ERDOĞAN'IN TÜRKİYESİ AB ÜYESİ OLAMAZ. NASIL AB ÜYESİ...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

ERDOĞAN'IN TÜRKİYESİ AB ÜYESİ OLAMAZ. NASIL AB ÜYESİ OLUNUR?

09 Ocak 2022 - 10:55

AB dönem başkanlığı şimdi Fransa’da Fransa cumhurbaşkanı Macron :”Türkiye’nin AB üyeliğine üyeliği sıcak bakıyor musunuz?” sorusuna Le Parisen gazetesine verdiği demeçte Erdoğan ve AKP iktidarının şu anda uyguladığı dış politikaları dikkate alarak şöyle dedi: “ Erdoğan’ın izlediği siyaset ve uygarlık projesi Avrupa değerleriyle uymuyor.

Türkiye, siyasal İslam'ı genişletme projesi yürütüyor. AB üyesi Kıbrıs’ı tanımıyor. Doğu Akdeniz’de saldırgan bir politika izliyor. Ben Türkiye’nin Avrupa ile ilişkisi olmasını arzu ederim. Çünkü bizim değerlerimize bağlanırsa, bizden daha fazla uzaklaşamaz.” dedi.”

Görüleceği gibi Erdoğan’ın Türkiye’si ile şu andaki AB değerleri arasında uçurumlar var. Bu soruya sadece Macron değil tüm AB ülkeleri de aynı cevabı verirdi. Zaten iç politikaları nedeniyle de AB değerlerini uygulamadığını AİHM kararlarını tanımadığını söylemesi bile üyelik görüşmelerinin askıya alınmasını gerektirirdi.

Türkiye ne zaman üye olabilir? Sorusuna verilecek en gerçekçi yanıt Atatürk zamanındaki bir olayı anlatarak okuyucuların kendi yorumlarına bırakıyorum: Kurtuluş Savaşı’nın başlamasından hemen önce kurulan Milletle Cemiyeti ülkeleri Hasta Adam dedikleri Osmanlı Devleti’nin işgal etmeye başlarlar.

Savaş kazanılıp Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra Başta İngiltere olmak üzere Türkiye – Sovyetler Birliği ilişkileri dikkat çeker. Bu aynı zamanda bir endişedir de.  Türkiye’yi Sovyetler Birliği etkisinden koparmak için Milletler Cemiyetine üye olması gerektiği fikri ortaya atılı.

O zamanlarda Sovyetler Birliği ve Türkiye Milletler Cemiyetine üye değildiler. O zamanın koşullarında Milletler Cemiyetine girmek için müracaat etmek gerekiyordu.  Türkiye o güne kadar Milletler Cemiyeti’ne üyelik başvurusu yapmamıştı. Böyle bir konu gündemlerinde yoktu.

O yılların parlayan yıldızı Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin hızlı kalkınması ve çağdaşlaşma yolunda büyük mesafe kastetmesi birçok ülkenin dikkatini çekmişti. Milletler Cemiyeti o güne kadar uyguladığı üyelik başvurusu gereğini Türkiye için değiştirdi.

Türkiye’nin üyeliğe davet edilmesi için 6 Temmuz 1932’de yapılan Olağanüstü genel Kurul’da oybirliği ile alınan kararda üyelik başvurusu yerine Türkiye’ye üyelik daveti alınması yazılıdır. BU davet üzerine o zamanki adıyla Milletler Cemiyeti, şimdiki adıyla Birleşmiş Milletler üyeliği sağlandı.

Bu olay bir devletin nasıl itibar kazandığını ve bu itibar sayesinde uluslararası ilişkilerde nasıl karşılandığını anlatan örnektir. AB değerlerinden uzaklaşarak, İslami devlet anlayışıyla yüzlerce yıl geriye götürülmek isteyen bir Türkiye ‘ye kimse itibar etmez, güven duymaz.

İnsan haklarının yok sayıldığı, temek hukuk kurallarının geçersiz olduğu, attığı imzalara sadık kalmayan bugünkü Erdoğan rejimini hiçbir uluslararası, kuruluş üyelik için ona yer açmaz.

Yapılması gereken AB normları üzerinde bir demokrasi, çağdaş dünyaya örnek olacak insan hakları, sosyal devletlere örnek olacak hayat standardı sağlamaktır.  İşte o zaman elde edilen itibar ve saygınlıkla devletler sizi yanlarında görmekten onur duyarlar. Şimdiki durumuyla Türkiye ancak kendisi gibi İslami devletlerin arasında çağdışı bir görünümde kalır.

“Çağın lideri” demekle olmuyormuş. Ülkesini çağı ötesine taşımakla oluyor dünya liderliği.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar