Felaketler kader değil; doymak bilmeyen vahşi kapitalizmin bir...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Felaketler kader değil; doymak bilmeyen vahşi kapitalizmin bir sonucudur

16 Ağustos 2021 - 08:08

Dünyayı saran yangın ve sel felaketlerinin baş sorumlusu insanlardır. Bunu kadere bağlamanın bilimle ilgisi yoktur ve olamaz. Canlılar içinde doğanın dengesini sadece ve sadece insanlar bozmaktadır. Diğer etkenler hep buna bağlıdır.

Hiçbir hayvan kendi yaşamsal ihtiyacı dışında birikim yapmamaktadır. Oysa insanoğlu yaşam kalitesini artırmak için daha çok zengin olmayı hedeflemektedir. Bu da hem diğer insanların emeklerini sömürmek hem de doğanın dengesini mahvedecek girişimlerde bulunmakla olur.

İnsanoğlunun lüks içinde yaşama isteği diğer canlıların yaşamını tehdit etmenin ötesinde  bir katliama yol açmaktadır. Sanayide kullanılan petrol ve kömür gibi  enerji  kaynaklarının atmosfere bıraktığı karbondioksit gazı sayesinde oluşan kirlilik.

Plansız şehirleşme ve plansız nüfus artışı gibi etkenler atmosferdeki iklim olaylarını etkilemektedir. Bu da dünyanın daha fazla ısınmasını  sağlamaktadır. İnsanların bu şekilde davranışları ve atmosferin ısınması  son zamanlarda çıkan yangınların sebebi olarak görünmektedir.

 Bilim insanları bunu böyle açıklamaktadır.  Çok  öncelerden bu tehlikeye işaret eden bilim insanları varken aşırı zenginleşme hırsı bedeniyle bunu görmezden gelen ülkeler ve sanayiciler bu kötü tablonun oluşmasını hazırlayanlardır.

Küresel ısınma binlerce dönüm ormanın yanmasına sebep olmuştur. Ormanların yanması sadece ağaçların yok olması değildir. Oraları   yaşam alanı olarak gören hem  hayvan türlerinin hem de,  ağaçlar dışında diğer bitki türlerinin yanmasıdır.

Sel felaketleri de yine insanların bitmeyen zengin olma hırsının sonucudur Doğanın kurallarını hiçe sayarak dere yatakları üzerine yapılan binalar, binaların yapımında malzemeden çalma girişimleri de yine kâr etme düşüncesiyle olmaktadır.

Çarpık yapılaşma ve kentleşmenin önünü açan devlet yönetimleri de bundan maddi fayda sağlayarak izinler vermekte ve suça ortak olmaktadırlar. Türkiye’deki sel felaketlerinin bir sebebi mevsimlerin atmosfere bağlı olarak değişiklikler göstermesi ise diğer sebebi de bilemden uzak tamamen maddi çıkara dayalı  inşaat izinlerinin verilmesidir.

Felaketlerin önlenmesi esastır. Bu da bilim insanlarının söylediklerini dikkate almakla olur. Felakete davetiye çıkaran yönetim anlayışı felaketten sonra “yaraları saracağız” açıklaması  pek inandırıcı değildir.

Tıpta koruyucu hekimliğin mantığı gibi hasta olmadan hastalığa karşı hazırlıklı olmak gerekir.  Bunu yapabilen ülkeler felaket ve doğal afet riskine göre tedbir alarak bu riskleri en alt seviyeye indirmeyi hedeflemektedirler.

Dini inançlar gereği her felaketi “kader” diyerek geçiştirmek ve bunun tanrıdan geldiğini söylemek 21. Yüzyılda ortaçağ zihniyetinde yaşamaktır. Felaket anında insanlara dua etmeyi, tanrıdan yardım dilemeyi öğretmek de aynı düşüncenin ürünüdür. Hem felaketin tanrı işi olduğunu söyleyeceksiniz hem de aynı tanrıdan yardım dileyeceksiniz. Hangi akıl mantık bunu açıklar.

Doğa felaketleri insanların doğaya karşı yüzlerce yıldır işledikleri suçların sonucudur ve doğanın bir cezalandırmasıdır. Bundan kurtulmanın tek yolu bilime kulak vermek ve aşırı hırs ile doğayı mahvedenlere dur demektir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar