DİNLER VE GÜNÜMÜZDE İSLAMİYET ANLAYIŞI
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

DİNLER VE GÜNÜMÜZDE İSLAMİYET ANLAYIŞI

15 Eylül 2021 - 09:54

Tüm Müslümanlara Muhammed’in son peygamber olduğu öğretilir. Bu nedenle bir kişi çıkıp “bana peygamberlik geldi” dese hemen ona “deli” muamelesi yapılır.

Bildiğiniz gibi tüm peygamberler yaratıcının emirlerini insanlara taşıyan elçi olarak görevlendirilmiştir. Yaratıcı neden  insanlara  direk emir verme yerine bir aracı kullanmıştır pek bilinmez. Buna rağmen değişik zamanlarda farklı “peygamber göndererek” farklı emirler vermiş.

Örneğin Hıristiyanlara domuz etini yasaklamazken Müslümanlar yasaklamıştır. Hıristiyanlara kutsal sayılan şarabı içmeyi yasaklamazken Müslümanlara yasaklamıştır. Bu  farklılıklar neden kaynaklanır? Yaratıcı  önceki emirlerinde yanıldığını mı fark etti de sonradan düzeltme ihtiyacı duydu?

Bunun gibi birbiri ile çelişen yaratıcının emirleri farklı elçiler tarafından insanlara iletildi. Tabi ki hiçbirinin kanıtı yok. Yani hiçbir peygamberin  yatırıcının elçisi, olduğunu kanıtlayacak kanıt yok. Her dinde  peygamberler için anlatılan mucizelerin kanıtı hâlâ daha yok.

Musa’nın Kızıl Deniz’i yardığına inanılır ama kanıt yok. İsa’nın beşikteyken konuştuğuna, dört ölüyü dirilttiğine inanılır ama kanıt yok. Muhammed’in Ay’ı ikiye bölmesi bir mucize olarak anlatılır ama kanıt yok.

Tüm dinlerde din adamlarının söyledikleri doğru ve inanılması gereken bilgiler olarak anlatılır. Bu yönü ile din adamları hem manevi hem de maddi olarak desteklenirler. İnsanların onlara karşı sevgi ve saygısı ise  çok zaman istismar edilmiştir.

Yöneticiler ve din adamları  halkı daha kolay yönetmek ve onlardan çeşitsi menfaatler elde etmek için kendilerini adeta bir peygamber gibi göstermeye başlamışlar.

Ortaçağ’da Hıristiyan ruhban sınıfı  krallar ile birlikte kendilerini halkın üstünde görmeye ve herkesi  yaratıcı adına kendilerine kulluk etmelerini sağlamışlardı. Günümüzde  ise Müslüman din adamları ise kendi cemadatları ve tarikatları içinde bir peygamber gibi hareket etmektedirler.

Bu tarikat liderleri din adına emirler vermekte ve bu emirlerin yerine getirilmesi için de cennet ve cehennem vaat etmektedirler. İnsanlar yaratıcıdan çok din adamlarına kulluk etmeye başlamışlardır.

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanı Osmanlıdaki Şeyhülislam gibi fetva vermeye başladı. Mahkemeler gerekçeli kararları İslam  inancını referans almaya başladı. Her caminin imamı, her tarikatın lideri sanki bir peygamber gibi vaaz vermeye başladı.

 İslamiyet yaklaşık 1400 yıl önce  taraftar toplamaya başladı. İnançlar yeni bir yaşam şekli oluşturdu. O yılların şartlarında beslenme, barınma ve  giyinme  belli, şekle sokuldu. Ne yazık ki günümüzdeki Müslüman din adamları da 1400 yıl önceki  yaşam tarzını dayatmayı bir İslâm inancı olarak görmekte ve insanları buna uymaya zorlamaktadır.

İslamiyet kendini yeni çağa uydurma yerine  21. Yüzyıldaki yaşamı  ortaçağ karanlığına götürmek istemektedir. Bu karanlık çağdışı düşüncelerin ürünü olup insanlığa karşı bir tehdit oluşturmaya devam edecektir.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ahmet
    1 ay önce
    Bu yazı kadar bilinçsizce ve araştırılmadan yazılmış bir yazı yok. Tarihi belgeler dayanarak yazıyorum O zaman arap yarım adasına komşu olan devlerlerden 4 tanesinde yeni bir paygamber ve yeni bir dinin arabistanda çıktığınba dair belgeler günümüze kadar ulaşmıştır bunlardan en bilinenlerinden Hz. Muhammed'in (s.a.v.s) o gün habeşistana sığınan ve bunları vermeyeceğini mektup ile bildiren habeş kıralının mektubu. Mısırda o zaman iskenderiye patriğine peygamberin gönderdiği mektup. Bizans ile yapılan Yermük savaşı ve bununla ilgili belgeler mektuplar ve resimler (ressamların savaşı tasvir için çizdiği) ve istanbulda bulunan yine peygamberin bizans kıralı mukavkısa gönderdiği mektup. Yani bu yazı cehalet akıyor eğer uçağa atlayıp istabula gitsen ayasofyada sergilenen o meşhur mektubu görürsün...

Son Yazılar