KIBRIS ÜZERİNDEKİ HAKLAR ve "SÖKE SÖKE ALIRIZ"...
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

KIBRIS ÜZERİNDEKİ HAKLAR ve "SÖKE SÖKE ALIRIZ" SÖYLEMİ

04 Temmuz 2021 - 10:50

Osmanlı  ve Ruslar arasında Doksan Üç harbi olarak bilinen felaket Abdülhamit döneminin en zor günleriydi. Ruslar bugünkü adıyla Yeşilköy, o günkü adıyla Ayastefanos’a kadar gelmişti. Yapılan anlaşma şartları çok ağırdı. Rusların bu başarısı ve Akdeniz’e inme olanağı bulması Avrupa devletlerini endişelendirmişti.

Bu endişeyle  İngilizler Ruslara karşı Osmanlıya yardım etmek için Kıbrıs adasının kendilerine kiralanmasını istediler.

Osmanlı İngilizlerin isteğini kabul ederek Kıbrıs’ı Bileşik Krallığa ahalisiyle birlikte kiraladı mı?

Evet kiraladı.

 Osmanlı’nın 11 Temmuz 1878 tarihinde itibaren Kıbrıs üzerindeki  egemenliğinde vazgeçti mi?

Evet vazgeçti.

Birinci dünya savaşında Almanların yanında savaşa katılan Osmanlıya karşı Birleşik Krallık Kıbrıs Adası’nı  ilhak ettiğini açıkladı mı?

Evet açıkladı.

Türkiye Kurtuluş savaşından sonra  imzalanan Lozan Barış Anlaşmasının 20. Maddesi ne diyor?

Madde 20 — “Türkiye, Britanya Hükümetince Kıbrıs’ın 5 Kasım I914’te açıklanan ilhakını tanıdığını bildirir.”  Diyor.

Bunun anlamı Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs üzerinde hiçbir hakkı olmadığını kabul ve ilan etmek değil mi?

Evet bu maddeye göre Türkiye tüm haklarından vazgeçmiş oluyor.

Uluslararası anlaşmalar uluslararası hukukun bir parçası değil mi?

Evet. Öyledir. Yeni bir anlaşma yapılıncaya kadar eski anlaşmanın geçerliliği devam eder.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Lozan Anlaşılmasından sonra ilgisi ne oldu?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti yasal olarak Lozan Anlaşması’nın ilgili maddesine uygun davrandı. Buna rağmen devlet içinde öğütlenmiş ve  bazı güçler hem Kıbrıs’ta hem de Türkiye’de düzenledikleri provokasyonlarla eylemlerle Türkiye’nin ilgisini buraya çekmeye çalıştılar.  1955 yılının  6-7 eylül günleri bu provokasyonların tarihteki kara bir lekesidir.

Aynı provokasyonlar Kıbrıs’ta da yapıldı. Atatürk heykelinin kurşunlanması, Bayraktar Camisine bomba konulması hep bu yüzdendir.

Kıbrıs Rumları bu süreçte ne yaptılar?

Kıbrıs Rumları  İngiliz Sömürge dönemine karşı ayaklandı fakat bu ayaklanma bir bağımsızlık mücadelesi olmadı. Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması mücadelesi oldu. Bu da başarılı olmadı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluş anlaşmaları ile garantör ülke olarak Türkiye bir görev üstlendi.

Garantörlük görevi Türkiye’nin Kıbrıs üzerinde hakkı olarak görülebilir mi?

Hayır. Bu görev üç garantör ülkeye Kıbrıs’ın egemenlik, toprak bütünlüğü ve anayasal düzenin korunması için verildi. Bu anlamda Garantörlerin bir hak talebi olamaz.

 Türkiye ve KKTC’nin Kıbrıs’taki haklarından bahsetmesi uluslararası hukuka göre  uygun mu?

Lozan Anlaşmasıyla Türkiye’nin Kıbrıs üzerinden vazgeçmesi hâlâ geçerlidir. Bu konu ile ilgili yeni bir anlaşma yapılmamıştır.

KKTC’nin de tanınmamış olması yine uluslararası hukuka göre Kıbrıs adası üzerinde bir hak talebinde bulunmalarına olanak vermez.

 Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyetinin kurucu ortağı olmaları nedeniyle Kıbrıs Cumhuriyetinden doğan bir hakkı vardır. Ancak Türk tarafı bu hakkı hiçbir zaman talep etmemişler. Her zaman KKTC’nin tanınmasını istemişlerdir. Türk toplumu adına hak talep edilecekse önce Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki haklarımız talep edilmelidir. Hakkımız olan da budur.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım tarihi gerçekler ışığında Kıbrıs adası üzerinde ne Türkiye’nin ne de KKTC’nin bir hakkı vardır. Eğer bu hak savaşta” kan döktük ve aldık bizimdir” anlamında kullanılıyorsa o da  uluslararası bir hak olarak görülmez. Bu nedenle   “söke söke alınacak” bir hakkın ne olduğu merak konusu olmaya devam edilecek.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar