KKTC EKONOMİSİ SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİLDİR: YALANLARA KANMAYIN
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

KKTC EKONOMİSİ SÜRDÜRÜLEBİLİR DEĞİLDİR: YALANLARA KANMAYIN

18 Nisan 2022 - 10:24

Kıbrıs Türk Çiftçiler Birliği’nin genel kurulunda siyasiler yine döktürdüler. Kimi tarımda kendine yeterlilikten kimi de üretimden bahsetti.

Yaşam ekonominin aynasıdır. Ekonomi insanların yaşam kalitesini yükseltmediği sürece nutuk atmalar hep havada kalır. Ayakları yere basmayan politikacıların en çok başarılı oldukları konu insanların gözlerine baka baka saçma sapan konuşmalarıdır.

Ben eminim ki aile içinde bile ana babalar ekonomi konusunda bizim politikacılarımızdan daha bilinçlidirler. Bunu iddia ile yazıyorum.

Bir ailenin yaşam kalitesi ailenin toplam kazancına uygundur. Ailenin geliri arttıkça yaşam kalitesi de artar. Aksini durumda yaşam kalitesi düşer, yoksulluk ve açlık sırayla yaşamı çekilmez yapar.

Ailenin kazancını artırma yolu bellidir. Ya daha çok gelir getirecek bir iş yapacaklar ya da  çalışan aile bireylerinin sayısı artırılacak. Yasal olmayan işler burada geçerli değildir.

Gelelim KKTC denilen bu oluşuma.  Benim çocukluğumda özellikle tarımsal ürünlerde kendi kendine yeten bir durumdaydık. Kışta domates, salatalık yemezdik . İthal meyve hiç yoktu.

Tahılda, ve baklagilde de yeterliydik. Elye’nin fasulyesi Kırmızı Köyler’in patatesi meşhurdu.

Tarım üretiminde özellikle narenciye, patates, havuç üretimi ihtiyaç fazlasıydı ve ihracata yönelik üretim yapılıyordu. Bu sektörde hem üreticiler hem de ekmek yerdi.

İhracat demek aile örneğinde olduğu gibi gelirin artması yani ülkeye dıştan daha çok para girmesi demekti. Bu gelir insanların hayatlarına olumlu katkı demekti.

Peki şimdi öyle mi? Türkiye sermayesi : “Biz üretiyoruz size de satarız” demediler mi? Ya da rekabet edebilirlikte onlarla yarışamadık ve üretimden koparıldık.

Kıbrıs insanı fırsat verildiğinde üretmesini bilir. Kendi ayakkabısını, kendi çorabını, kendi makarnasını, kendi kolasını, limonatasını ürettiği günleri gençlere hatırlatmak isterim.

Her şey üretimden koparıldığımızda başladı.  Toplumun gelirleri azaldı. Bu ailelere de olumsuz yansıdı.  İnsanlar başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı. Yerlerine Türkiye’den insanlar getirildi.  Türkiye sermayesi buradaki yatırımlarıyla ekonomiyi de ele geçirdi. Sağlıkta, turizmde, yüksek eğitimde yapılan yatırımlar, devletten teşvikle sırtımızda büyük bir yük olmaktan öte bize yararı olmaktan çok uzaktadırlar. Ne tam vergi verirler ne de kazandıkları paraları ekonominin canlanması için kullanırlar. Yabancı bankalardaki hesaplarda biriktirirler.

Genel kurulda söz alanların söylediklerini birer cümle ile yazıyorum gerisini artık siz yorumlayınız:

“Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz,:” Dünyada tarımın öneminin arttığını, üretimin değerini bilmeyenlerin de öğrendiğin Kaynak: “Üretimde ne kadar dışa bağımlıysanız, o kadar sıkıntıdasınız demektir”

Erhürmen: “Duymaktan en korktuğum laf... ‘Böyle giderse üretmekten vazgeçeceğiz’ lafıdır.”

Özersay: “Tarımda dışa bağımlılık azaltılmalı”

Sucuoğlu:” “Hepimiz aynı gemideyiz. Bu gemi su alırsa, zarar görürse hep birlikte zarar göreceğiz. Zaman birlik, bütünlük, hepimizin elini taşın altına koyma zamanındayız”. 

Tatar: “KKTC’nin imkanları belli. Keşke imkanlar bol olsa da sübvanselerle takviyelerle hepimizin işi daha kolay olsa.

Şimdi yorumlarınızı merak ediyorum. Var mı bir çıkış yolu?

Kaynak: Yeni Düzen gazetesi

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar