MECLİSİ BOYKOT TEK BAŞINA ÇARE OLAMAZ AMA…
Nidai Mesutoğlu

Nidai Mesutoğlu

Bana Göre

MECLİSİ BOYKOT TEK BAŞINA ÇARE OLAMAZ AMA…

13 Mayıs 2022 - 10:10

Siyasetin utandığı fakat UBP siyasetçilerinin utanmadığı komplolar karşısında farklı değerlendirmeler okuduk, işittik. HP yaşanan olayların çözüm yolunu seçimlerin yenilenmesi olarak gördü ve açıkladı. CTP ise başta Tatar ve UBP’yi eleştirdi. Komplocuların sözü pek olmadı.

Bir başka görüşe göre de meclis boykotu seslendirildi. Hasan Sarıca Hocam  6 Mayıs 1990 seçimlerinin sonuçlarını boykot edip meclisten çekilmenin UBP’ye yaradığını anlatan bir paylaşım yaptı. Tabii ki o günün koşullarında yapılanlar eleştirilebilir. Belki de alınan eylem kararı doğru fakat sürdürtemez olduğundan yetersiz kalmış olabilir.

Meclisi boykot etmek de bir direniştir. Bunu 1990’dan ders alarak yapmak gerekir. Hataları tekrarlamamak için  çoklu düşünce ve sonucunda sağlıklı karar alınmalıdır.

Elbette ki sadece meclisten çekilmekle istenilen sonuca ulaşılamaz. Bunun için yapılması gereken meclisi boykot eden partilerin toplumsal muhalefete önderlik ederek öncülük görevi üstlenmesi gerekir. Meydanlarda yapılacak eylemler ile bu toplumsal muhalefet harekete geçirilmediği sürece sonuç alıcı olmaz. Hasan Hocam yeniden haklı çıkar.

Şimdi  toplumsal muhalefeti harekete geçirmek için 1990 seçimlerinden çok daha fazla sebebimiz vardır. Önce Erdoğan rejiminin buradaki iradeyi gasp etmesi ve istediğini yaptırma uğruna  ne yasa ne de anayasa tanıyan tutumu vardır.

Hayat pahalılığı, ,işsizlik, adam kayırma, partizanlık, ve bunların sebebi olan ekonomik kriz her zamankinden daha fazla hissedilir oldu.

Bunun yanında 1990’dan farklı olarak Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığını almamız,  Kıbrıs sorununun Federal Kıbrıs temelinde BM parametrelerine göre çözümün önemli bir hedef olarak ortada durması toplumsal muhalefeti harekete geçirecek önemli etkenlerdir.

Şu anda Türkiye’deki Erdoğan rejiminin işbirlikçileri iktidardadırlar. Erdoğan rejiminin çözümsüzlük uğruna öne sürdüğü “iki devletli çözüm” modeli  Kıbrıslı Türklerin asimilasyonunu hızlandıracak ve Türkiye’ye   Kıbrıslı Türk kimliğini de ortadan kalktıracaktır. Bu var olma mücadelesinin de sonu demektir.

Tüm bu yaşananları sadece siyasette müdahale olarak görmek çok sağlıklı bir analiz olamaz. Bunun en kötü sonuçlarına göre stratejiler geliştirmek ve  yüzyıllardan beri bu topraktaki varlığımızı korumak için toplumsal muhalefeti harekete geçirmek gerekir.

Tüm Kıbrıslılar kurtuluşu başkalarından  beklemenin bedelini fazlasıyla ödedi. En azından Kıbrıslı Rumlar  dünyanın tanındığı ve AB üyesi bir devlete sahiptirler. Biz  bu mandıra düzenine mahkum edilmiş durumdayız. Kurtulmak için mücadele şart değil mi? YOKA SİZ YENİ KURTARICI MI BEKLİYORSUNUZ?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar