Federasyon ve Birleşik Kıbrıs Konusundaki Engeller
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Federasyon ve Birleşik Kıbrıs Konusundaki Engeller

02 Mart 2021 - 12:44

Türkiye’deki Erdoğan başkanlığındaki yönetim Kıbrıs Politikasını belirlemeye ve buradakilere dikte ettirmeye devam ediyor.  Türkiye gerginlik politikaları çerçevesinde  Federasyonun öldüğünü ve iki  devletli çözümün olması gerektiğini gündeme getirdi. Bu  görüşe kanıt olarak da federasyon görüşmelerinden uzun bir süredir sonuç alınamamasını göstermektedir.

1974’ten sonra oluşan şartlarda  tarafların üzerinde uzlaştığı iki bölgeli federasyonun oluşamamasının sebepleri vardır bu sebepleri şöyle sıralayabilirim:

1-      Garantiler Konusu:

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında imzalanan Garanti ve İttifak anlaşmalarında  garantörlük görevi verilen Türkiye, Yunanistann ve Birleşik Krallık  bu görevlerini kötüye kullanmışlardır. Yunanistan Cuntası Kuruluş Anlaşmalarında belirlenen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tamamının veya bir bölümünün başka bir ülke ile birleşemeyeceği maddesine  rağmen Ada’nın Yunanistan ile birleşmesi için darbe yapmıştır.  Garantör olma göreviyle Kıbrıs’ın egemenlik ve toprak bütünlüğünü korumak adına adaya çıkarma yaptı. Darbe  bir anlamda engellendi ve Cumhurbaşkanı Makarios adaya dönmesini sağladı. 2. Harekattan sonra ateşkes  ilan edildi fakat sonuç alıcı bir anlaşma yapılmadı. Adanın kuzeyinde Türkiye’nin kontrolünde bir yönetim oluşturuldu. Birleşik Krallık bütün bunlar olurken sadece kendi üslerinin egemenliğini düşündü. Olayları seyretmekle yetindi. Bu durum Kıbrıslı Rumlarının garöntörlüğe bakışlarını olumsuz etkiledi ve bir çözümde tekrar aynı garantörlüğü istememektedirler. Türkler de aksini savunmakta.

     

2-      Mülkiyet Konusu:

Ada nüfüsü çizilen sınıra göre kuzey’den güneye , güneyden kuzeye göç ettirildiler.  Türklerin kontrolünde olan Kıbrıs ‘ın kuzeyindeki Rum malları güneyden gelen Kıbrıslı Türklere koçan edildi.  Türkiye’den  “tarımsal iş gücü” altında getirilenler terk etmek zorunda  kalan Rumların mülklerine yerleştirildi. Onlara tapu koçanları verildi  Uluslararası hukuka göre kişilerin mülkiyet hakları ellerinden zorla alındı. Keyfi olarak başkalaına verildi. Türkler görüşme masasında insan hakkı olan  mülkiyet haklarını vermemekte direniyor. Kıbrıslı Rumların Avrupa İnsan Hakları Mahkemelerine başvuruları karşısında Kurulan Taşınmaz Mal Komisyonu takas, iade ve tazminat için çok da istekli olmadığını göstermektedri. Mülkiyet hakları Rumlara  veirilmediği için anlaşma üzerinde  bir engeldir.

 

3-      Güvenlik Konusu:

Özellikle 1974’ten sonra yaşananlar Kıbrıslı Rumların savaş korkusunu yaşamaktadırlar. Türkiye’nin adada 40000 asker bulundurması güvenlik kaygılarını artırmaktadır. Bu konuda korkuların taze tutulması için kilise de büyük bir gayret içindedir. Eskiden beri toplum üzerinde önemli etkisi olan Ortodoks Kilisesi   Elen milliyetçiliğini körüklemektedir. Kıbrıslı Türkler de 1974 öncesi yaşananla nedeniyle garantörlük kalkanını savunmaktadır. Türkiye’de ve buradaki milliyetçi çevreler de  Türk milliyetçiliğini körüklemektedir. Garantörlüğün devamını istemektedirler.

 

4-      Egemenlik Paylaşımı

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temsiliyetini elinde tutan Kıbrıslı Rumlar  dünya üzerinde tanınan bir devlettirler. Uluslararası hukuk içinde uluslarası ilişkiler içine girebilmektedirler. Bu bakımdan Kıbrıslı Türklerin kurduğüu ve dünyanın tanımadığı bir ülke olan KKTC’den çok avantajlı durumdadır, Rumlar İki bölgeli federal bir Kıbrıs’ta yönetimi paylaşmak istememektedirler.

 

Nasıl bir çözüm?

Barış ve birleşme konusundaki engeleleri ortadan kaldırmadan  bir çözüme ulaşılamayacağı bir gerçektir. Bu anlamda Rumların kendilerini güvende hişssedecekleri  bir yapıya kavuşmalarına uygun adımlar atılması gerekmektedir. Bu, garantörlükle  olamayacağına göre farklı förmüller bulunmalıdır. İnsanların mülkiyet haklarının kabul edildiği ilan edilmeli. Mülkiyet sahipleri kendi aralarında bu sorunu çözmek için devletin veya  uluslarası kuruluşların  hakemliğini kabul etmelidirler.  İki bölgeli bir federasyonda yönetim erki de taraflar arasında  biri diğerine üstünlük sağlamayacak şekilde düzenlenmelidir.

Bütün bunların olması için toplumlar birbirlerinin pencerelerinden bakmalı yani empati kurabilmelidirler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar