Kuran Kursları ve madalyonun diğer yüzü
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Kuran Kursları ve madalyonun diğer yüzü

19 Nisan 2021 - 11:14

Anayasa mahkemesinde görülen bir davanın karar metnine dayanarak yapılan açıklamalar ve tepkiler hiçbir şey olmamış gibi davranmaktan iyidir Bu, toplumun dinamik bir yapıda olduğunu gösterdi.

Bugüne kadar yapılan din kurslarının aslında anayasaya aykırı olarak yapıldığını da açık olarak ortaya koyar bu karar.

Tabi bu kararı isteyen istediği gibi yorumladı. Laiklik vurgusu da yapıldı,  “din kursları yasaklanmadı” diyerek gelecek tepkileri ortadan kaldırmak için çırpınanlar da oldu.

Şimdi gelelim madalyonun diğer yüzüne. Yıllardır Türkiye’deki Erdoğan başkanlığındaki AKP iktidarının “manevi değerleri artırma” adına burada yapılan dini yatırımları görmeyen yok.

Tüm köylere minareli camiler yapıldı. İmamlar görevlendirildi, Din işleri başkanlığına Türkiye’den atama yapıldı. İlahiyat koleji yapıldı. Teşvik için öğrencilere burslar verildi. 

Erdoğan ve AKP’nin Türkiye’de yaptıklarını burada da yapmak istediği kendi ağzından işitme fırsatı verdi bu mahkeme kararı. Tıpkı orada olduğu gibi anayasa mahkemesinin kararını da değiştirilmesi için emir verdi. Tehdit etti.

Anayasa mahkemesini laikliği bilmemekle suçladı. Kısacası bu karara Erdoğan çok kızdı. Bu kızgınlığını hafifletmek için  Tatar ve Saner ne yapacaklarını şaşırmış bir halde kıvranarak açıklama yapma gereği duydular: “ Gereği yapılacaklar. Kuran kursları aynen devam edecek” anlamına gelen bu açıklamalarla sular durulur gibi oldu.

Mecliste  olan muhalefet partileri de yaptıkları açıklamalarla  tepki gösterseler de bu suça ortak oldukları gerçeğini ortadan kaldıramaz. Yıllardır kanunsuz şekilde yürütülen kuran kurslarına karşı hiçbirinin aklına anayasa mahkemesine başvurma niçin gelmedi.

Bu kursların tenis kursu gibi olmadığı açıkken niçin gerektiği kadar tepki konmadı. Zamanında  CTP genel sekreteri olan Tufan Erhürman  bu konuya duyarlılık göstermiş yapılan kuran kurslarının  yasalara uygun olmadığını  çünkü tüm kurslar gibi kuran kurslarının da Milli Eğitim Bakanlığının izni ve denetimi ile yapılacağını söyledi.

Bir hukukçu olarak bu konuda görüşlerine o zaman değer verilmeliydi verilmedi. Ancak Tufan Erhürman başbakan olduğu zaman aynı hassasiyeti göstermedi. Onun Başbakanlığı döneminde Milli Eğitim Bakanı olan Cemal Özyiğit de bu konuda  gerekeni yapmadı ve bu suça ortak oldu.

Suç diyorum  çünkü anayasaya aykırı olan uygulamaları yapan, yapılmasına izin veren aynı derecede suçludur bana göre. Kudret Özersay da Dışişleri bakanı olduğu dönemde de sesini çıkarmayanlardan biridir.

Politikayı bir tarafa bırakarak bu konuya ciddi ciddi eğilmek gerekir. Demokrasiyi ve insan haklarını  her zaman araç olarak kullanırlar. Bu düşünce yapısının gizli ajandasında her zaman şeriat düzenine dayalı bir  devlet yaratmaktır. Bunun alt yapısını hazırlamak  din eğitimi altında yapılan kuran kurslarıdır. O bakımdan niyetleri iyi okumak ve demokrasimize ve laik düzenimize karşı yapılan bu saldırılara dik durmak gerekir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar