Laiklik, Kıbrıslı Türkler ve AKP
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

Laiklik, Kıbrıslı Türkler ve AKP

21 Şubat 2021 - 11:34

Ortaçağ Avrupa'sında krallıklarda söz sahibi ruhban sınıfı kralı dini inanışlara göre yönlendirirlerdi.  Kralı tanrının dünyadaki temsilcisi gibi gösterip insanları dini inançları ile  krala ve kiliseye mutlak bağlılık için zorlarlardı. 

Feodal bir yapı içinde insanlar  zorla askere alınır, vergi verir ve kralları tarafından  zor yaşam şartlarında yaşamak zorunda bırakılırdı. Aydınlanma çağında ortaya çıkan reform ve Rönesans hareketleri ile  dinde  ve sanatta yenilik hareketi başlatıldı. Yönetici sınıf  ve katolik  ruhban sınıfı bundan pek mutlu değildi.

Fransız ihtilalından sonra feodalizm yıkılmış ve  ticaret burjuvazisi  devlet mekanizmasını ele geçirmişti. Bu hareket ulus devletinin de  tarih sahnesine çıkışını sağlamıştı. Dinin  devlet yönetimine karışmasını engellemek ve  demokratik cumhuriyetlerin insan haklarına dayalı olarak yürütülmesi gerektiği ortadadır.

Laiklik kavramı işte  bu amaçla kullanılmaya başlanmış. Dinin devlet yönetimine karışmaması esası üzerinde  oluşur. Aksi durumda devletler din kitaplarında  yazılan emirlerle yönetilir. Bu bakımdan laiklik ilkesi  insan haklarına dayalı modern devletlerin sigortasıdır. Laiklik ilkesi  yok edilirse din devleti adı altında otoriter bir yönetim tarzi kaçınılmaz olur.

Türkiye’de gündeme getirilen 1921 Anayasası ruhuyla yeni anayasa isteği aslında Laiklik ilkesinden kurtulmak ve din devleti kurma için ilk adımı atılmasıdır. Atatürk o yıllarda kurtuluş savaşı verirken en geniş kitlelerle bir ittifakın kurulması gerektiği düşüncesiyle  laiklik ilkesi konusunu pek gündeme getirmemiş ve şartların oluşmasını beklemiştir. Nitekim 1924 Anayasasında yapılan değişiklikleri ile laiklik ilkesi konmuştur.

Kıbrıslı Türkler Atatürk devrimlerini özümseyerek uygulamışlardır. Kıyafet devrimi, harf devrimi gibi devrimleri kabul etmişlerdi. Laiklik ilkesi  Kıbrıslı Türklerin yönetiminde her zaman göz önünde tutulmuştur. Kıbrıslı Türkler dini inançları bakımından pek yobaz bir inanış içinde olmadılar.

Her köyde camileri olsa bile genellikle minaresizdirler.  Bu  özeliği ile acaba bu ibadet yerleri zamanında cem evi olarak mu kullanılırdı diye düşünebiliriz.  Kıbrıslı Türkler müslüman olduklarını söyleseler bile yaşantıları dini inançlarına göre değildi.

Günün şartlarına  ve kendi akıllarının doğrusuna göre yaşamayı benimsemişlerdi.  Beş vakit namaz kılmazlar ama cumaları isteyen camiye giderdi. Bayramlarda camiye gitme alışkanlığı daha çoktu. Buna rağmen düğünlerde ve misafir ağırlamada sofrada Zivaniya, konyak,  bira, şarap eksik olmazdı.

Kısacası Kıbrıslı Türkler istedikleri zaman camiye , istedikleri zaman da meyhaneye giderlerdi. Bu alışkanlıkları kimse tarafından da yadırganmazdı.  Kimse kimseyi zorlamazdır. Hatta bazı imamların bile içki içtiği güzel gazel okuduğu bile söylenir.

Özellikle Türkiye’de AKP iktidarından sonra başlatılan minareli cami inşası Bir Osmanlı geleneğidir. Osmanlı   aldığı toprakları Müslümanlaştırmak ve buranın Osmanlı toprağı olduğunu  tarihe yazdırmak için bol bol minareli cami yaptırmışlardı.

AKP de aynı düşüncenin devamı olarak Türkiye’de hemen hemen her mahalleye bir cami yaptırmış.  Aynı anlayış ile Kıbrıslı Türklerin  “maneviyatını artırma” iddiasıyla  burada da her köye minareli camiler yaptırmıştır.

Yapılan camiler Kıbrıslı Türkleri daha Müslüman yapmaya yetmez ama buraya taşıdıkları nüfusu camilere doldurarak beyinlerini yıkamak için kullanabilirler. Bu konuda cami yanında imam hatip okulları açma çalışmaları da bu amaçladır.

Taşıma nüfusu  bu şekilde yetiştirme düşüncesi ileriki zamanlarda devlet yönetimini de ele geçirme projenin parçasıdır. Bu yolla laiklikten kurtulup dine bağlı İslam devletini kurmak ve islam yaşantısını yerleştirmek istiyorlar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar