İŞİMİZE GELDİĞİNDE HAK GELMEDİĞİNDE HAKSIZLIK DEMEK DOĞRU...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

İŞİMİZE GELDİĞİNDE HAK GELMEDİĞİNDE HAKSIZLIK DEMEK DOĞRU DEĞİLDİR

26 Mayıs 2021 - 09:34

Hak sözcüğü bir adalet kavramıdır. Adaletin olması gereken halidir. Haksızlık da bunun olumsuzu olarak hak edileni elde edememe halidir. Haksızlığa uğradığını iddia eden biri kişi adalete başvurur. Hukuk sistemi içimde hakkını almaya çalışır. Sistem doğru çalışırsa da genellikle hakkını alır.

Siyasetle uğraşan kişilerin hak ve hukuktan bahsetmeleri de önemlidir. Politikacıların vatandaşın temsiliyetini istemeleri için onlar güven vermesi gerekir. Güven vermeyen politikacılar vekillik de yapmamalı.

Doğrusu bu ama uygulamada üzülerek belirtmek gerekirse insanlarımız seçimlerde toplumun menfaatleri yerine bireysel menfaatlere yönelir ve seçimini de ona göre yapar. Sonuç ortada. Devlette insan kaynakları yozlaşır ve hakkı olan değil hakkı olmayan göreve getirilir.

Politikacı ile vatandaş arasındaki ilişkinin bir sonucudur bu. Devlet mekanizmaları bu şekilde yeteneksiz kişilere teslim edilince  tüm çarklar yanlış dönmeye başlar. Hukukta tarafların bir akit ile bir konuda anlaşmaları doğal bir şeydir. 

Bu akit kuralları tüm tarafları bağlar. Kurallara uymayan Akdin dışına çıkmış demektir. Bu şekilde diğer tarafların menfaatleri zarar görürse hukuk yoluna başvurma hakkını kullanarak hakkını arar.

Uluslararası anlaşmalar da bir çeşit sözleşmedir. Taraflardan biri anlaşmayı bozarsa uygulanacak yöntem Lahey Adalet Divanına başvurmaktır. Bu yönteme başvurabilmek için tarafların birlikte başvurusu gerekir.

Adalet Divanı’nın vereceği karar kesindir ve karar taraflarca kabul edilip uygulanmalıdır. Bu nedenle taraflar genellikle kendi çıkarlarına uygun bir karar çıkmayacak endişesiyle birlikte başvurmayı reddederler.

Doğu Akdeniz’deki gerginliğe sebep olan doğal gaz aramaları için tarafların hak iddia etmeleri de Uluslar Arası  Deniz Hukukuna dayandırılıyor. Oysa Türkiye Uluslararası  Deniz Hukuku sözleşmesini imzalamayan ülkelerden biridir.

Hem Ege’de hem de Doğu Akdeniz’deki bu anlaşmazlıklar için de taraflar Lahey Adalet Divanı’na gitmek istememektedirler. Kıbrıs Cumhuriyeti Kuruluş anlaşması da  Devletlerarası bir anlaşmadır.

Bu anlaşma da halen yürürlüktedir. Fiili durum 1964’ten sonra değişse de  yeni bir anlaşma yapılmadığından eski anlaşma devam etmektedir. Buna rağmen Kıbrıs Cumhuriyeti topraklarının bir bölümünde KKTC diye bir devlet kurulması da Ulusalar arası hukuka göre mümkün değildir. Bu nedenle tanınmıyor.

Tanınmamış bir devlet olarak KKTC yöneticileri ve politikacıları işlerine geldiğinde “Kıbrıs Cumhuriyetindeki haklarımız” demekte işlerine gelmediğinde “KKTC’yi sonsuza dek yaşatacağız” demektedirler.

Bunun son örneği de aşılar konusunda yaşanmaktadır. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin aldığı ve Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı Kıbrıslı Türklerin de aşılanması için verdiği aşıları Cumhurbaşkanı bir hak olarak görmektedir. Bugüne kadar 30000 aşının verilmesini de haksızlık olarak söylemektedir. Bu açıklama dürüst bir açıklama değildir. Bir taraftan KKTC’nin bağımsız olduğunu söyleyeceksiniz bir taraftan da  aşı hakkından bahsedeceksiniz.

Politika işine geldiğini söylemek ve işine geldiğini yapmaksa insani değerler yitirilmiş demektir. Oysa ilkeli ve dürüst olmak insani bir değerdir ve toplum içinde sizi yüceltir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar