor da.

     Görüşmelerin çıkmasa girmesi durumunda özellikle Kıbrıslı Türkleri çok zor günler bekleyecek. Erdoğan zaten Kıbrıs’a bakışını açıkça belirtti. Demokratik hakların ortadan kaldırılmasına,  anayasanın yok sayılmasına, sendikaların  işlevsizleştirilmesine kadar giden bir yolun başlangıcı olacak. Burada da tek adam rejimi oluşacak.

Tabi ki bu tek adam da yine kendisi olacak. Oradan verdiği emirlerin yerine getirilmesi için yardımcısı Fuat Oktay’ı görevlendirecek. Buradaki işbirlikçiler bu emirleri yerine getirmek   için her türlü anti demokratik ve hukuksuzluğu yapmayı göze alacaklar. Yeter ki  koltuklarda otursunlar.

Kula kulluk dönemi başlatılacak. İşte bu olursa var olma ve yok olmak arasında seçim yapmamız gerekecek. Bu artık bir var olma kavgası olacak. Mücadele ederek varlığımızı koruyabiliriz. Aksi halde tarih sahnesinden silinen uygarlıklar gibi yok olacağız. En büyük tehlike budur.

Benim dileğim ve aklın ve mantığın yolundan gidilerek Cenevre görüşmelerinin kalıcı, sürdürülebilir bir çözümün başlangıcı olsun.  Çocuklarımıza ve torunlarımıza bu toprakları bir vatan olarak bırakalım ve bu toprakları vatan bilerek savunsunlar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar