EGEMEN OLMAYAN KKTC'DE EGEMENLER HÜKÜMETİ DE BELİRLER
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

EGEMEN OLMAYAN KKTC'DE EGEMENLER HÜKÜMETİ DE BELİRLER

09 Mayıs 2022 - 09:47

Dünyanın neresinde olursa olsun demokratik parlamenter sistemle yönetilen ülkelerde hükümet kurma görevi önce mecliste en çok vekil sayışına ulaşmış parti başkanına verilir.

KKTC’nin bu uygulamanın dışında olmasının egemen ve bağımsız olmayışının bir göstergesidir. Tüm ipler Ankara’daki Erdoğan rejiminin enlinde olması burada, be evrensel kuralı uygulatmaz.

UBP son seçimlerde en çok vekil milletvekili sayısına ulaşmış ve doğal olarak hükümet kurma görevi parti başkanı Faiz Sucuoğlu’na verilmişti. Tabii ki seçimlerde müdahaleler yine olmuştu.

Hatta seçim listelerine kimlerin gireceğine bile karışılmıştı.  YDP gibi partiler içinde bu anlamda daha önce AKP’den aday adayı olan ve AKP tarafından Kıbrıs’a Din İşleri başkanı olarak atanan birisi de aday yapılmış ve seçim kazandırılmıştı.

Faiz Sucuoğlu’nun kurduğu hükümete de karışılmış, bakan değişikliğine gidilmişti. Maliye Bakanı Atun İle uyuşmazlık nedeniyle hükümetin istifası verilmişti.

İstifa eden Sucuoğlu’na tekrar hükümet kurma görevi verildi. Bu bile teamüllere uymazdı.  Yeni koalisyon arayışlarında bu kez küçük ortakların TC ile imzalanan ancak meclisten onaylanmayan protokolün uygulama şartı getirilmişti.

BU istek UBP tarafından   “boyuna posuna bakmadan bize şart koşamazsınız” diyerek reddedildi. Yoksa protokolü uygulamayacaklarından değil.

Şimdi söylentiye göre Tatar, yeni hükümeti yine UBP içinde bir milletvekiline verecekmiş. BU yasalara uygun olsa da siyasi etik anlayışına uymaz. Sanki bu görevi UBP’li olmayan yapamazmış gibi davranması ya da Erdoğan’ın içine sindiremeyeceği düşüncesiyle başkasına görev vermemesi olarak algılanır.

CTP, hükümete talip olduğunu genel sekreterinin sosyal medya hesabından açıkça duyurdu. Bu duyuru içinde ilgimi çeken cümlesi ise şöyledir. “"Seçimlerle oluşan halk iradesinin yönetim mekanizmalarına yansıtılmasını engellemek demokrasiyi katletmekle eşdeğerdir.

Bunu yapanlar da yapılmasına fırsat yaratanlar da aynı derecede sorumludurlar. (Kaynak: Sorakın: Yenidüzen Gazetesi) İşte burada durup sormak gerekir. CTP seçimlere müdahale olmadığını ve seçimlerde halkın iradesinin özgürce sandığa yansıdığını mı anlatmak istiyor?

Eğer bunun böyle olduğunu iddia ediyorsa hiç  hükümete talip olmasın. Eğer olursa müdahalelerin nasıl yapıldığını bir kez daha yaşayarak görecekler. Gördüklerini gizleme peşine düşecekler.

Sorakın Türkiye’deki iktidarın faşist uygulamaları konusunda partisinin sessiz kalmasını bir konuşmasında söyle açıklamıştı:” Biz oranın içişlerine karışırsak onlar da bizim içişlerimize karışır. O nedenle orada yapılanları eleştirmek doğru değil” Sanki bizim içişlerimiz varmış gibi.

Bu sözleri kulaklarımla duymasam inanmaz ve gülüp geçerdim. Sosyalist değerlere sahip olduğunu iddia eden bir partinin Genel sekreteri insan hakları ihlalleri ve faşist uygulamalar karşısında savunma mekanizması geliştirmesi hiç yakışmadı. Takip ediniz veya geriye doğru bir araştırınız. Bütün dünyada insan hakları ve hukuksuz yargılamalar karşısında kınama açıklamaları yapılırken CTP’nin hiçbir açıklaması olmadı ve olmayacak gibi.

Şimdi de sanki dünyanın en demokratik seçimleri yapılmışçasına ve irademiz gasp edilmemmiş gibi davranarak burada hükümet kurmaya talip olduğunu açıklıyorlar.

Bütün Kıbrıslı Türkler Türkiye’deki Erdoğan rejiminden icazet almadan hükümet kurulamadığını biliyor. Bir tek CTP üst yönetimi bunu görmek istemiyor. Şimdi yaşayarak öğrenmek zamanı.

KKTC’nin egemen olmadığını görmek için bir şans daha istiyor. Verin görevi de ne olduğunu görsünler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar