Eşit egemenlik istemek için önce egemen olmak gerekir
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Eşit egemenlik istemek için önce egemen olmak gerekir

16 Şubat 2021 - 07:36

 Egemen olma  bir güç göstergesidir. İnsanları yöneten ve onlara istediğini yaptıran güç egemen güçtür. Tarih boyunca   krallar, padişahlar kendi yönetimindeki insanlara istediklerini yaptırmışlardır. Ellerinde bulundurdukları askeri güç ile tehdit ve korkutarak  bu yönetme işini yapmışlar ve egemen güç olmuşlardı.

Fransız ihtimalinden sonra oluşan ulus devletlerinde bu egemenlik  cumhuriyet rejimleri ve demokrasi anlayışıyla  ulus adına seçilen temsilciler aracılığıyla  oluşmaya başlanmış. Devletin üç organı olan yasma , yürütme  ve yargı  ulus adına görev yapmaya başlamıştı.

Egemen devletler işte böyle yönetilir veya böyle yönettiklerini iddia ederler. İddia ederler  çünkü bazı devletler kendi ulusuna  egemen olduğunu söylerken yabancı devletlerle yaptıkları gizli  veya açık anlaşmalarla egemenlikleri  kontrol altındadır.

KKTC devleti kurulduğu günden beri  BM ülkeleri tarafından egemen bir devlet olarak Kabul edilmemektedir. Hatta devlet olarak bile görülmemekte Türkiye’nin bir alt yönetimi olarak görülmektedir.

Niçin böyle görüyorlar:

1- KKTC’nin kurulduğu toprakların Kıbrıs Cumhuriyeti toprağı olduğunu ve  Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB üyesi olduktan sonra da  KKTC toprakları “kontrol edilemeyen AB toprağı” olarak görülmektedir. Topraksız devlet olunamayacağı bilinmektedir.

2- KKTC’nin çok övündüğü  Taşınmaz Mal Komisyonu bir KKTC hukuk organı olarak görülmemektedir. Bu, Türkiye’nin iç hukuku olarak görülmektedir. Bu nedenle Kıbrıslı Rumların iç hukuku tüketerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuruları için bir basmaktır. Burada başvurularda suçlanan da Türkiye Cumhuriyetidir. KKTC değildir.  Zaten  mahkeme kararlarına göre tazminatları ödeyen de Türkiye Cumhuriyetidir.

İçeriden bakıldığında da KKTC’nin egemen bir devlet olmadığı Türkiye’ye bağımlı olduğu görülmektedir. Gelmiş geçmiş tüm hükümetlerin  “protokol” adı altında yaptıkları antlaşmalarda Türkiye’den bağış adı altında para ve hizmet almaktadırlar.

Yakın tarihimize bir bakalım:

Doğu Akdeniz’de enerji kaynaklarının bulunduğu açıklanınca KKTC sanki Türkiye ile oturup anlaşma yapmış gibi “ parsellerde araştırma izni” vermiş diye açıklama yapıldı. Kimse inanmadı.

Sayın Ersin Tatar UBP-HP koalisyonunda başbakan iken Ankaraya çağrılmıştı. Hükümet ortağı HP‘li başbakan yardımcısı Sayın Kudret Özersay’ın bile bu ziyaretten haberi yoktu. 

Başbakan’ın bu konuda ortağına verdiği bilgi ise” Ben de bilmiyorum. Gidince öğrenip sana da dönerim” demesini basından öğrenmiştik. Yapılan görüşmeler sonrası  Cumhurbaşkanı Erdoğan'la bir basın toplantısı yapılmıştı.

Belki de bu toplantıda  Sayın Ersin Tatar ilk defa promter denilen cam ekrandan yazılan konuşmayı okuyordu.  Erdoğan’ın bu konuşmada:” Şimdi geliyoruz farklı bir konuya” diyerek konuşma sırasını Sayın Tatar’a vermesi dikkatlerden kaçmadı. Tatar konuşmasında sanki daha önceden KKTC’de görüşülüp ve karar verilmiş gibi Maraş’ın açılacağını anlatıyor fakat kimseyi inandıramamıştı. Erdoğan da bu kararı  tebrik ediyordu. 

Fotoğrafın bütününe bakıldığında bunun çok gerçekçi olmadığı, Türkiye’den onaysız hiçbir kararın alınamayacağı bilinen bir gerçektir.  Türkiye’nin dış politikası için geliştirdiği  Maraş'ı açma şantajı kararında KKTC’nin hiçbir katkısı yoktur. KKTC egemen bir devlet olamamıştır. Bu şartlarda olması da mümkün değildir.

İşte bu KKTC  dünyaya egemenliğini kanıtlayamadı ve egemenlik konusunda inandırıcı değildir. Federasyondan vazgeçip “egemenliğe dayalı iki devletli çözüm” önerisi de KKTC’nin bir formülü değil Türkiye dış politikasının dayattığı ve  BM tarafından da  diğer dünya devletleri tarafından da inandırıcı ve gerçekçi bulunmamaktadır.

Egemen olmayan bir devletin bu şartlarda  Kıbrıs Rum tarafından “ eşit egemenlik istemesi tam bir kara mizahtır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar