Kuran ve Hafızlık kursları pek masum değildir
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Kuran ve Hafızlık kursları pek masum değildir

22 Nisan 2021 - 09:47

Küçük yaştaki çocukları kuran kursuna gönderen ailelerin bunu niçin yaptıklarını  sorgulamamız gerekmektedir . Bu aileler küçük yaştaki çocuklarını belki dini değerleri öğrensinler diye gönderiyorlar belki de birilerinin maddi ve manevi teşviki ile olabilir.

Bir başka sebep de çalışan anne ve babalar çocuklarımız boşta kalmasın, emin ellerde olsunlar diye gönderiyor olabilirler. Kursları düzenleyen kurum burada Din İşleri Dairesidir. Bu dairenin görevi toplum içinde  çeşitli dini ihtiyaçların yerine getirilmesidir. Cenazelerin defnedilmesi  , camilerde cemaate namaz kıldırma gibi.

Bu tabii ki diğer inançların ihtiyaçlarını gidermiyor. Örneğin: Alevi   olanlara veya  diğer dinlere mensup olanlara hizmet vermiyor. Bu bir eşitsizlik yaratıyor ve  toplumun bir kesimi inançları bakımında ötekileştiriyor.

Kuran kursları ise çok daha olumsuz bir yapıdır. Öncelikle  12 yaşından küçük çocuklara din eğitimi verilmesinin sakıncaları bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu yaşlarda çocuklara din eğitimi verilirken anlatılan, melek, şeytan, cin gibi soyut varlıklar çocukların zihinsel gelişiminde olumsuz yaralar açmaktadır.

Yüzyıllar önce uygulanan yere çömelerek veya  oturarak sallana sallana Arap harflerini öğretmek  de vücut gelişimine uygun değildir. Oysa çocukların oturacakları ergonomik sandalyeler olması gerekir. Çağdaş bir durum değildir.

Bu kurslarda öğretilen  dini bilgiler soyut olduğundan çocukların öğrenme prensiplerine de terstir. Din ile bağlaştırılarak anlatılan olayları çocuğun anlaması imkansızdır. Çocukları duygusal yönden de olumsuz etkilemektedir.

Öğretmen rolünü üstlenen  din görevlilerinin de pedagojik  bilgileri yoktur. Görevli, çocuklara otorite olarak görünmekte ve  kendine saygı gösterilmesini ister. Sıkı bir disiplin uygulanır. Dini inanışa göre de önce Allah’a sonara peygambere,  halifeye, din adamına olacak  şekilde hiyerarşik bir yapı anlatılır.

Bu hiyerarşik yapı içinde olanlara her zaman kulluk edinilmesi  ve söylenenlere hiçbir sorgulama yapılmadan inanılması kuraldır. İnanmayanların  nasıl cezalandırıldıklarını da korkunç bir şekilde anlatılmaktadır. “Allah seni yakacak” söylemi işte bu anlatımın ve inancın etkisiyle söylenmektedir.

KKTC’de  yapılan  Kuran ve hafızlık kursları da bu şekilde yapılmaktadır.  Küçük yaştaki beyinlerin hiçbir şeyi sorgulamadan inanmaları sağlanmaktadır. Bu çocuklar büyüdüklerinde de aynı düşünce ile  her söylenene sorgulamadan körü körüne inanacaklardır.

Kursların temel hedefi de budur. Nasıl bir insan yetiştirelim sorusuna  verdikleri cevap:” Dindar ve kindar bir nesil” şeklindedir. Dindar nesilden kastedilen  düşünmeyen, sorgulamayan  kişiler anlaşılır. Kindar nesil ise hem laik düzeni kuranlara hem de kendi dinlerinden olmayan “gavur”, ya da “kafir” dediklerine karşı kin beslemeleridir.

Anayasa mahkemesinin kararından sonra çözüm arayışına giren  işbirlikçiler Türkiye’de yapıldığı gibi Milli Eğitim Bakanlığı ile  Din işleri dairesi arasında imzalanacak bir protokolle bunu  yapmayı sürdürebilirler. Bu durumda tehlike geçmiş olmayacaktır. Sadece kılıfına uydurulmuş olacaktır.

İnsani değerler kazandırma yerine dini değerler kazandırmayı ön plana çıkaran bu kurslar her  zaman laik düzeni tehdit etmişlerdir. Bunu görmeyerek, masum bir eğitim olarak değerlendirilen kuran kursları  laik düzeni ortadan kaldırarak şeriat düzeni getirmek isteyenlerin amaçlarına hizmet etmektedirler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar