İNSAN HAKKI İHLALLERİNE KARŞI ÇIKMAK BİR ÜLKENİN...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

İNSAN HAKKI İHLALLERİNE KARŞI ÇIKMAK BİR ÜLKENİN İÇİŞLERİNE KARIŞMA DEĞİLDİR

01 Nisan 2021 - 10:12

1215 tarihli MAGNA CARTA bildirgesinden sonra yönetilen insanların hak talepleri yoğun şekilde yaşanmıştı. Ulusal düzeyde yapılan başkaldırılar neticesinde bazı haklar elde edilmişti.

1789 tarihindeki Fransız ihtilalinden sonra  yayınlanan Evrensel İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi özgürlükleri vurgulaması bakımından önemlidir. 2. Dünya savaşından sonra oluşan iki kutuplu dünyada İnsan Hakanları Evrensel Bildirisi yayınlamak gereği ortaya çıkmıştır.

İnsan hakları içinde en önemli  sayılan insanların yaşam hakkıdır. Bu hak öldürülmeme hakkını da anlatır. Yaşam hakkı insanların açlıktan  savaşlardan  salgın hastalıklardan korunması gerektiğini açıkça ortaya koyar.

Devletler bu konularda insanlara karşı büyük sorumluluk taşımaktadırlar. Her devlet hem kendi vatandaşlarına hem de tüm insanlara karşı bu konuda hassas olması gerekmektedir.

Marksist –Leninist  anlayışa göre sınıflı toplumda dünya sömüren ve sömürülenler olmak üzere sınıflara ayrılmaktadırlar. Sömürünün olmadığı sosyalist bir toplum hedefi insan odaklı bir düşüncenin ürünüdür.

İnsanların sömürülmediği, bir dünya hedeflemektedir. Bu konudaki düşüncelerini açıkça söylemekten, yazmaktan çekinmeyen Marks ve Engels birlikte yayınladıkları Komünist Manifesto’nun sonunda  şu cümleyi yazmışlardı: ““Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecekleri bir şeyleri yoktur.

 Kazanacakları, bir dünya vardır. Bütün ülkelerin proleterleri, birleşin!” Tabi ki bu cümlenin kurulmasında temel sebep sömürü ve devlet mekanizmasını elinde bulunduran sınıfın insan haklarına rağmen uyguladıkları baskıları anlatır.

Enternasyonalist  bir   devrimci olan Che Guevara’nın söylediği şu söz de  bir solcunun nasıl olması gerektiğini açıkça anlatmaktadır.” Dünyanın neresinde olursa olsun, haksız yere birisinin suratına atılan tokadı kendi suratında hissetmeyen kişinin insanlığından şüphe ederim.”

Şimdi esas konumuza geleyim. Bir ülkede yapılan insan hakkı ihlalleri  başka ülkelerin solcu, sosyalistleri tarafından nasıl görünmeli. İşte Che’nin yukarıda söyledikleri buna en güzel cevaptır.

Son zamanlarda Türkiye’de yapılan birçok  antidemokratik uygulama  vardır. Tek kişinin yönetimine giren Türkiye’de  demokrasi ve insan hakları sürekli olarak  ve keyfi şekilde ihlal edilmektedir.

HDP’nin kapatılma isteminde tutun da  alınan kararların sadece vatandaşa uygulandığını, iktidar partisinin bu yaslardan  ayrıcalıklı tutulduğunu görmekteyiz. İnsanlara savunma hakkı vermeden keyfi tutuklamalar, mahkemelerde alınan hukuksuz kararlar birçok insanın özgürlüğünü elinden almaktadır.

Tüm bunlar yaşanırken bunlara karşı dayanışma içinde olmak Türkiye’nin içişlerine karışma olur mu? Tabi ki olmaz. Kesinlikle olmaz. “Bu bizim iç meselemizdir, siz karışamazsınız” demek zaten insan hakkını tanımamak demektir.

Evrensel insan hakkı adı üzerinde evrenseldir. Tüm dünya insanları içindir. Bu hakkı elden alana karşı başta tüm insanların, en çok da sol ve sosyalistlerin görevidir. Bunu yapmayanın solculuğundan ve sosyalistliğinden şüphe ediniz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar