İŞTE ADADAKİ GERÇEKLER
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

İŞTE ADADAKİ GERÇEKLER

05 Nisan 2022 - 09:47

“İki devletli egemen eşitlik temelinde çözüm” önerisinde bulunan Türkiye ve buradaki işbirlikçileri bu tezlerini her konuşmalarında “Ada’daki gerçekliğe” bağlamaktadırlar.

İşite adadaki gerçeklik:

1974 öncesi Yunanistan Cuntası’nın Kıbrıs Cumhuriyeti’ne darbe yapma hazırlığına başladı. Eoka B’yi hortlatarak  Makarios ve Akel Yanlıları ile zaman zaman zıtlaşmalar ve sabotaj eylemleri yapıldı.

15 temmuz’da  EOKA B tarafından Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı bir darbe yapıldı. Bu darbe Rumların iç meselesi gibi gösterilse de EOKA’nın amacı belliydi.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin garantörleri olan 3 devletten biri Yunanistan darbenin destekçisi idi. Diğer garantörlerden Birleşik Karallık kendi uslerini koruma telaşı yaşarken Türkiye Askeri müdahale etti.

Devrik Cumhurbaşkanı Makarios bunun garantörlük göreviyle yapıldığına inandı. Oysa plan başkaydı. Ada bugünkü şekline getirildi . Ateşkes ilan edildi. Bir anlaşma sağlanmadı. Ateşkes koşulları devam etmektedir.

Bölünen Ada’da insanlar  kendilerini emniyette hissedecekleri bölgelere taşındılar. Ya da kendi olanaklarıyla gittiler. Bu bir anlaşmalı göç değildir. Bu konuda çok yanlış açıklamalar olmuştur.

Zamanın lideri Denktaş bu sorunun çözümünü “global mal mülk değişimi” olarak önermişti fakat böyle bir uzlaşı hiç olmadı.

1974 Yılına kadar Ada genelinde Türklerin kayıtlı toprağı %12.3 oranındaydı. Bu şekliyle Rum malları ile Türk malları ne alan olarak ne de  değer olarak eşitti. Doğal olarak kabul  edilmedi.

Ada’ya “Tarım İş Gücü“ adı altında Türkiye’den aileler getirilerek Rum evlerine yerleştirildiler. Doğum yerleri sanki Kıbrıs'mış gibi sahte doğum belgeleri çıkarıldı. Ruamlardan kalan her türlü eşya dağıtıldı.

Kuzeydeki Türkler ve Türkiye’den getirilenler “Ganimet “ adı altında Rumların bıraktıkları eşyaları, mülkleri  iş yerlerini yağmaladılar. Büyük ve küçük baş hayvanlar da sahiplenildi,.

Zaman geçti. Tahsis edilen Rum malları bir yasa ile hem Türkiye’den  yasadışı olarak getirilen nüfusa veridi hem de Kıbrıslı Türklere  ya “eşdeğer” kılıfıyla ya da “mücahitlik puanı” karşılığında verildi. Yapılanlar tam bir hukuksuzluktu.

Dünya bunu onaylamazdı. Nitekim bu konularda AİHM’e yapılan Rumların  başvuruları Kabul edildi ve Türkiy bu davalarda mahkum edildi.

KKTC diye bir devlet kuruldu. Dünya Kıbrıs Cumhuriyeti toprağı içinde kurulan bu devleti tanımadı. Türkiye tanır gibi yaptı  ama her zaman her türlü müdahaleyi yapmaktan çekinmedi.

Son  20 yılda Türkiye’deki Erdoğan Liderliğindeki AKP iktidarında müdahale açık ve her alanda görülmeye başlandı.  Kıbrıslı Türklerin iradesi taşınan nüfus  ve verilen vatandaşlıklarla ellerimden alındı.

Her bakanlık için Elçilikte bir müşavir görevlendirildi. Tüm işler bu müşavirler aracılığı ile Ankara tarafından yapılmaktadır.

Türkiye’deki  kara para ,  kumar , uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgilenen kim varsa buraya yerleşip  işlerini sorunsuz devam ettirmektedirler. Kıbrıs’ın kuzeyi bu örgütlerin hesaplaşmalarına  sahne olmaktadır.

Kıbrıs'taki gerçekler işte bunlardır.

 “Bu gerçekler ışığında” derken sanırım bunları anlatmak istiyorlar. Oysa  bu gerçekleri  bağımsız ve egemen olan hiç bir devlet onaylamaz ve işbirliği yapmaz. Bu nedenle Kıbrıs Cumhuriyeti’nden de böyle bir işbirliği beklenmemeli.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar