CENEVRE SÖZLEŞMESİNE RAĞMEN YAPILANLAR ve VATANDAŞLIK...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

CENEVRE SÖZLEŞMESİNE RAĞMEN YAPILANLAR ve VATANDAŞLIK POLİTİKASI

18 Mayıs 2021 - 10:03

Her ne sebepten olursa olsun insanlık tarihinde başlatılan savaşların sonu acı ile bitmiştir.  Tarafların askerleri,  suçsuz insanları öldürülmüştür. Bu acılar dini duygulara seslenerek, aslı astarı olmayan,  ya da gerçek olduğu kanıtlanmayan anlatılarla da unutturulamaz. Bütün bunlara rağmen savaşlardan zengin olanlar, yenilenlerin mallarına mülklerine konan krallar, padişahlar  kârlı çıkmışlardır.

Birinci ve ikinci dünya savaşlarında bu ölümler, acılar o kadar artmıştır ki savaşların da belirli kurallara bağlanması en azından “savaş hukuku” dedikleri bir sistemle yaşlılar, çocuklar, kadınlar, eli silah tutmayan sivillerin korunması, esir düşenlere nasıl muamele yapılması anlaşma konusu olmuştur.

İsviçre hükümetinin girişi ile daha önceden 3 kez görüşülüp kayda geçirilen  kurallar  12 Ağustos 1949’da 4. Kez gözden geçirilip son şekli verilmiştir. 9 Aralık 1949’da ise bütün dünya devletleri tarafından imzalanmıştır. Sözleşmenin birinci maddesi  bu sözleşmeyi imzalan devletlerin bu kurallara uyacağını da taahhüt etmektedir .

Bugüne kadar yapılan savaşlarda bu kurallara tamamen  uyulduğunu söylemek pek gerçekçi değildir. Savaş sonrasında tanıkların anlattıklarından veya   esirlikten kurulanların anlattıklarından nasıl bir muamele ile karşı karşıya bırakıldıkları anlatılmaktadır.

1974 yılında Kıbrıs’ta yaşananlar için de durum aynıdır. İki taraftan da çocuklar öldürülmüştür. İki taraftan da esirler öldürülmüştür. İki taraftan da kadınlara tecavüz edilmiştir. İki tarafın malları ellerinden alınmıştır.  Savaş koşulları nedeniyle yerlerini değiştirenlere  savaş sonrası tekrar evlerine dönecekleri söylenmiş fakat bu aldatmaca olduğu ortaya çıkmıştır. Evine dönmek isteyenler evlerine dönememişlerdir.

Cenevre sözleşmesine rağmen Türkiye işgal ettiği topraklara kendi ülkesinden nüfus aktarmıştır. (*) Kuzeyde taşınmaz mal bırakan   insanların  evlerine bu kişiler yerleştirilmiştir. Bunun suç olduğunu bildikleri için o zaman bunun adını: ”Tarımsal iş gücü” olarak koymuşlar  dünyayı kandırmak istemişlerdi.  Yıllar geçtikçe bu sayı artış ve bugün Kıbrıslı Türklerin sayısını aşmıştır.

Aynı olaylar orta doğunun savaş bölgelerinde  aynı şekilde uygulanmaktadır. İsrail’in yaptıkları ile Türkiye’nin yaptıkları bu anlamda birbirinin aynısıdır.

Son zamanlarda Türkiye’nin açık müdahalesiyle her gün Türkiye’den buraya çeşitli sebeplerle gelenlere vatandaşlık verilmeye devam edilmektedir. Yerli işbirlikçi yönetim bu anlamda Türkiye’nin hizmetinde olduğunu hem konuşmaları ile hem de yaptıklarıyla göstermektedirler.

Türkiye’den Kıbrıs’a nüfus taşıma  Türkiye’nin her dönemde uyguladığı bir sistemdir. Bu konuda gizli planları artık ortaya çıkmıştır. Buradaki nüfusu artırarak uygun koşullar yaratıldığında Hatay örneğinde olduğu gibi  meclis kararıyla Türkiye’ye katılma kararı alınabilecektir. Ya da  Türkiye burayı ilhak edecektir. Referandum yapılacaksa da nüfus ona göre sayısal  olarak istenilen noktaya getirilecektir.

Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümde engellerden biri de bu olacaktır. Bu nedenle bir çözümde referandum yapılacaksa sadece Kıbrıslı Türklerin oy kullanmasını savunmak en gerçekçi olandır. Bunun olmaması durumunda kendi vatanımızda kendi irademizin olmadığı gerçeği ortaya çıkacak ve çözüm engellenecektir.

Bazı siyasi partilerin vatandaşlık konusundaki tavırları da işimizi zorlaştırmaktadır. Oysa tüm dünya devletleri vatandaşlık yasalarını yaparken hangi şartlarda dışarıdan gelenlere vatandaşlık vereceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu kurallar kendi demografik yapısını bozmayacak şekilde olur. Örneğin Almanya yeni vatandaşlık yasasında Almanca bilme seviyesinin belirlenmesi için sınav şartı  ile tek vatandaşlık şartını koşul olarak koymaktadır.

Bu ırkçılık değil, kendi vatandaşlarının haklarını korumaktır. Aynı zamanda insan hakkı ihlali de değildir.  Çalışma  için gelenler tüm sosyal haklardan yararlanabilir ancak vatandaşlık haklarından yararlanamaz. Bu da bir çözüm yoludur. Türkiye’den buraya gelen insanlar mülteci de değillerdir. Bu nedenle mülteci haklarından da yararlanamazlar. Zaten bu konuda da gerekli düzenlemeler yapılmış değildir.

Siyasi partilerimiz oy alma umuduyla bu gerçekleri görmezden gelmemelidirler. Aksi halde bu suça ortak olmuşlar sayılırlar.

(*)https://can-kibrisim.blogspot.com/.../kuzey-kibrisin...

CAN-KİBRİSİM.BLOGSPOT.COM

KUZEY KIBRIS'IN TÜRKİYE TARAFINDAN SÖMÜRGELEŞTİRİLMESİNİ AMAÇLAYAN "ÇOK GİZLİ" YÖNETMELİK

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar