Ismarlama Filmlerle Her Zaman Propaganda Yapılır
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Ismarlama Filmlerle Her Zaman Propaganda Yapılır

04 Nisan 2021 - 10:52

Radyo ve sinema devletlerin kendi ideolojilerini yaymada sıkça kullanılan propaganda araçları olmuştur. Özellikle eğitim, beyin yıkama, psikolojik savaşta  günümüzde de kullanılmaktadırlar.  Önemlerinden hiçbir şey kaybetmemişlerdir. Buna televizyon yayıncılığı da eklenerek  en uzaktaki kitlelere erişim olanağı sağlanmıştır.

Totaliter, faşist rejimlerde  başvurulan büyük yalanlar radyo , sinema ve televizyonlarla kitleleri etkilemektedir. Diktatörler bu gücü kullanarak halkın gözünde kutsallaşmakta ve  devletin gücü ile eş tutulmaktandır.

Radyo, televizyon ve sinema 1. Dünya savaşından sonra ABD’de çok kullanılan bir yöntemdi. 2. Dünya  savaşı öncesi ve savaş sırasında Hitler’in propaganda bakanı  özellikle radyoyu bu amaçla en iyi kullananların başında gelmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Vietnam’daki askeri başarısızlıklarını halkından gizlemek için  başvurduğu yöntemlerden biri de askeri kahramanlıkları konu eden filimler yapılmasıdır. Devlet, bu filmlerle hem savaşın acılarını unutturmak hem de  başarısızlık nedeniyle oluşan moralsizliği ortadan kaldırmak amacını gütmekteydi.

Bu dönemde hatta günümüzde bile Amerika Birleşik Devletlerinin savaş kahramanlıkları ile dolu birçok filimler yapılmıştır. Türkiye’de iktidarı elinde bulunduran Erdoğan ve AKP,  yeni Osmanlıcılık hayallerini gerçekleştirmek  için televizyon, radyo ve sinemayı kullanmaktadır.

Özellikle “ecdat” dedikleri tarihi filmlere büyük teşvikler d vermektedirler. Bunları yaparken de  Türkiye Cumhuriyeti’nin  kuruluşuyla ilgili ne varsa unutturmaya  çalışmaktadırlar. Kendi tarihini bile dizi filmlerden öğrenen bir ulusun filmlerde gördüklerine hiç sorgulamadan inanmaları nasıl bir insan  topluluğu yaratıldığının en güzel örneğidir.

Tarihi dizi filimler hâlâ  televizyon kanalarında tekrar tekrar gösterilmektedir. Sürekli ecdat edebiyatı yapan Erdoğan başkanlığındaki yönetim bundan siyasi çıkar elde etme peşindedir.

Erdoğan ve AKP iktidarının  bu amaçla Kıbrıs’a da el atması bu yüzdendir. Özellikle Türkiye’de  Ulusalcıların ve İslamcıların ortak olduğu tek nokta adına “milli politikamız” dedikleri Kıbrıs politikasıdır. Bu açıdan bakıldığında  filmin çok büyük bir hedef kitlesi vardır.

Filmin senaryosunu hazırlayanlar  gerçek tarihi olayları çarptırıp istedikleri gibi yansıtmaları tam bir propaganda anlayışıyla  yapılmıştır. O günler yaşayan hiçbir Kıbrıslı aynı olayları tekrar yaşamak istememektedir.

Filmin yayınlanma tarihi olarak 1 Nisan’ın seçilmesi belki de EOKA’nın kuruluşuna verilen bir mesajdır. Ayrıca Cenevre’deki görüşmeler öncesi insanların şovenist duygularına hitap edilmesi de iki devletli çözüm düşüncelerini desteklemek amacı gütmektedir.

Tarih tektir. Onu farklılaştırmak, insanların iteklerine göre değiştirmek tarihçilerin görevi değildir. Bu ancak politikacıların kendilerine çıkar sağlamak için uyguladıkları bir taktiktir. Böyle bir film yapılacaksa  ortak tarihin insanları bir araya gelip hazırlamalıdır. 

Tarihi gerçekler ışığında Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerden oluşacak bir ekip kendi  ortak tarihimizi  filimler aracılığıyla doğru olarak anlatabilirler. İşte o zaman yapılan bir belgesel film olur. Diğerleri  propaganda ile sahibine hizmet eder ve sahibinin sesi olur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar