Hükümet Engisizyon Mahkemelerine Özendi
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Hükümet Engisizyon Mahkemelerine Özendi

19 Ocak 2021 - 03:53

Din, Ahlak, Eğitim ve Zenginlik İlişkisi

Engizisyon Mahkemeleri Ortaçağ Avrupasında Katolik Kilisesine bağlı bir hukuk sistemi idi. Zamanın kralları kilisenin etkisiyle kendilerine uymayan siyasi düşünceleri ve bilimsel çalışmaları yapanları cezalandırıp ve işkence ile öldürürlerdi.

Engizisyon mahkemelerinde binlerce kişi çeşitli işkencelerle sorgulanmış, suçlu bulunanlar odun ateşiyle yakılarak öldürülmüşlerdi. Bu mahkemelerde yargılananlardan biri de Galileo Galilei idi.

İtalyan bilim adamı yaptığı çalışmalarla dünyanın yörüngesinde döndüğünü keşfetmiş. Bunu Engizisyon mahkemesinde yargılanırken inkar ederek ölümden kurtulmuş. Ancak bu inkar onun itibar kaybetmesine de neden olmuştu.

Giordano Bruno da o dönemin yine ünlü filozof ve bilim adamıydı. Yaptığı çalışmalar nedeniyle engizisyon mahkemesinde tanrıya saygısızlık, ahlaksız davranış ve dinden çıkmak suçlarından yargılanarak suçlu bulunmuş ve yakılarak öldürülmüştür.

Bunları niçin anlatıyorum? Ortaçağ Hıristiyanlığın din adamlarının etkisinde bilim adamlarına karşı yaptıklarını ve bilime karşı siyasi ve dini nedenlerle onları ya düşüncelerini inkar etmeye ya da ölüme mahkum etmişlerdi.

Bizim hükümet de bu pandemi döneminde yasal olarak kurulan ve tıp biliminin temsilcileri olan doktorların Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesinde bilimin ışığında alınan kararlarını siyasilerin “kararlarınızı revize ediniz” diye baskı yapmaları bana engizisyon mahkemesini hatırlattı.

Hükümetin siyasi çıkarlarına , kendilerine seçimlerde sponsorluk olanların istekleri bilimin emrettiği kuralların yok sayılmasını sağlıyorsa ortaçağ engiziyon mahkemesinin kararlarından ne fark vardır.

Unutmadan ekleyim: Yargıç, Giardiano Bruno’ya engizisyon mahkemesinin ölüm  kararını bildirdiğinde Bruno yargıca şu cevabı verdiği söylenir:” Ölümümü bildirirken siz benden daha çok korkuyorsunuz”

Bizim Bulaşıcı Hastalıklar Üst Kurulu üyeleri ne yargılanalar ne de suçlandılar. Ancak bir meslek etiği olarak hele de bir doktor olarak aldıkları kararları siyasilerin isteği ile değiştirmeleri veya revize etmelerini nasıl onaylıyorlar. Biraz yürekli ve onurlu davranmalarını beklemek insanlığın ve bu toplumun hakkıdır.

Kurul üyeleri ya bir Gaileo olarak  eski kararlarını inkar edecekler ve itibar kaybına uğrayacaklar, ya da Giordano Brunu gibi bilimi savunmaya devam ederek bedel ödemeye hazır olacaklar. En azından onurlu bir duruş sergileyerek itibarlarını artırmış olacaklardır.

***

Din, Ahlak, Eğitim ve Zenginlik İlişkisi

Ahlak bir toplumun belirlediği değerlere olan inanç ve buna uygun davranma  olarak açıklanabilir. Toplumun koyduğu bu davranış şekillerine uymak için de bireyin eğitilmesi gerekmektedir. Bu eğitimin biri de din öğretimi ve  inançtır. Dinlere göre din ve tanrı inancı  iyi ahlaklı olmayı sağlayan bir etkendir. Kısacası bu savunmaya göre dini inanç olmadan ahlaklı olunamaz düşüncesine hakimdirler. Tabii ki bunun dışında olan ve özellikle dini ve tanrıyı red aden deist ve ateistlerin bu konudaki düşünceleri tamamen farlıdır. Onlara göre ise iyi ahlaklı olmak için dindar olmak veya bir tanrıya inanmak gerekmemektedir.

2019 yılında yapılan 34 ülkede yapılan bir araştırmaya göre bu durum verilerle ortaya konmuş  ve etkinlikler ortaya çıkarılmıştır. Pew Research Center(*) adlı kuruluşun bu konuda yaptığı araştırama sonuçlar Temmuz 2020 tarihinde bir raporla paylaşıldı.

Rapora göre ülkelerin gelişmişliği ile tanrı inancının iyi ahlaklı olunmasında etkisinin azaldığı buna karşılık az gelişmiş ülkelerde arttığını göstermektedir.  34 ülkenin verilerini, aşağıda vereceğim linkten öğrenebilirsiniz ama örnek olarak Türkiye ile Almanya’yı vermek istiyoruım.

Tanrı inancının iyi ahlaklı olunmada GEREKLİ Mİ? verilen yanıtlar ülkelere göre şöyledir:

Ülke adı: HAYIR EVET

Almanya %61 %37

Türkiye %20  %75

Aynı araştırmaya göre ülkelerin kişi başına düşen yıllık gelir arttıkça tanrının iyi ahlaklı olmada rolünün azaldığı inancı ortaya çıkmaktadır. Ülkeler fakirleştikçe tanrı inancının arttığı ve buna bağlı olarak iyi ahlaklı olmanın tanrı inancına bağlı olduğuna inananların oranı da artmaktadır. Ülkeler zenginleştikçe ise bunun tam tersinin ortaya çıktığı  ahlaklı olmak için  tanrı inancına gerek olmadığını söylemektedirler.

Yine bu araştırmaya göre AB devletlerinde tanrı inancının  diğer ülkelere göre daha az dindar olma eğiliminde olduğunu . Araştırma, İnsanların eğitim seviyesi arttıkça tanrı inancının azaldığını göstermektedir. Bunun tersi insanlar ne kadar eğitimsiz kalırlarsa veya eğitimsiz bırakılırsa tanrı inançları daha da güçlü olmaktadır.

Özet olarak yapılan araştırma sonucuna göre toplumun benimsediği iyi alışkanlıklara sahip olmak yani iyi ahlaklı olmanın tanrı inancıyla ilişkisini ekonomik zenginlik, eğitim,  belirlemektedir. Az gelişmiş ülkelerde dinin çok etkili, zenginleşmiş ülkelerde ise  dinin ve tanrı inancının az etkili almasının gerçek nedeni budur.

Bu sonuçlardan sonra Karl Marx’ın söylediği:”DİN HALKIN AFYONUDUR” sözünün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha görmekteyiz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar